Nurşat Üveysimizin Neslihan Tamere Cevabı

Bu yazıyı aslında yazma gereksinimi bile duymadım ilk başta. Zira, bu kadın ve bunun gibiler, kendilerine öylesine aşıklar ki, bu nedenle Allah aşkının ne demek olduğunu anlamayı  bırakın, Allah’a kulluk ne demektir, onu dahi anlamazlar.

Anlayamadıkları için Allah’a kul olma yolunda çabalayan insanları karalamakla uğraşırlar.

Yunus Emre Atamızın dediği gibi, “ömrünü zulmete salmış marifet yoksuludur” bunlar!

Ve Allah yolundan kim alıkoymak ister? Varın gerisini siz düşünün kardeşlerim.

Allah ıslah etsin..

Lâkin bir çok Kardeşimin bunun gibi deccal yardımcıları yüzünden kafası karışmaması için, dilimin döndüğünce Rabbimin izin verdiği ölçüde anlatmak boynumun borcudur. Kulluk vazifemdir.

Çünkü zamanında bende, ve bir çok kardeşimde, bu ve bunun gibi kendini hacı hoca zanneden, şeyh ilan edenlerin sözlerine baktık.

Onları dinlemekten Kalp sesimizi duyamadık!

Onların dediğini yapmaktan, kur-an ne diyor bakmadık!

Onları sevmek mecburiyetinden, Allah ve Peygamber sevgisini tadamadık!

Onlara diz çökmekten, secde etmenin güzelliğine varamadık!

Aklımıza takılan soruları sormak istediğimizde “edep ya hu” sözleriyle karşılaştık!

Ekmek alacak parayı dahi zor bulurken,

Cebimizdeki parayı onlara yedirmek zorunda bırakıldık!

Onlara köle olmaktan Allah’a kul olmayı unuttuk.

Onların da amacı bu değil mi zaten?

Allah diye diye kendilerine çekmek değil mi maksatları?

 

1845 (Miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim

Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor:

“Artık tarikatlar kaldırılıp tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır.

Herkes Allah ve Resulünü, Resûlullah’ımız Hazreti Muhammed (s.a.v) efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.”(39)

Cerîde-i SûfiyyeDrg., Hasan Kazim

Bu zikr-i biz üveyslerin sahiplendiğini söylemiş, ve kendi tarikatlarınınbaşlangıç zikri olduğunu belirtmiş. Vay ki ne vay.. Hemde başlangıçta veriyorlarmış!

Asıl maksadını nasılda ele veriyor farkında mısınız?

Yani filanca kişi gidecek bu zikr-i onların belirlediği sayıda yapacak daha sonra, güya bir üst kademeye ver bir üst zikre geçirilecek! Siz nasıldailâh kesilmişsinizsaf insanların başına.

Tagutları yıkmaya geldik, hem dee Musa As’ın asasıyla!!! Tevhidin sopasıyla!

Be hey gafil! Madem sen çok ilim irfan ve itikat sahibisinde, “Kulun bırak bir şeylere sahip olabilmesini, sadece bir hiç olduğunu bilmiyor musun?

Sen daha nefsine sahip çıkamamışken nasıl olurda bir başkasının manevi mertebesini bilmeden üst zikir vermeye kalkışırsın? Akıl hastanesinde yatan çoğu tarikat mağduru insanlar sizin eseriniz değil mi Zaten!!

Üstlerin bunu niçin öğretmemişler sana?? E doğru “ilim denilen bir şeyleri yok ki zaten çıkarıp versinler” (Enam 148)

 

Bu zikir (ÜveysiZikr-i) Allahın kuluna bahşettiği bir lütfudur, zira bundan evvel bu yol kapalıydı, Daha doğrusu gizliydi.

Baba oğluna dahi söyleyemiyordu.

Üveys Ladikli Ahmet Ağa bunun en yakın örneğidir.

Ama gelin görün ki, zamane sultanlarının da belirttiği gibi maskeli şeyhler çoğaldığı için Rabbim bu kutlu kapıyı Muharrem kulu vesilesi ile nasibi olan kullarına açtı, açmaya da devam ediyor hamd olsun..

Bu durum “Zamane Tagutlarını” telaşlandırdığı için, kendilerine tapanlara emir verip, karalama kampanyası başlattılar.

Ama ne yazık ki başarılı olamadılar olamayacaklarda Allah’ımızın izni ile..

Bir düşünün kardeşlerim, Rabbimiz kendine giden yolu karalayana izin verir mi?

Bu dünya da buna izin verse dahi, mahşerde ne olacak bu tagutların hâli?

TevbeSalâvat ve Tevhidin zararı yalnız ve ancak ŞEYTANADIR!

Maksatlarını buradan anlayınız!

Kul Fatiha’nındördüncü ayetinde olduğu gibi yalnız  Allah’a ibadet etmeli ve Yalnız Allah’tan dilemelidir.

“Önceden dilsizdi iman edilen, Şimdi ahir zamanda dillendi insanı imanından eden” (Tagutlar)

Ne de güzel söylüyor kur-an “Hâlâ düşünmeyecek misiniz?”

 

İsra Suresi:
56- Müşriklere de ki: “Allah dışında ilah olduklarını sandığınız putları imdada çağırınız bakalım. Onlar, başınızdaki belayı ne giderebilirler ve ne de başka birine aktarabilirler. ”

Mümin Suresi:
60- Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”

Ahkaf Suresi
5- ALLAH’ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir? Kıyamet Günü insanlar haşrolununca, onlar kendilerine yalvarıp yakaranlara düşman olurlar ve kendilerine yapılmış olan ibadetleri reddederler.

Hac Suresi:
73- Ey insanlar! İşte size bir örnek veriliyor, onu dinleyin şimdi. Sizin ALLAH’TAN başka yalvarıp yakardığınız bütün o düzmece varlıklar, hepsi bir araya gelseler dahi, asla bir sinek bile yaratamazlar. Hatta bir sinek, onlardan birşey kapacak olsa, onu bile geri alamazlar. İsteyen ( yani puta tapanda) aciz ve güçsüz, istenen (put veya putlaştırılan şahsiyet) de ne kadar güçsüz.

Bakara Suresi:
186- Resulüm( Ey Peygamber)! Kullarım sana BENİ sorunca haber ver ki, BEN onlara çok yakınım. BENDEN isteyenin, duâ ettiğinde duâsını kabul ederim. Öyleyse onlar da benim dâvetime uysunlar ve BANA iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.
Zümer Suresi:
36- ALLAH, kuluna yetmez mi?

Muharrem Hocamız ne bir şeyhlik iddiasında ne de baş olma sevdasında..

O her birimize bir baba, ışığı yakıp yolu gösteren, insanların huzura kavuşmaları için, Rabbini “aracısız” tanıyabilmeleriiçin,Kula kulluğu ortadan kaldırabilmek için canını dişine takan bir garip Üveysidir.

 

Abdülhak-ı Dehlevi hazretleriMişkat tercümesinde buyuruyor ki:

(Peygamberler ve Evliya öldükten sonra, bunlardan yardım istemeye, meşayıh-ı ızam ve fıkıh âlimleri caizdir dedi. Keşf ve kemal sahipleri, bunun doğru olduğunu bildirdi. Bunlardan çoğu ruhlardan feyz alarak yükseldiler. Böyle yükselenlere (Üveysi) dediler.

ÜVEYSÎ OLMAK ÖYLE YÜKSEK BİR MERTEBEDİR Kİ, O DERECEYE ULAŞMAK PEK ENDER OLUR.

(SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVASİ HZ)

”ŞERİAT VE TARİKAT EHLİ MARİFET EHLİNİN YAŞADIKLARINI YAŞAYAMAZ”.

(AHMET YESEVİ HZ)

  1. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden sabayi, veyselkarani’ninmenkabelerini manzum olarak anlattığı menakıbnamesinde, üveysilerinhızır tarafından nasıl irşad edildiklerini şu mısralarıyla ifade ediyor:

üveysiler denir bir taife vardır

bular şeyh u mürşid olmazlar iy yar

bulara hazret-i hakk’dandırirşad

mürid-i hakk, murad ile olur şad

demişdir bazı kamil şeyh u üstad

bunlara hazret-i hızritdiirşad

 

“Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. Bunların şeyhe ihtiyacı yoktur.

Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir, Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.

Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.

Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar.

Bu devlet kime yüz gösterir ki?

“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]

{ Feridüddin Attar (ks) }

 

Neslihan Tamer adlı deccal yardımcısı şahıs, iftiralarının bir bölümünde, biz üveyslerin yaşamış olduğulütufları anlattığımız için bu lütufların diğer kardeşlerimizin bilinç altı olarak yaşadığınısöylüyor.

Peki bulütuflardan bir haber yaşayıp, kendiliğinden Rabbimizin o kardeşimize ihsanıyla zikre başlayıp, lütuflara gark olduktan sonra, araştırmaya başlaması ve sitemiz aracılığı illeÜVEYSLERE ulaşması; kendisinin bu yoldan bir haber yaşarken bizlerle aynı zikri yıllardır kendince yapıp aynı lütufları yaşaması bilinç altı mı yoksa Allahın bir lütfumubuyrun siz karar verin!

Ve yine bu yolda verilen lütufları şeytanın bir oyunu olarak anlatmış, biz uveysleri değil, Tevbeyi salavat-ı ve Tevhidi Dolayısı ile Allah’ı karalama yoluna girmişlerdir!

Dedik ya, Tevbe salavat ve Tevhid ancak şeytanı rahatsız eder!

Bundan önce secdeden bir haber yaşayan insanı şeytan nasıl olurda doğru yola sokar!

Bir çok kardeşimizin (Tarikatten gelen) huzuru üveysilik ‘le bulduklarını, namazlarını dahi huşu içinde kıldıklarını lütfen biliniz.

Ve hatırlayalım Peygamber efendimiz sav hadis-i şerifini: “Namaz ancak kalp huzuruyla kılınır”

Şeyhini efendisini düşünerek değil, kalben Rabbine yönelmekle kılınan namaz , namaz olur.

Karalamanın altında yatan asıl nedeni aklı başında olan her insan anlar!

Dedik ya, Tagutlar panik halindedirler!

 

Tevhid ile nefsini bilen ve nefsini ehlîleştirmeyeçalışandır Üveys.

Bu ve buna benzer Tağut ve taguta esir olmuş kimselerin nefislerini bırakın görüp bilmeyi, zaten esirdirler.

Bizler batıni ilmi zümer/42 de olduğu gibi Allahın bizlere öğretmen olarak vermiş olduğu sultanların ruhlarından alırız.Yukarıda da belirtildiği gibi.

Zahiri ilmi ise , Kur-an başta olmak üzere, ehli sünnet alimlerinin kitaplarından alırız!

 

Biz tarikat düşmanı değil Tağut düşmanıyız, tarikat düşmanı olan bir insan zamane tarikat şeyhlerinden yani Has Şeyhlerin ruhlarından nasıl olurda ilim almayı yeğler? Nasıl olurda onları kötüler?

Kaldı mı o sultanlar gibisi? Hepsi Allah diye diye kendine ulaştırma sevdasında değil mi?

Ve,  çoğu tarikat adı altında insanların duygularını sömürenlerin elinden kurtulupta, üveysi zikri ile tanışan ve en başta huzuru yakalayan kardeşlerimiz varken,, nasıl olurda biz o tarikatlere hak diyebiliriz.

Biz bunlara göz yumarsak, Rabbimiz yarın bize hesap gününde bunu soramayacak mı?

Bizim ruhumuz doyuyor elhamdülillah, sen doyarken neden aç olan kuluma yardım etmedin demeyecek mi?

O hâlde nerede kaldı Peygamberimize ümmet olmaya çalışmak? O demiyor mu amellerin en büyüğü açları doyurmaktır diye?

Açlık olarak sadece karın açlığı mı geliyor aklınıza? Baksanıza bir etrafa herkes sevgiye olan açlıktancellat kesilmiş durumda!

İşte elif işte hak yol.. İşte bu yüzdendir verilen lütufları paylaşmamız. Paylaşalım ki, herkes bilsin Allah’ın kendisi ile arasına aracı sokmayanlara yalnız tevhid-i bayrak, ve Fatiha 4. Ayeti sancak yapanlara verdiği lütufları…

Sıddıklık mührü ve daha bir çok ilâhi armağanlarıncinlerin yaptığını saçma sapan TEVHİD ehliyle alakası olmayan kaynaklarla anlatmaya çalışmışlar, Lakin başarılı olamamışlar ve Allah’ın izni ile  olamayacaklarda!

Sıddık adı üstünde be hey gafil!  Tevhid-i hayatına sokmuş bir insana cinli nasıl gelipte mührü vurabilir?

Allah’ın boyasına bak! (Vaftiz de ne ki!) Kim Allah’tan daha güzel boya vurabilir? İşte biz O’na ibadet edenleriz! (Bakara suresi/138)

Allah rızasını isteyen bir kula, Rabbi neler vermez?

Sen ve senin gibiler Allah’ı tesbih edip yüceltmek yerine, kendi nefsinizi ve efendilerinizi yucelttiginiz için, Alllah’ın rızasını istemekten O’na kul olmaya çalışmaktan hep uzak kaldığınız içindir lutuflara gark olamayışınız! Ve bu yüzdendir Hak yolu karalayışınız.

 

Tevhid kalesine sığınan sadık olan bir kula şeytan nasıl musallat Olur? Ancak türlüsözler fısıldayarak Hak  yoldan saptırmaya çalışır. Tıpkı sen ve senin gibilerinin yaptığı gibi…

İblis dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!. Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.15/Hicr-39-40

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah’ı anarlar ve hemen gerçeği görürler.7/Araf-201

Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah’ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.58/Mücadele-19

 

Ayetler ortada, aklı olan düşünsün.. Yazık gerçekten çok yazık siz ve sizin gibilere üzülmekten başka bir şey gelmiyor elden.  Sen ve senin gibiler Bu verilen ilâhi lütufları ömrü hayatında hiç yasayip görmediğin için ve insanların uyanıp gerçeği görecekleri için telaşe kapıldıgınız için karalamanız çok normal.

“ Allah bize yeter o ne güzel vekildir”  Size de tagutlarinizyeter.

Beynini ve  kalbini satışa çıkarmış olan bu şahıs, biz üveyslere verilen lutufları, havas kitaplarından örnekler göstererek bu lütufları cinni varlıkların gösterdiğini iddia etmektedir.

Öncelikle şunu belirteyim, bizler havas ilmi, ledün ilmi vb. ilimler peşinde koşanlar değiliz.Ve bu ilimler öğrenmeye çalışmakla elde edilecek ilimler değildir.

Zira sadece,Rabbinin rızasını sevgisini isteyene ilimoluk oluk akıyor..

Vermiş olduğu örnekler, havas ilmi adı altında muska, büyü cazı vb.. işlerle uğraşanların karşılaştığı sonuçlardır. Uveyslikle uzaktan yakından alakası yoktur.

Kısaca keramet sahibi olmak isteyenlerin sapmış oldukları yollardır.

Kulun en büyük kerameti, Rabbine kulluk vazifesini yapabilmesi, her an razı olduğu kullardan olmayı dilemesidir.Bu istekte dahi kulun iradesi yoktur, Allah’ın dilemesiyledir. (Allah dilemeden yaprak kıpırdamaz)

Ihlasla gel bize çok meta ütersin. (Yunus Emre)

Ayrıca bahsedildiği gibi marifet makamında değil, hakikat makamında Rabbin cemali görülmektedir.

Abdülkadir Geylani hazretlerinin söylemiş olduğu gibi, Marifet yoluna giren bir insan, tıfıl Mana çocuğudur.

Marifet yolu geçilmedikçe, hakikatte yol alınamaz.

Ve yine beynini nefsinin eline vermiş olan bu şahsın belirttiği gibi, Allah’ın ZATI görülemez.

Bir çok sultanlar rüya yolu ile Allahın ZATINI değil, sadece cemalini, resmini görmüşlerdir.

Kendileri de bunu bizzat belirtmişlerdir.

Ben Allah’ın ZATINI gördüm diyenin akıl fonksiyonları zaten yerinde değildir.

Sahabenin büyüklerinden Hazreti Ömer (r.a.) rüyasında Cenab-ı Allah’ı görmüşlerdir.
İmam-ı Azam Hazretleri. Cenab-ı Allah’ı doksan dokuz kere rüyasında görmüş. Yüzüncü defa da görürsem kıyamet gününde bu ümmetin kurtulması için, ne yapmaları lazım geldiğini soracağım demiştir. Ondan sonra Allah’ı rüyasında görünce Cenab-ı Hakk ona:
-“Her akşam sabah şu evradı getiren benim azabımdan ve ıkabımdan kurtulur” buyurmuşlardır.
imam Ahmed bin Hambel Hazretleri de Rabbini rüyada görmüş ve sormuşlar:
-Yâ Rabbi sana yaklaşmanın yolu nedir? Cenab-ı Allah: -“Kur’ân-ı kerim okumaktır” buyurmuşlar.

İmamı Azam Ebu Hanife’nin rüyada Allah’ın görülebileceği, İmam Maturidi Hazretlerinin de görülemeyeceği şeklinde izahatı vardır. Peygamber Efendimizin (asm) de Allah Teala’yı rüyasında gördüğü hadislerde belirtilmektedir. (Akaid, Ömer Nesefi; Taftâzânî,Şerhu’l-Akaid, s, 134)

Alimlerin çoğuna göre rüyada Allah’ı görmek mümkündür. Tabii Allah kendi zatıyla değil sıfatlarının ve isimlerinin tecellisiyle görünür.

Tirmizî’nin naklettiği rivayetlerde “Rabbimi en güzel surette gördüm.” manasına gelen ifadeye yer verilmiştir.(bk. Tirmizî, tefsir, 39).

Üveyslikyolunun Hak yol olduğunu belirtebilmek adına sadece Yaşayın ve Görün deriz. Dileyen yapar dilemeyen yapmaz. Daha doğrusu nasibi olan zaten yapar.

Biz insanları uyandırmak için baş koyduk bu yola. Ne olur kula değil Allah’a kul olunuz.

Yardım isteyecekseniz Kendi nefsine hapsolmuş, nefsini dahi bilmeyen insanlardan değil,

Sadece Allah’tan dileyiniz.

Zira bu ve bunun gibiler, ilimden bir haber, kula kul olmayı ilim ve irfan haline getirip, insanlara bunu pazarlamaya kalkıp, Daha da ileriye giderek, kendilerine tâbi olunmadığı müddetçe kurtuluşa eremeyeceklerini insanlara telkin edip, kendi nefsilerince hazırlanan kur-an’la uzaktan yakından alakası olmayan kitapları da satma cürretinde bulunup, ahriteni, heva ve hevesine değişenlerdir.

Zamane Sultanlarının Tarikatlerinden esinlenip, kendilerini de has tarikat ehli gibi göstermektediler.

Adı üstünde kardeşlerim, Avcı Neslihan.. İhlas avcısı bunlar, İman avcısı.. Aman agâh olun.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir