Emre Üveysin Neslihan Tamer ve Türevlerinin Üveyslere ve Muharrem Karabay İçin Attığı İftiralara , Çirkin İthamlara Cevabıdır

📛Neslihan Tamer’in Bize attığı iftiraların ve söylediği iddaaların cevapları ;📛

❗Neslihan tamer hiç ciddiye alınacak bir kişi değildir.İşi gücü biraz ordan biraz burdan laflar alıp ALAKASIZCA
laflarla hakikatı bozmaya çalışmaktır.İddaalarına daha doğrusu iftiralarına ilmi cevap istemekte defalarca verdiğimiz
halde bizi profilinden engelleyip yorumlarımızıda silmektedir.Daha sonra cevap veremediniz diye bizimle oyun
oynamaktadır.
Ateistlerde aynı teknikle Kuranı Kerimi ve Hadisleri boşa düşürmeye ve çelişkili göstermeye çalışmaktadırlar.
Biliyorki insanlar okumayı ve araştırmayı sevmiyor.Durum böyle oluncada Hak yolundaki baykuşlar boş durmuyor.

————————————–
⚠1.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Adını Üveys zikri koydukları zikirler Kadiri ve halveti tarikatlerinin başlangıc zikirleridir.
Kesinlikle kendine ait değildir.

✅Cevap : Bu kişi İddiasına ilk bu cümlelerle başlamaktadır.Gerçekten akıllı ve gerçeği görmeye çalışan bir insan direk bu cümleye
bakarak Kadiri ve Halveti tarikatlarının zikrine bakar baktığında görecektirki bizim zikrimizle bir alakası yoktur.

Kadiriler Vird olarak 21 istiğfar,100 La ilahe illallah,100 (yüz) Allah,100(yüz) selavat getirmekteler.

Halvetilerse 100 defa Estağfirullah,100 defa Lâ ilâhe illallah,1000 defa Allah her yüzde bir İlâhî ente maksdî ve rıdàke
matlûbî denilecek,100 defa salavat,100 defa Kulhuvallàhu ehad okumaktalar.Gün içindede bolca Allah zikrine devam edin demekteler.

Gördüğünüz gibi tarikatların günlük virdlerinin bizimle hiçbir alakası bulunmamakta yetmedi bu zikirlerin üstüne Arınma,Ölüm,Kabe ve Şeyhlerinin
rabıtaları,Günlük tarikat namazları,Şeyhlerine hatmi hacegan hediye,Çeşitli hizmet adı altında işler,Aidat,Ve daha başka zikirler
vs gibi uygulamalar yapmaktalar haftada birde topluca sesli olarak
zikretmekteler bu işlerin ve uygulamaların bizimle hiçbir benzerliği bulunmamaktadır.
—–
❌İddiadan bir kısım : Her tarikat ehli bilirki bu zikirleri okuyan kimseler güzel şeyler yaşarlar Allaha yakınlıkları çoğalır.
Neticede zikir okumak çok hayırlı ve önemli bir konudur, ama önemli olan yaşamak değil istikamettir.
Üveys zikri olarak tanıttıkları zikirlerin asıl sahibi olan tarikatlerde bile bunlar gibi zikriler abartmaz .
Üveysi çavuşları Zikirleri okuturken sadece Allah rızası yerine sizin bilinçaltınıza keramet vari şeyler sokuyor sizi
beklentiye hazır hale getiriyorlar.Buda maneviyatta hazır bekleyen şeytan ve sufli varlıklara fırsat oluyor ve size vizyonlar
göstermeye başlıyorlar.

✅Cevap : Burada her tarikatında bizim yaşadıklarımızı yaşadığını ve Allahımıza yaklaştığımızı onaylamakta ve yaşanılanların
doğal birşey olduğunu tarikatların aynılarını yaşayıp abartmayıp bizim abarttığımızı söylemekte daha sonrada kendisiyle
çelişip bu yaşanılanların bilinçaltından ve şeytandan geldiğini söylemektedir.Demek oluyorki ya aynı şeyleri yaşayıp abartmayan
tarikatçıların hepsininde sahtekar ve şeytandan geldiğini söylemekte ya zikir çekenleri Allahımızın korumayıp şeytana yem edeceğini
söylemekte yada aklı olanın anlayacağı gibi bize çamur atmakta 🙂
Tabiki çamur atmakta…
—-
❌İddiadan bir kısım : Üveys çavuşu olan Muharrem (Kücük deccal) her platformda tarikat ve maneviyat düşmanlığı yapıyor.
Madem tarikat ve maneviyata karşı ise tarikat zikirlerini neden kullanıyor sorulması gereken sorunun birincisi bu.
Çünkü kendisi bu konuda hiçbir manevi eğitim olmamış yaptığı şey sadece hırsızlık ve münafıklıktır.Tarikat düşmanlığının
temel sebebide itikadı bozuk fikirler taşıdığı için tarikattan kovulmasıdır.Yani hakkani bir düşmanlık değil tamamen nefsani
bir düşmanlıktır.

✅Cevap : Biz korkmadan Hak ne ise O’nu söyleriz.Bu iddayı atanlar gibi Tüm Sahtekarları ortaya çıkarmak için uğraşırız.
Çünkü Biz Bize dokunmayan yılan bin yaşasıncı değil.Komşusu açken tok yatan bizden değildir hadisine uyanlardanız.
Onlar ancak zanna uyar.Ve ancak iftira atarlar.Müslümanım diyip müslümanlığı yaşamayan insan Dilde olsada kalpte olmayacağı gibi
Allahımızın yolunda ilerliyorum diyipte hiç bu yolda lutuf (keşif ve mücahede) elde etmeyen insanda doğru yolda değildir.
Üstü istikamet diye kapatılmamalıdır.Eskiden Tarikat zamanında gizlilik esastı çünkü Marifet gizliydi.Şimdi Marifet Aşikar oldu.
Durum böyleyken Rabbimizin yolundaki lutufları söyleyerek yaşadıklarımızın zekatını vermiş ve diğer insanlarında gelmesine vesile
olmuş oluyoruz.Çünkü onlarca sahte tarikat var ve herbiri şeyhinin uçtuğunu kaçtığını çok ilerlediğini söylemekte ancak zandan öteye
gitmemektedir.Biz ise yaşayarak görürüz.Ve onlarca çamur batağının içinde bu güzel yolu bak ben yaşadım gördüm sende yaşa diye
bildiririz.Muharrem öğretmenimiz ise asla bir tarikata gitmemiş ve kovulmamıştır.Nefsani bir düşmanlık olsa Muharrem hocamızında
bir tarikatı olmalı kendine mürit toplamalı ve para alması lazımdı.Ancak bu yolda öyle bir amacımız yoktur.Asla kimsedende para istemeyiz.

————————————————–

⚠2.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Nefsini görme Nefsini görme meselesi rüyada nefsinin bir hayvan veya başka suretle gözükmesi mevzusudur.
Tasavvufi kaynakların tamamında örneğin Sofyalı Yusuf Baalinin, Dağıstanlı Hüsamettinin, Muzaffer Özakın, Münir Dermanın, daha
eskilere gidersek Muhammed Nakşibent ve İmam Rabbani gibi büyüklerin eserleri baştan başa bunları izahla doludur.Bu soruları
soran kişilerin bu büyük maneviyata sahip olmaları lazım.

✅Cevap : Burada bizim gördüğümüz rüyaların ve yolumuzdaki bilgilerin Hak bilgiler olduğunu Büyüklerin yolundan geldiğini kendi
itiraf etmektedir.Gördüğünüz gibi böyle bi cahil kişi hiç umursanacak kişi değildir.Eskiden tarikatlarda 40 gün riyazet yapma gibi zorlu
yollarla nefsin hangi hayvan sıfata sahip olduğu öğrenilirdi.Ancak artık tarikat devri bittiği ve Marifet devri başladığı için
Rabbimiz bize kolaylıkla nefsimizi göstermekte ve terbiye imkanı sunmakta bu cahiller ise yıllarca gittiği ve savunduğu sahte
tarikatlarda asla ama asla nefsini öğrenememekte ve nefsini bilmeden Allah’a ulaşıyorum diye kendilerine kandırmaktalar.Bu
gidişle anca Sahte Şeyhlerine ulaşırlar.Peygamberimiz (sav) ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ buyurmuştur.Tasavvuf Rabbimizi bilme yoludur.Peygamberimizde (sav)
Rabbimizi bilmenin ve Rabbimizi bilme yolu olarak iddia edilen yolun eğer nefsimizi bildiriyorsa doğru olduğunu eğer nefsimizi
bilmiyorsak bulunduğumuz yol göstermiyorsa bu yolun yanlış bir yol olduğunu ve Rabbimizi bilemeyeceğimizi bu hadisiyle öğretmiştir.
Eski Hak tarikatlarda dahi ilk yol Nefsi bilmekle alınır.
Miskin Yunus neye durur,Ejderhalar yutar ölüm gibi birçok şiirlerinden ve sözlerindende anlaşılacağı gibi
Yunus Emre Hazretlerinin nefsi ilk başta Ejderha sıfatlıydı.
Bu kişiler kişinin kendi nefsinin hangi sıfatlı olduğunu bilmekle Nefsin tanımını bilmeyi cahilliklerinden dolayı karıştırmakta
nefsini biliyormusunuz ? dediğimizde evet biliyoruz nefs çok kötüdür demekle yetinip ilimsiz kalmaktalardır.
—-
❌İddiadan bir kısım : Önce idda ettikleri bu mühür nedir -Onlara göre Marifet makamında olan bir kimseye sadıklardan olduğunun
göstergesi olarak sol ayak parmağının ucunda bir darbe almaya benzer siyahlaşma olurmuş .
İşte manen sıddıkiyet mührü budur der.
—— Kaynak – Kenzül Havvas – filan ayeti filan gün filan kere yaptığında vucudunda
kına ,mühür ve yarılmaya benzer işaretler çıkar. Bilki maksadın ( cinnilerle irtibatın ) yakındır.
Köylerde anne ve babalarımız anlatırlar akşam vakti kül dökülen yerlere idrar edenlere cinler musallat olur.
Ve özellikle parmaklardaki tırmaklarda siyahlaşma musallat göstergesidir.

✅Cevap : Tevhid insanı sıddıklık makamına götürür.
(Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai]
(La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi]
(Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi]
(La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la]
(Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.) [Taberani]
(Cennetin bedeli Lâ ilâhe illallah’tır. Nimetin bedeli ise Elhamdülillah’tır.) [Deylemî]

Hz.Ebubekir Efendimiz’in ayağını yılan soktuğunda bu işaret Ebu Bekir Efendimizin sıddıklık işareti olmuştur.
Üveyslerde ise tırnaklarımıza bu mühürlerden vurulur.Bunların hepsi elestten gelen nasiptir.Burada bu kişi Kaynak olarak havası
vermiş filan ayeti filan kere yaptığınızda diye havas uygulamasını yaptığımızda cinlerin bize yaklaşacağını kına,mühür vs
olacağını söylemiştir.Havas kitabını araştırın.Sıddık işaretine benzer bi işaret geçmemektedir.
Diyelim ki Doğrudur bunu yapanlar düşünsün bizene bundan şeytani işlerden biz uzağız https://www.youtube.com/watch?v=8DX7PMjti1s
bu videomuzda olduğu gibi biz defalarca hergelen öğrenciye havası,Sayılı ayet dua esma vs çekmesinin doğru olmadığı iyice belletiriz.
Yalnızca Tövbe,Salavat ve Tevhid çekeriz.Sayılı ayet esma vs çeken bu yolda ilerleyemez.Durum böyleyken yeterince cevap olmuştur.
Bize ne veriyorsa Rabbim veriyor.Ne lutuf alıyorsak tevhidle,salavatla,tövbeyle ve elestteki nasible alakalıdır.
Eğer bu kişi tevhid,tövbe ve salavatın cinlerle insanı bir arada tuttuğunu ve Tevhidin insanlara cinleri musallat edeceğini
söylüyorsa gerçekten bu kişi çok büyük bir yanlıştadır.Çünkü Kuranı Kerimde ve Hadislerde defalarca Tevhid,Salavat ve Tövbe yapmamız
gerektiği buyrulmuştur.

(Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır.) [Müslim]
(Doğru olunuz, doğruluk gerçeği, gerçek de Cennet yolunu gösterir. Bir kimse doğruluktan ayrılmaz, doğruluğu düstur edinirse, Allah indinde o kimse sıddıklardan olur.) [Buhari]
(Besmele yazılı bir kâğıdı, çiğnenmesin diye hürmetle yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır. Ana babası kâfir de olsa, azapları hafifler.) [İ. Süyutî]

Bu Ayet ve Hadislerden haberi olmayan cahilmi cahil iftiracımı iftiracı gözünü para bürümüş bu kişi Sıddıklığa asla bir kulun
ulaşamayacağını ve zikrimizle Sıddıklık makamına erişilmeyeceğini söylemektedir.Halbuki bu hadisler doğru olmanın hatta ve hatta
yerde Besmele yazılı bir kağıdı kaldıranın dahi Sıddık olacağı Hatta kaldıranın anne ve babasının kafir dahi olsa azabının hafifleyeceğini
bize bildirmiş ve hadisin başında bir tarikata mensup olmalı yada eksiksiz bir halde olmalı gibi bir ifadede geçmemiştir.Peki durum
böyleyken Kuranı Kerimde Tîn Suresi 5. Ayette geçtiği gibi Aşağılan en Aşağısına atılan Rabbimin kendi Ruhundan üflediği Ruhu (Hicr 29)
Aşağılardan yerden kaldıran nasıl Sıddıklardan yazılmasın ? Gerçekten ama Gerçekten Kör olmak lazım Zikirlerin en efdali olan tevhid
Nefsi mahveder ve Ruhu yüceltir.
—-
❌İddiadan bir kısım : Kevser suyu ikram edelim mi ? , Muharreme göre marifet ehli kimselere Allah lütuf olarak kevser suyu verilirmiş.
Hatta bir sohbetinde şeytan buna demişki bu kevser suyunu istersen 10 bin dolara istediğine satabilirsin.
Ama bay evliya muharrem nefsine ve şeytana yenik düşüpte satmayacakmış.Kendisine bu suyu yapmayı Hazreti Hüseyin öğretmiş
iddasına göre oysa kimin öğrettiğini veya hangi argümanlardan çaldığını şimdi yazacağım
Kaynak : Batini Doktirinleri- Alamut Fedaileri
Hasan Sabbah ( Haşhaşi hasan) fedailerine yalancı cenneti vaad ettikten sonra
alamut kalesinin buz gibi sularından bir havuz terkip ettirdi.Havuzdaki menbaa suyun içerisinde çin devletinden getittirdiği
dmt tozunu ( bir tür uyuşturucu ) ekletiyor ve fedaileri o sudan içmelerini sağlıyordu.Bu suyun kendisine 12 imamlar vesilesi
ile Hz Hüseyinden manevi miras olarak geldiğini idda ediyordu.Suyu içen fedainin epifizik bezi genişlediği için türlü hayaller
göremeye ve hasan sabbaha tam bir itaat içerisinde olmalarını sağlıyordu.Bu suya İmam Gazali ”Akıl bulandıran şarap”
ismini vermiştir.

✅Cevap : Hasan Sabbah’ın kendine mürit etmek için cennet vaadettiği ve çeşitli yollara başvurduğu ortada bu yaptıkları aynı bu iftirayı
atan kişilerin sahte şeyhlerinin yaptıklarına benzemektediler.Çünkü sadece bir zanna uyarak bu kişilerin sahte şeyhleri kendilerine
uyulduğunda uyan kimsenin cennete gideceğini ve hatta cennete girmeden bırakılmayacağını söylemektedirler.Ve bunu ölünce görürsün
şeklinde insanları kandırmaktadırlar.Hasan sabbahta aynısını yapmış tek farkı bir kalede kızlar hayvanlar vs doldurup haşhaş ile
müritlerini uyuşturup orayı cennet olarak göstermiştir.Bunları yapsada Haşhaşiler ile ilgili hiçbir kaynakta Hz.Hüseyin
efendimizin gönderdiği Kevser ile Hasan Sabbahın bunu iddaa etmesi ve müritlerini bu yolla kandırması ile hiçbir bilgi yoktur.
Onlarca kaynak incelenmiş ve anlaşılmıştırki Bunu bu iddaayı yazan kişi yazmıştır.Sizde dilerseniz tüm kaynakları inceleyin ve görün.
(Pdf olarakta tüm kaynakları inceleyebilirsiniz.)Tek iş araştırmakta ve Kuranı Kerimimizin Oku emrine uymaktadır.Okumazsak bu gibi
Haşhaşiler yine haşhaşilerle bizi kandırırlar.AkıllarIca bize bu iftirayı atacak ve Bunu Hasan Sabbah üzerinden yapacaklar İmam Gazali
hazretleri ilede tamamlayacaklar araştırırsanız böyle ne bir söz nede bir uygulama göremezsiniz.Üstelik kendilerinin aldığı için
çok bildiği dmt denilen uyuşturucu bütün ülkelerde yasak ve çok nadiren bulunmaktadır.Ve böyle birşeyin imkanı yoktur.

Kevser suyu Allahımızın yolunda ilerleyen Marifet ehli olan her kula Rabbimiz tarafından verilen bir lutuftur.
Hadislerin ve Mübareklerin bildirdiği Kevser suyunu dahi inkar eden bir insanın imanı sizce ne halde olabilir ?

BİZE DİDAR GEREK

Bize didar gerek, dünya gerekmez,
Bize mânâ gerek, dâvâ gerekmez.

Bize Kadir gecesidir bu gece,
Ko seher olmasın, seher gerekmez.

Bize aşk şerbetinden sun a saki,
Bize uçmaklarda Kevser gerekmez.

Badyalarda dolu dolu içelim biz,
Biz esrik olmazız, humar gerekmez.

Yunus esriyiben düştü sokakta,
Çağırır Taptuk’una âr gerekmez.

Yunus Emre

Yunus Emre hazretleri bu şiirinde Kevser suyunun dünyada içileceğini Bize aşk şerbetinden sun a saki derken Kevser suyunun bizim
dediğimiz gibi Aşk şarabı olduğunu Bize uçmaklarda Kevser gerekmez diyerek zaten dünyada içtiğimizi Badyalarda dolu dolu içelim biz,
diyerek Allahımızın lutfuyla kevseri çoğaltabildiğimizi ve bolca içebildiğimizi Biz esrik olmazız, humar gerekmez diyerek
bu suyu içtiğimiz herhangi bir Alkolden uyuşturucudan vs olan bir sarhoşluk içerisinde olmadığımızı bildirmiştir.Bu yeterli bir
cevaptır zaten.

Marifette Allah tarafından yetki verilen Üveyslerin yine Marifette sır olarak bildirilenleri yaparak normal suyu dönüştürmesidir.
“Zikri yapan kişi için” ölüm hariç kaderde olan hastalıklarına şifadır.

Lâdikli Ahmet Ağa bizzat kendisi Hızır Aleyhisselam ile olan kıssasında kevser suyunun şifasını hayatında yaşamış, anlatmış ve şiirinde de bahsetmiştir.

Lâdikli Ahmed Ağa anlatıyor:

“-Şimdiki yahudilerin yerleştiği Gazze şehri civarında, İngilizlerle harp ederken mensup olduğum birlik İngilizler’ce pusuya düşürülmüş, birliğin tamamı makinalı tüfeklerle taranıp bir kısmı öldürülmüş bir kısmı da yaralanmıştı. Ben de vurularak çöle düştüm. Yanımdaki arkadaşlar da peş peşe vurularak üzerime düşerek şehid oldular. Bunların arasında sıcaktan kavrulan kumların üzerinde, son derece susuzluktan yanıyor, bir taraftan da yaralarım sızlıyordu. Artık Mevla’ma yönelmiş, O’na kavuşma anımı bekliyordum. Bulunduğumuz mevki; Esas birliğimize üç günlük yol, bu arada hiçbir canlı yok. Yardım ve kurtuluş ümidi kalmamıştı. Tam bu sıralarda; Nihayetsiz kerem sahibinin Kudret ve Vefa eli bize erişti…

Tam çaresizlik içerisinde, sıcak kumlar üzerinde susuzluktan kavrulan bedenim al kanlar içinde mecalsiz, yaralarım sızlarken, Güneş’in vurduğu yerden bir beyaz atlı belirdi, bize doğru geliyordu. Düşman zannı ile korkumdan kendimi ölüler arasında, ölmüş gibi göstererek yere yatmıştım.
Atlı bize yaklaştı ve bana..:
-Esselamüaleyküm..! Ahmet ne oldu yaralandın mı? Kalk bakalım..!
Diyerek ismimi söyleyince korkum kalmadı, başımı kaldırdım baktım..
-Kalkmaya mecalim yok.. dedim.
Attan inip yanıma geldi, beni sıkıştıran şehid arkadaşlarımı üzerimden birer birer çekti. Susuzluktan yanıyordum.
-*Sana su vereyim mi? Deyip, su dolu bir matara verdi.*
Susuzluktan yanan bağrıma, o Vefa elinin verdiği; hayat ve aşk bahşeden şifa suyunu içtim… kana kana..!
Mubarek Zat; Ellerini sızlayan yaralar üzerinde gezdirirken, sızılarım duruyor taze hayat buluyordum. İşte o su, beni başka bir aleme götürdü.
Bana ne oldu ise; Rahman’ın Vefa elinden içtiğim o hayat ve aşk bahşeden sudan sonra oldu.!

Burada Lâdikli Ahmet Ağa’nın şifa bulduğu su Kevser suyudur.

————————————————–

⚠3.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Marifet makamına gelmiş bir kişi Allahın zaatını güzel bir hanım-erkek olarak görür.
Onunla istediği gibi ünsiyet kurar konuşur.Yani dünya gözü ile Allahın zaatı ile bir ilişkiden bahsederler.

Kaynak
havvas 2. cilt 125 sayffada Cin davetleri (hüddam daveti mevzusunda ) filan ayeti filan sayıda okumaya
başladığında cinni taifeden bir cin size müsahhar olur. O kadar güzeldir ki onu reddetmeniz çok zordur.Bu gelen
cinni varlık size güzel bir kız ve yakışıklı bir erkek suretindedir.
—Kaynak
kaynak – Şemsül Maarif – 1. cilt ;
filan kasemi filan sayıda okuduğunda o güne bakan şems yıldızının hüddamından bir hüddam size güzel bir hanım veya
erkek kılığında hizmet eder
—kaynak
Usul bast fi matbuu , Kenzül Esrar , Havvası Hamse gibi büyü ve cinni içerikli
gizli ilimler kitaplarının tamamında bu gibi durumlardan bahsedilir. Yani size üveysilik adı altında sunulan argümanların
büyük coğunlu bu menşeidedir.

✅Cevap : Bu kişinin oldukça Cahil olduğu Sohbetlerimizi dinlemeden kendi uydurmalarını yaptığı ve hakikatları çarptırdığı
oldukça ortada Zikre giren Kişi Marifet makamındadır.Marifet makamında olan Allahımızın Cemalini görmez.Üstelik bu kişinin
sapıttığı gibi Zatınıda göremez.Allahımızın Zatını bu dünyada asla ama asla kimse göremez.Hz.Musa as görmek istedi dağ bir nurla
patladı Hz.Musa as bayıldı.Bu kişi lafları çarpıtıyor üstelik Hanım erkek vs diyor ve hatta ünsiyet ilişki kurar vs diyerek çok büyük
günaha giriyor ve sapıtıyor.Tamamen bize iftira atıyor.Yine saçma sapan Kaynak Kenzül havas vs diyerek uydurmalar yapmakta alın
elinize bir Kenzül havas kitabı pdf olarakta bakabilirsiniz açın 125.sayfayı varmı böyle birşey görün.Sizin okumaktan ve araştırmaktan
geri kaldığınız için böyle yapmakta ve hakikattan uzak etmektedir.Üstelik defalarca dediğimiz gibi kendiyle çelişiyor.Biz Üveysler
asla filan ayeti filan kere okumaz sayılı ayet esma vs okumayız.Üstelik her Üveysi sıkı sıkı tembihleriz.Youtubedeki Neden
Sayılı,Ayet,Dua Esma vs çekmemeliyiz Sohbetimizi dinleyin ve görün bu konudaki hassasiyetimizi bizler yalnız Tevhid,Tövbe,Salavat
ile yol alırız.Bu kadar.Hüddam vs diyerek olayı çarpıtmaktadır.Kimse Tevhid ile hüddam elde edemez.Eğer öyle olsaydı.Tüm Müslümanların
hüddamı olurdu.Ama özel olarak sayılı ayetler büyüler vs yapan kişiler için birşey diyemez.Biz bunlardan uzağız.

Allahımızın Cemali Marifet makamında yıllarca sadık olarak durulduğunda ve mertebelerde atlandığında Evliyalardan Ders alma bittiği
Şebi aruz başlayıp Peygamberimizden (sav) ders alma başladığı zaman o dersleride bitirdiğimizde Rabbimizin Cemalini görür ve Hakikat
makamına geliriz.Şeb-i Aruz, Allah’a gelin olmadır. Vahdet-i Vücut, birle bir olma, vuslat gibi çeşitli isimler vermişler evliyalar, anlaşılmasın diye.
Ama yaşayan biliyor. O yüzden sitenizde YAŞA VE GÖR deniliyor.Anlatılmaz Yaşanır.Allahımızın Cemalini görmeyi şöyle düşünün
bütün yaratılmışlar Rabbimizin Cemalinin bir aynasıdır.Hz.Yakup As Hz.Yusuf As’a sen Rabbimin gösteren bir aynasın,Sen
Rabbimin Cemalinin yansımasısın diyerek Aşık olmuştur.Züleyha hazretleride öyle Aşık olmuştur.İşte üveyslerin şebi aruzu bittiğinde
Kendi Görünümlerinde Rabbimizin Cemal sıfatının çok yüksek tecellisini görür ve kendilerini olduğu halden binlerce kat daha yakışıklı
ve nurlu görürler.Bir ile bir olunmuş olunur.Ve Rabbimizin Cemal sıfatının yansıması böyleyken kendi nasıldır ? diyerek aşık olurlar.
İşte Cemali görmek böyledir.

Mübareklerin Yaşadıklarından kanıtlar ;

Okunur dilde destanın,
Açılır bağ ve bostanın.
Sen baktığın gülistanın,
Gülleri solmaz Allahım.

Aşkın bahrına dalmayan,
Canını feda kılmayan,
Senin cemalin görmeyen,
Meydana gelmez Allahım.

Zar olur aşıkın işi,
Durmaz akar gözü yaşı.
Senden ayrı düşen kişi,
Didarın görmez Allahım.

Aşık Yunus seni ister,
Lütf eyle cemalin göster.
Cemalin gören aşıklar,
Ebedi ölmez Allahım.

Yunus Emre Hazretlerimiz Aşık kulların Rabbimizin Cemalini bu dünyada görebileceğini ama bu yolda Canını Rabbimize feda etmeyenin
yani nefsani arzulardan vazgeçmeyenin göremeyeceğini Rabbimin Cemalini görmeyeninde Veli diye Meydana gelmeyeceğini söylemiştir.
Rabbimizin Cemalini bu dünyada görenlerin artık Ölümsüzlüğe gerçek hakikata ulaştığını Artık bedenen ölsede hep var olacağını
söylemiştir.

Ağlar idim seher vaktinde nida geldi
“Cemalimi göstereyim.”deyip vaad eyledi
Aklımı alıp, şaşkın kılıp aşkını saldı
Lamekân’da Hakk’tan dersler aldım ben işte.

Ahmet Yesevi Hazretleri

Her yana-ya çalındık çok adları takındık,
Dört tekbiri bir kıldık ta kâmete erince.

Çün kâmet alıp durduk divânına el bağlı,
Veçhini ayân gördük bu hayrete erince.

Niyazi Mısri Hazretleri bu şiirinde Ayan Beyan Rabbimizin Cemalini gördüğünü bildirmektedir.

Hak’dan bize haber viren erenler
Gönülde iste var Hakk’ı dediler
Hakk’ın cemâlini ayan görenler
Gönülde iste var Hakk’ı dediler

Gönül ili Hakk’ın gizli eli’dir
Andan haber viren gerçek velidir
Gaybî Hakk’a giden gönül yoludur
Gönülde iste bul Hakk’ı dediler

Sunullah Gaybî Hzleride Hakkın Cemalini Ayan beyan görüleceğini söylemiştir.

Eroğlu tevhîdi ünler
“Erhâmü’r-râhimîn” söyler
Hakk’ın cemâlin seyr eyler
Bu tevhîdin hürmetine

Eroğlu Nuri Hzleride Tevhid ile Hakkın Cemalini Ayan beyan görüleceğini ve seyredileceğini söylemiştir.

Böyle birçok mübarek bu güzellikten bahsetmiştir.Şimdi bu mübareklerin yaşadıklarını inkar eden bu mübarekleri kafirlikle suçlayan
nasıl iman sahibi olabilir ?

————————————————–

⚠4.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Putperst argümanları maneviyat olarak kullanıyorlar.Özellikle zümrüdü anka kuşu ve zerdüşt dinine ait
Avesta kitabında bu argümanları bulmak ve görmek mümkündür
.

Ehli sünnet İmamlarına göre
İmam Gazali : Bir kişi dünyada Allah ile görüştüğünü idda ederse ya delidir ya cahildir yada Kafirdir der.
İmam Maturidi : ( ehli sünnetin imamlarındandır ) Allahın zaatını bir kulun görmesi bir tarafa sıfat ve isimlerinin zuhurununun
hakikatini gördüğünü idda etmesi tamamen küfürdür.Cünkü Allahın zaatı gibi isim ve sıfatlarıda ebedidir.der.
Yani bu iddada olan kişiler ehli sünnete göre ”KAFİR ”hükmündedir. Tövbeye davet edilir veya ruhsal tedavisi yapılması lazımdır.
Muharrem bazı sohbetinde Allahın zaatının kendisine Kendi nefsi olarak geldiğini ve konuştuğunu idda ediyor.Bu itikad Hululiye
Hristiyanlığına ait bir itikadttır.Araştırınız bulursunuz.

✅Cevap : Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden
yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda,
tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…
Feridüddin-i Attar Feridüddin-i Attar hazretleri çok büyük bir mübarektir.Ve Mantukut Tayr Kuşların dili adlı kitabından Ankakuşunu
oldukça geniş anlatmaktadır.

Sevgili dolu bir kalp Anka kuşu gibidir.Hiçbir kafese hapsedilmez. – Mevlana Hz.

Bir yaşanmış olayda Hacı Bayramı Veli ve Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin hangi mübareğin daha büyük olduğunu deneyen bir Mürid için
Hacı Bektaşi Veli Hazretleri ;
Hacı Bayram-ı Veli Haretleri bir anka kuşuna benzer. Anka kuşu ise daima bulutlardan yukarda uçar. Rızkını bulutlardan yukarıda arar.
Bulutlardan yukarıda olan dağa konar, aşağı inmez.
[Dünyanın pis kokusunu duymayayım, diye avlanırken; ya bulutlardan yüksek olan dağın başında avlanır yer, ya da bulutlardan yüksekte
uçanları yer. (Turna da en yüksekte uçar.) O ve onun gibi daha yükseğe çıkan kuşları avlar.
Bazen de Anka kuşunun bağırması yerden duyulur. Anka kuşu koklasın diye, elma kabuğunu yakarlar. Anka kuşu onun kokusunu sever.
Oraya gelir. yine bulutlardan yukarı da onun kokusunu alır. O kadar hassas bir kuştur. Yemesine, içmesine, hava almasına,
teneffüs etmesine o kadar dikkatlidir. Bir insan; hiç bir yer ve cemâate gelmezse, yemesine, içmesine, giyimine çok titiz,
çok itinâlı olursa “Anka kuşu gibidir” derler.] Biz de leş kargası gibiyiz. Leş kargası her bulduğunu, her leşi yediği gibi,
bizde yiyoruz, dedi. Bunu duyan adam: “Tamam Hacı Beyram-ı Veli büyüktür” dedi

Böyle birçok mübarek Tasavvufta AnkaKuşundan bahsetmiştir.Anka kuşunu sevenlere ve ondan bahsedenlere kafir diyip bu mübareklerede
kafir diyenin hali sizce nedir ?

İmam Gazali : Bir kişi dünyada Allah ile görüştüğünü idda ederse ya delidir ya cahildir yada Kafirdir der. demişler
ancak bu söz asla İmam Gazali hazretlerine ait değildir.Kendileri bu mübareğe yalan söz isnat etmektedirler.

Çünkü Dervişler Veliler ve Peygamberler ilham olarak ve Vahiy olarak Allahımızla görüşmekteler.Bu sözü bu mübareğin söylemesi
imkansızdır.Dilerseniz araştırın ve görün.

“Kulum beni zikrettiğinde,ben onunla beraberim.Kulum beni gizlice içinden zikrederse ben de onu özel olarak zatımla zikrederim.
O beni bir topluluk içinde zikrederse bende onu daha hayırlı bir topluluk içinde (meleklerin arasında) zikrederim .” buyurmaktadır.
(Buhâri)

Demekki Rabbimizle beraber olmak görüşmek için zikretmek yetiyormuş hadis ortada

İmam Maturidi : Allahın zaatını bir kulun görmesi bir tarafa sıfat ve isimlerinin zuhurununun hakikatini gördüğünü idda etmesi
tamamen küfürdür.Cünkü Allahın zaatı gibi isim ve sıfatlarıda ebedidir.der.

İmam Maturudi Hazretlerine bu iftirayı atmış bu yalan sözü isnad etmişlerdir.Allahın zatının görülmeyeceğini zaten bizde açıkladık
ancak kendileri o mübareğin ağzının sıfat ve isimlerin zuhurunun hakikatinin görülmesi küfürdür demektedir.
Demekki kainattaki her varlık ve her insan küfür içerisindedir.Çünkü İçi sıkılan ve Hasta olan insan ‘Ed-Dar’ isminin zuhurunu,
Hastalığına şifa bulan insan ‘Ya Şafi’ isminin zuhurunu,Çevredeki çiçek böcek ve insanın yüzü gibi güzellikleri gören insan
‘Ya Cemil’ isminin zuhurunu,Milyarca olduğu halde herbirinin farklı özelliğe sahip olduğu insanlar ‘Ya Musavvir’ isminin zuhurunu,
Hergün kendisine verilen rızkı yiyen insan ‘Ya Rezzak’ isminin zuhurunu görmektedir.Bunun gibi kainatta heryerde Rabbimizin
isimlerinin zuhuru ve hakikati bulunmakta bu mübareğin bu sözü söylemesi imkaansızdır.Üzerine atılan iftiradır.
Rabbimizin dostlarıyla uğraşanların Vay Haline !!!
BÖYLECE ANLIYORUZKİ BU KİŞİ GERÇEKTEN MANEVİ OLARAK ÇOK ZOR DURUMDA ALLAHIMIZ HİDAYET VERSİN.BİZE İFTİRA ATTIĞI YETMEZMİŞ GİBİ
ÇOK BÜYÜK MÜBAREKLEREDE YALAN İSNAD EDİYOR VE KAFİR DİYOR.GERÇEKTEN ÇOK YAZIK DİYECEK BİRŞEY BULAMIYORUZ…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir