ÜVEYSİLİK

Allahın ve Resulunun Selamı Bereketi Üzerinize Olsun Sevgili Kardeşlerimiz.. .🌹

Gün geçmiyor ki bizlere   Allah ve Resulünün rızasını kazanmaktan başka hiç bir derdi olmayan üveyslere çirkin yakıştırmalar ve iftiralar atılmasın.. Ama biliyoruz ki kişi bilmediğinden korkar.. Karanlıktan korkar .. hal böyleyken bize atılan iftiralardan değil atılan iftiralara verdiğimiz cevaplardan tanıyınız…

Ve en önemlisi bu iftiraları atan kalpleri ve gözleri mühürlenmiş çok çirkin amellere gömülmüş kişilerin asıl yüzlerini ve kişiliklerini size göstermektir..  Bizim kimse ile şahsi bir derdimiz yoktur.. ancak malesef öyle bir hale getirildiki kendimizi ifade edemez olduk.. ve bu iftiraları atanları Rabbimize havale ettikten sonra siz kıymetli kardeşlerimizede bu kişilerin asıl niyetlerini ve yüzlerini göstererek itibar etmemenizi sağlamaktır..

Sitemizde inşallah bize asılsız iftiralar atan misal NESLİHAN TAMER  isimli şahıs gibi kişilerin isimlerini ve attıkları iftiraları yayınlayıp.. perde arkasındaki konuşmalarını , iki yüzlülüklerini , riyakarlıklarını kısaca kirli oyunlarını sizlerle paylaşacağız..  Bunun amacı bize verdikleri zarar değil siz gerçeği , doğruyu ve güzeli arayan Rabbinin aşkını arayan kıymetli kardeşlerimize verdikleri zararın önüne geçilmesi içindir..

————————————————————————-



KENDİLERİNE İHVANLAR OLARAK İSİMLENDİREN YANMAZ KEFEN SATAN DİN TÜCCARLARI GRUBUNUN HAKKIMIZDAKİ İFTİRA VE SUÇLAMALARI 

WEB SİTELERİNDE VE FACEBOOK HESAPLARINDA

ÜVEYSLER HAKKINDA YAZDIKLARI YAZI 

Bazı internet siteleri aracılığı ile insanları “üveysilik” adı altında, yaşayan bir şeyhe bağlı olmadan ölmüş evliyanın ruhundan istifade ederek zikir çekmesi için birtakım talimatlar veriliyor.

Bize gelen şikayetler üzerine bu meseleyi tetkik edip insanları ikaz etme ihtiyacı hasıl oldu.

Sitelerini ve konuşmalarını araştırdığımız kadarıyla bunların

Metodu:

1- Bazı şeyleri uygulayarak ölmüş evliyanın ruhuyla görüşülmesi

2- Ve onların manevi eğitimi(!)

3- Zikir dersleri

4- Zikir çekmek için illa da bir şeyhe ihtiyaç yokmuş

Neler oluyormuş?

1- Bazı zatlarla rüyada görüşüyorlarmış

2- Zikirden zevk almaya başlıyorlarmış

3- Kurt köpek yılan gibi değişik varlıklar görmeye başlıyorlarmış

4- Allah’ın rahmeti çok ama çok bol olduğu için cehenneme girmeyeceklerine inanıyorlar.

ŞEYTANIN OYUNCAĞI HALİNE GELMEK

Bunların ortaya çıkardığı bu yolun batıl bir yol olduğunu maddeler şeklinde sıralayalım:

1- Üveysilik haktır ama üveysilik alınan, gayret gösterilerek elde edilen bir şey değildir. Kişinin manevi olarak kabiliyeti neticesinde vefat eden Allah dostlarının himmetine mazhar olması sebebiyle üveysi olunur. Dolayısıyla ben üveysi olacağım diye yapılacak bir uygulama yoktur.

2- Rüyada bazı zatlarla görüşüleceği ve görüştüklerini söylemektedirler. Ancak gördükleri kişi gerçekten de o mudur bilmemektedirler. Çünkü Şeytan Peygamberimiz hariç herkesin suretine girebilmektedir. Aslında o zatların suretine de Allah dostları olmaları sebebiyle giremez ama onları görmediği için insanlar rüyada kendisi “ben şuyum” diye takdim eden kişiyi öyle zanneder. Bu da şeytanın oyunlarındandır.

3- Üveysi olduklarını iddia ediyorlar ama siteye birinin yazdığı zikirleri çekiyor, sohbet eden bir adamın sözlerini dinliyorlar. Yani o zikirleri, metodu kim oraya yazmışsa aslında ona mürid olmuşlar haberleri yok kendilerini üveysi zannediyorlar. Orada sohbet eden kişiyi de rehber olarak yani mürşid olarak benimsemiş oluyorlar.

Daha doğrusu bu uyduruk yolu kuranlar kendilerini açıkça şeyh ilan etmiyor ama kendi koydukları zikir derslerini çektiriyor, kendi söylediklerini yaptırıyorlar. Kendilerine yönlendiriyor sohbetlerinin izlenmesi telkininde bulunuyorlar.

Gerçek üveysilikte ise bu şekilde bir aracı olmaz, zikir dersini bir internet sitesinden almaz.

4- Zikir zevk verir insanı belli bir yere kadar da götürür ancak hakiki bir mürşid olmayınca Şeytana maskara olur insan haberi olmaz. Nasıl mı?

-Bu kişiler işin sadece zikir boyutuna bakıyorlar. Halbuki tarikat/tasavvuf yani Allah’ı zikretme yolu İslam’ı Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içinde taviz vermeden yaşamakla birlikte Allah’a yakın olmak içindir. Zevk almak için değildir.

-Şeriatı yaşamaya yönlendirecek bir rehber de yoksa zevk aldığı için doğru yolda olduğunu, erdiğini zannederler. Böyle olunca da işlediği şeriatsızlıkları bir suç olarak görmez.

-Bunun bir delili olarak sitelerinde sohbet veren kişi bir kadınla sohbet yapmaktadır. Halbuki böyle bir hal caiz değildir. Şeriat bunu yasaklamıştır.

-Yine açık boyalı kadınlar üveysi olduklarını iddia edip yaşadıklarını anlatmaktalar ama İslam’ın emirlerini yerine getirmemekteler. Bunda da bir zarar görmemekte hatta zikirden aldıkları zevke binaen doğru yolda olduklarını zannetmekteler.

5- Bazı bu uyduruk yola girenlerden müşahede ettiğimiz kadarıyla da Şeytanın onları Allah’ın rahmetiyle kandırdığını anlıyoruz. Zikrin zevkinden ve rüyada bazı zatlarla görüştüğünden bahseden kişi namazını kılmıyordu ve bundan çok da muzdarip değildi. Daha fenası ise Allah’ın rahmetinin çok geniş olup bu rahmeti sebebiyle kendisini cehenneme sokmayacağını iddia ediyordu.

Bu da yine Şeytana maskara olduklarını gösteren bir şeydi.

6- Zikir insanda nur meydana getirir. Bu nur cin gibi varlıkları çeker. Hakiki bir mürşidin manevi kalkanı altına girmeyince bu varlıkların musallat olması da kaçınılmazdır. Bu sebeple de yılan kurt gibi varlıklar görünüp rahatsızlık vermeye başlar. Aslında bunlar cindir.

(sitelerinde bu varlıkların nefislerini temsil eden şeyler olduğu gibi bir kandırmaca yorumda bulunmuşlar)

MÜRŞİDE NE GEREK VAR(!)

Bakın sonradan ortaya çıkan akımlar bize hep aynı mesajı veriyor. Birileri tarikat/tasavvuf şirk diyerek din adına bu müesseseleri baltalamaya çalışırken birileri de Mürşide gerek yok al sana üveysilik diyerek mürşidlerden bu şekilde uzaklaştırma çabası içine giriyor.

Halbuki yaşayan bir mürşide bağlanmak niçin zorunuza gidiyor? Hedef zikir ise zikir var, rabıta ise o da var. Görmek istiyorsanız hayatta. Sohbetleri, nasihatleri kitaplar dolusu.

Üveysilik niye?

Bu bir perde…

Yukarıda dediğimiz gibi siteye yazılan zikirleri uygulamakla zaten üveysi olunmuyor o zikirleri yazanın müridi olunuyor. Orada sohbet veren kişi şeyh olarak benimsenmiş olunuyor ki amaç da bu zaten. “gelin müridim olun” denmiyor, üveysilik adı altında mürid toplanıyor. Kendini üveysi zannedenler de böyle avunuyor.

ÜVEYSLERİN KENDİLERİNE CEVAPLARI 

İHVANLAR İSİMLİ GRUBA CEVAPLAR – 1 –

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim…

Şeytandan ve şeytanın işini yapan cahillerin şerrinden ilim ve hikmet sahibi Rabbimize sığınırım.

Daha ilk cümlesiyle cahilliğini ispatlamış olan bir kişinin yazısını ve cahilliğinin her cümlede artışını okumak buna şahit olmak gerçekten çok üzücü. Ancak araştıran ve önce Rabbine sonra da bilen üstünde bilen vardır ayeti gereği o yolu yaşayana sormayı akıl eden kişiler için de bunu yapmak gerekti.

“Ölmüş evliya” tabiriyle kendi ölmğşlüğünü evliyalara mâl eden bir insan Kuranı kerimde Rabbimizin şu ayetinden belli ki bi haber kalmış, “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.”

Ne güzel söylemiş Yunus emre sultanımız.
“Bu dünya ol ahiretten içeri
Âşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez”

Yunus Emre, Mevlana gibi sultanları ve Hak aşıklarını anlamaktan yoksun kişiler, bugün Şah-ı Nakşibendi, Abdulkadiri Geylani sultanları anladıklarını iddia ediyor bir de bunun üstüne şeyhliklerini kendi evliyalıklarını ilan ediyorlar. Nefsin hayvan suretinde gösterildiğini bilmekten aciz kişi bu sultanların kitaplarını bir kere olsun anlamak için okumamıştır. Eşeğe altın semer vurmuşlar eşek yine aynı eşek tabirini de tam bu noktada hatırlatmak isterim.

Bugün yakmayan kefen, Peygamberi rüyada gösteren terlik gibi zırvalıklarla insanları kandırmaya ve dini 5 paraya satmaya çalışanlar, Allah yolunda yalnızca Allah rızası için Allahı anlatmaya çalışanlara hangi hak ve hadle leke çalmaya çalışıyorlar. Biz insanları kandırmıyoruz. Aksine sizin kandırdığınız insanları uyandırmaya Kuran okutmaya ve Allahın Peygamberimiz ve gerçek evliyalarla her şeyi bugüne ilettiğini anlatmaya çalışıyoruz. Peygamberimizi terlikle çağırmak hadsizliği bir yana dursun O’na ‘gel’ demeyi dahi edepsizlik olarak görüyoruz.

Manevi eğitimi inkar eden bir insan Veyselkarane gibi bir çok evliyanın evliyalık yolunda Peygamberimizden aldığı dersleri de inkar etmiş olur. Bu da bu hali asla yaşamadığını gösterir. Kendi eliniz dilinizle kendizle çeliştiğiniz halde hala size inanan akıllar asıl gaflete düşmüş olanlardır.

Allaha güvenmek tabirini sizin gibi sürekli Allahla haşa pazarlık etmeye çalışanlar bilmez ve anlamaz. Rabbim doğru yolunu göster dedikten sonra bu yolun buldurulduğu onbinlerce kişiyi hiçkimse inkar edemez. Allah hiçbir kuluna zulmetmez.

Allahın rahmetini göz ardı ederek düştükleri halin farkında olmayan sağırlara dilsizlere körlere Allahın ayetiyle cevap verelim. “De ki: «Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.»” Şimdi soruyorum size, ayeti dahi inkar ederken ve Allahın rahmetinden ümit kesip muhakkak cehenneme atılacağına inanan sizler mi yoksa bizler mi daha kârdayız? Zira kudsi hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim.” diyen de yine Allahımızdır. Siz Cehenneme girmek istiyorsanız önden buyrun. Biz Rabbimizin rahmetine sığınmakta gayret ediyoruz.

Bir yerde doğru söylemişsiniz. Bozuk saat dahi günde 2 kere doğruyu gösterir sözüne nispeten şaşırmıyoruz. Üveysilik edinilen bir şey değil Allahın lütfudur. Eğer kişinin kaderinde üveysilik varsa doğduğu andan bugüne bütün yaşadıklarıyla üveysilik ve marifet için eğitilmiş, her yaşadığının sonucunda kendisi farketmese de yalnızca Allahtan yardım istemek öğretilmiştir. Dediğiniz gibi Üveysilik nasip işidir. Bu yüzden sizler bugün bu yolda değil yolun tam karşısındasınız. Çünkü hayatınız boyunca Fatihayı bir kere olsun hakkıyla okumadınız anlamadınız.

Rüyada sadece evliya zatların görüldüğünü zannederek nasıl da bilmezliğinizi ortaya koyuyorsunuz. Neden okumuyorsunuz? Hamd olsun Rabbimize ki bu yolda ilerleyen her üveyse kimsenin görmediği güzelliğiyle Peygamber efendimiz de gösterilmekte. Bunun yanı sıra zikre girdiği ilk günden itibaren 3 gün sonra gerçekleşen kaza ve kader rüyaları da gösterilmekte. Gaybı Allahtan başka bilen olmadığına göre buna da itiraz ederseniz hayret ederiz diyeceğim ama etmeyiz. Haliniz tam olarak bu çünkü.

“Siteye birinin yazdığı zikir” deyip geçmekle zikrin içeriğini hiç okumadığınızı anlıyorum. Kuranı okuyup anlamayan başka şeyleri nasıl okuyup anlasın zaten. Zikrin içeriğinde bulunan Tövbe, Salavat, 11 ihlas 1 fatiha ve tevhid. Siz bunları da hiç duymadınız mı? Kurandan okumadınız mı? Her gün bir hadisi aklınızca anlatıyorsunuz birilerine. Peygamberimizin Tevhid, ihlas, fatiha, tövbe, salavat tavsiyelerine hiç denk gelmediniz mi? Yazık ki Allahın kitabında açık açık anlatılmış olan zikir usulüne dahi aşina değilsiniz. Yüzlerce ayette “Sabah akşam Allahı anın” kelamı var hiç mi denk gelmediniz? Peygamberimiz “Zikirlerin en efdali La ilahe illallahttır.” diyor hiç okumadınız mı? Sözü uzatmaya gerek yok. Çektiğimiz zikir bir beşerin tarif ettiği değil Allahın kuranında açık açık yazdığı, Peygamberimizin tavsiye ettiği zikirlerdir.

“Mümin müminin aynasıdır” hadisine uyarak birbirimizle istişare ettiğimiz konuları, “Bilen üstünde bilen vardır.” ayeti gereği bizden önce bu yola girmiş olanlardan dinlediğimiz tecrübelerini şeyhlik zannederek sizin gözünüzdeki Şeyhlik kavrmaının ne kadar basite indirilmiş olduğunu anlıyoruz. Sizin kafanıza estiği şekilde edindiğiniz şeyhlik gibi basit değildir islam. Şeriat tarikat deyip şeyhlik için asıl lazım olan marifet ve hakikat makamlarını insanlara unutturup kendi eksikliklerinizi insanlardan gizlemeniz bu durumu yine gözler önüne sermekte. İslamın gönül makamını insanlara unutturan bir sistemden nefret dolu, her şeyi zorunlulukla yapan bir nesil yetişti. Sevgiyi, Allahın rahmetini unutturduğunuz bu dünyada Rabbimizi Rahmetiyle Merhametiyle Sevgisiyle, kulu için her iyiliği düşünmesiyle anmamız zorunuza gidiyorsa eksiği kendinizde arayın.

Şeriat demiş bir de delil göstermişsiniz. Biz de şeriat deyip bir delil gösterelim. Hem de aklımızdan değil. Bizzat Rabbimizin vahyettiği Kuranımızdan;

 

Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir. Tövbe 71

Allah aşkına soruyorum size, mahrem diyerek eşlerinizi gönderdiğiniz kadın topluluklarında gıybetin dibine vurulurken neden sesiniz çıkmıyor da, Allahın konuşulduğu, yalnız Allahın anlatıldığı bir mekanda, ayetle izin verilmiş bir hal zorunuza gidiyor? Şaşırdık mı? Şaşırmadık!

Bir örnek daha verelim ki allah yolunda Allaha sığınıp, O alemin sultanlarının feyzi, eğitimi ile hareket edenlerin nasıl korunduğunu öğrenin.

Hoca Ahmet Yesevi’nin müritleri çoğalıp şöhreti artınca onunla ilgili iftiralar da çoğalmaya başlamıştı. Bu iftiraların başında da Hoca Ahmet Yesevi’nin dergahta kadınlı erkekli toplantılar düzenlemesi ve bunun şeriata aykırı olduğu düşüncesiydi. Horasan alimlerinden bir kısmı bu durumu araştırmak için Türkistan’a bir Teftiş heyeti gönderirler. Yapılan araştırma sonucu bu durumun bir iftira olduğu ortaya çıkmış. Fakat Hoca Ahmet Yesevi bunlara bir ders vermek istemiş ve ağzı mühürlü Bir hokka getirtmiş ve orada hazır bulunanlara “Ergenlik çağından bugüne kadar Sağ elini avret yerine dokundurmayan var mı?” diye sorunca kimseden ses çıkmamış. Daha sonra Celal Ata adlı talebe sağ elini avret yerine dokundurmadığını belirtmiş. Bunun üzerine Hoca Ahmet Yesevi hokkayı ona vererek Horasan alimlerinin gönderdiği kişi ile birlikte Horasan iline göndermiş. Hoca Ahmet Yesevi’yi test etmeye çalışan alimler hokkayı merakla açmışlar. Hokkanın içinden ateş ve pamuk çıkmış. Ama bunlar yanmadan yan yana duruyorlarmış. Horasan alimleri anlamışlar ki bir evliyanın gücü kadın ve erkeği aynı mecliste yan yana getirdiği zaman onların içindeki şehveti söndürmeye yeter. Yani Allah aşkıyla yanıp tutuşan kadın ve erkek topluluğunu zikir zamanında şehvani düşünce alıkoyamaz. Bu olay üzerine Horasan Alimleri yaptıklarına pişman olmuş ve af dilemişlerdir. Hoca Ahmet Yesevi’ye çeşitli hediyeler göndererek onun büyüklüğünü takdir etmişlerdir.

Madem sizin şeriatınızda kadın erkek ayrımı var, bir daha hacca da gitmeyin. Zira Allahu teala Allah için bir araya gelenlerin orada da birlikte ibadet etmesine izin vermiştir.

Tesettüre girmeyen kardeşlerimizden söz açmış onlara da dil uzatmışsınız. Bakın Alemlere rahmet peygamberimizin övgüyle bahsettiği Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri ne buyurmuş, İnsanlara : ” Dinin nedir ? Namaz kılıyor musun ? Oruç tutuyor musun ? ” gibi Allah’ın soracağı soruları sormayın! İnsanlara : ” Aç mısınız ? Bir şeye ihtiyacınız var mıdır ? Bir sorunun var mı ? ” gibi kulun kula soracağı sorun.

Peki siz kimsiniz? Yargı makamı mı oldunuz. Hesabı Allaha değil size mi vereceğiz. Sadece bu noktada kendi zannım üzere konuşacağım ki ancak siz başkalarına layık gördüğünüz hesap üzere hesaba çekilirsiniz. Sizin hesabınızda da bildiğimiz üzere kurtuluş yok.

Eğer Allah kullardaki eksikliğe bakarak bu yola girecek olanları seçecek olsaydı, haşa sizin gibi, bir Allahın kulu dahi değil üveyslik islama giremez kurtuluşa eremezdi. Tüm dünya topyekun helak olur giderdik. Tesettür Allahın emridir işittik, iman ettik itaat ettik inşallah. Ama ne tesettüre girmemek ne de başka bir eksiklik kişiyi Allahı anmaktan zikrekmekten, Ona ibadet etmekten asla alıkoymaz ve koymamalı. Çünkü “çoğu bulamayan azı da kaybetmemeli” buyurmuştur İmamı Rabbani hazretleri. Tarikatınızda namaz kılamayan, kendini gıybetten hasetten alıkoyamayan bir çok insan var. Kovun o halde onları. İşte bu ancak size yakışan bir iş olur. Gün gelir Allah yolundan, Allahın sevgisinden kovanlar da kovulur.

Zevk de zevk demiş durmuşsunuz. İşte nefsler bu yüzden hayvan suretiyle gösterilir. Çünkü hayvan da sadece zevk aldığı işler ile meşgul olur. Siz zevke takılı durun, aklı selim olanlar için bir kaç şey söyleyelim.

İslamın ve imanın başı muhabbet ve sevgidir. Layığıyla sevemediysen Rabbini her ibadet ve yaşadığın her hal sana zor gelir. Allahı sevmekle kulun kalbi canlanır ölü iken dirilir nefes alır. İşte tam bu noktada ibadetin ve Allah için yaptıklarının tadını alır. Bu manevi lezzettir ve kula ikramdır. Peygamberimiz “Namaz ancak kalp huzuru ile tamam olur” derken Rabbimiz de ayetinde “Kalpler ancak Allahı anmakla huzur bulur.” demekle huzurun yolunu anlatmış ve bize öğretmiştir. Kalp huzurunuz yoksa, kıldığınız namazda Allahtan çok dünyalık işleri düşünüyorsanız ibadetiniz hadis gereği eksik kalır. Marifet şeriatın üstündedir. Bugğn bize iftira atanlar zannediyorlar ki yalnızca bir kaç tane la ilahe illallah salavat deyip sonrasında her gğnahı işliyor hiçbir ibadeti yapmıyoruz. Kişi kendinden bilir işi, deyip başka da kelam etmiyoruz onlar için. Lakin siz bilin diye söyleyelim ki dün yapamadığımız çok zor gelen ibadetlerimizi Allaha hamd olsun bugün zikretmekle koşa koşa zevkle yapıyoruz. Bu zevkin de ötesinde çok daha büyük bir şey var ki o da İlimdir. Allahın verdiği ilimle kıldığımız namazdaki, tuttuğumuz oruçtaki, sabrettiğimiz imtihandaki hikmetleri öğreniyoruz.

Dönelim size bilmeyip bildim diyenler. Dündeki tarikatler haktır başımızın tacıdır, başlarındaki şeyhler gönüllerimizin sultanıdır. Ancak biz onların hiçbirinden sizin yaptığınız bidatleri, kurnazlıkları, sahtekarlıkları görmedik. Asla sizin gibi insanları sömürmediler. Kandırmadılar. Hiçbir zaman cennetle insanları oyalamadılar. Hep Allah var dediler. Asla ama asla kulları kendilerine yönlendirmediler. Her daim Allahtan istemeyi öğrettiler. İşte asıl mürşid onlardır ve onlar bizim sultanlarımız ve mürşidlerimizdirler. Bugün yaşayan mürşid var demişsiniz. Hadi ordan. Senin daha nefsini bilmeyen şeyh maskeli tağutundan daha çok yaşıyor Allahın hakiki evliyası, Abdulkadiri Geylani, İmamı Rabbani, Üftade hazretleri. Dün yaşayan sultanlar için ölmüş kelimesini kullananların asıl kendi kalpleri ölmüş hatta çürümüştür. Leş kokunuzu kendinize saklayın.

Rabıtanın aslı gönül bağı kurmaktır. Sevmektir. Muhabbet etmektir. Bu da sabah bir resmi karşına alıp bakmakla onu hayal etmekle olmaz. Ne zaman ki önce Allahını Peygamberini sonra evliyaları gerçekten sever ve onları anlamaya çalışırsın işte o zaman asıl rabıtayı yapmış olursun. Biz sizin gibi puta tapanlar değiliz.

Günümüzdeki her sahte tarikat gibi sizde başkası değil kıyamete kadar bizim tarikatimiz devam edecek. Diğerleri pis, çöp bize gelin demeye devam edin. Ümmet bütünlüğünü unutturup 72 fırkaya bölünün birbirinizi sömürün. Din tektir, ümmet birdir. Kitap Kuran, Peygamber ise Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. Bir olmayı, ümmet olmayı unutturanlara, müslümanı müslümana düşürenlere yazıklar olsun.

Son olarak, “orada sohbet veren kişi” diye bahsettiğiniz kişi Muharrem Karabaydır. Ne biz onun müridleriyiz, ne de o bizim şeyhimiz. Kuranı okuyan ve anlayan bir kul olarak Kuran okuyun der, yalnız Allaha kul olmak gerektiğini anlamayan akıllara, ve sizlerin kandırdığı insanlara ailesinden vaktinden sağlığından uykusundan ödün vererek anlatmaya çalışır. Anlattıklarını güzelce dinlerseniz bir nebze olsun belki anlarsınız.

________________

İHVANLAR İSİMLİ GRUBA CEVAPLAR – 2 –

Kovulmuş şeytanın şerrinden ve şeytanın izini takip edenlerden Allemlerin Rabbi olan Allah’a sığınırım..
Üveysiliği kötü değil Üveysiliğe kötü bakan sizleri görünce şu hikaye aklıma geliyor.
“PENCERE”
Genç bir çift yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar,
Sabah kahvaltı yaparlarken komşu da çamaşırları asıyormuş,
Kadın kocasına :
‘Bak,çamaşırları yeterince temiz değil,çamaşır yıkamayı bilmiyor,belki de doğru sabunu kullanmıyor.’ demiş..
Kocası hiçbir şey söylememiş,kahvaltısına devam etmiş..
Kadın komşusunun çamaşır astığını gördüğü her seferinde aynı yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış :
‘Bak’ demiş kocasına ‘Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?’ ve kocasından şöyle cevap gelmiş:
‘Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi temizledim çok kirliydi’…
Göz pencereniz, kalp pencereniz kirliyse her şeyi kirli görürsünüz ve herkes önce kendi penceresini temizlemeli ki güzel görebilsin…

YANİ SİZİN PENCERENİZ PİS. SORUN DIŞARIDAKİ ON BİNLERCE İNSANIN YAŞAYIP GÖRDÜĞÜ ÜVEYSİLİKTE DEĞİL. GÖNÜL EVİNİ , PENCERESİNİ TEMİZLEMEYİP , KÖTÜ BAKIP KÖTÜ GÖREN SİZLERDE.

ÜVEYSİLİK HAKKINDA GEÇMİŞ ZAMANDA YAŞAYAN EVLİYALAR ZATEN SÖZLERİNİ SÖYLEMİŞLER. SİZLER BUNU OKUYUN VE SUSUN BENCE..

“Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. Bunların şeyhe ihtiyacı yoktur.
Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir,
Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.
Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.
Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar. Bu devlet kime yüz gösterir ki?
“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]
{ Feridüddin Attar (ks) }

Yukarıda Üveysiliğin tanımını Feridun Attari hz.lerinin yaptığı bu felsefeyi kabul ettik.Bu yolda rabıta yoktur , abilik şeyhlik efendilik yoktur KUL a KUL olmak yoktur bu Rabbi anmada insanlara korku aşılamak ve o korkulardan nemalanıp kendisine bağlayanların yolu değildir. Bizim yolumuz AŞK yolu bizim yolumuz SEVGİ yoludur.

ÜVEYSÎ OLMAK ÖYLE YÜKSEK BİR MERTEBEDİR Kİ, O DERECEYE ULAŞMAK PEK ENDER OLUR.
(SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ)

BÜYÜKLERDEN ÇOĞU ÜVEYSÎLİK YOLUYLA YÜKSELDİLER.
(ABDÜLHAK-I DEHLEVÎ)

ŞERİAT VE TARİKAT EHLİ MARİFET EHLİNİN YAŞADIKLARINI YAŞAYAMAZ
(AHMET YESEVİ HZ)

YAZDIKLARINIZA CEVAP VERMEDEN ÖNCE SİZİN GÖNÜL EVLERİNİZİN PİSLİĞİNİN VE YAPTIKLARINIZIN YANLIŞLIĞINI , YANİ İÇİNİZDE BULUNDUĞUNUZ DURUMA DEĞİNMEK İSTİYORUM.

TARİKAT VE CEMAAT DEVRİNİN ARTIK BİTTİĞİ HALDE neden hala şeyhlik taslıyorsunuz ve ümmeti bölüyorsunuz. BENİM SİZE CEVABIM OLABİLECEK TE SİZİN İBRAHİM HALVETİ HZ.’NİN SÖZÜNE CEVABINIZ OLABİLECEK Mİ?
1845 (miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor: “Artık tarikatlar kaldırılmış, tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır. Herkes Allah ve Resulünü, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.”

YA SAİDİ NURSİ HZ. NE CEVABINIZ VAR MI?
“Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır.”

Peki ya Üveys Ladikli Ahmet Ağa hz. Nin oğullarına tarikatlara hiç bulaşmayın deyişine? Ve kendisinin tarikat kurmayışına? Hatta ve hatta ummi olduğu halde ‘’BEN OKUMADIM AKDAN , KARADAN BANA ÖĞRETEN YARADAN’’ SÖZÜYLE ÜVEYSLERİN ŞEYHSİZ OLDUĞU DA EN BÜYÜK İSPAT DEĞİL MİDİR?

PEKİ YA ‘’ TÜRKİYEDEKİ 72 TARİKAT VE CEMAATİ BİZ KURDUK’’ Diyen İsrail Hahambaşısına hanginiz hadi oradan diyebildi?

PEKİ GELİN SİZLERİN AYET VE HADİS KAYNAKLI YANLIŞ OLDUĞUNUZU İSPATLAYALIM MI?
YASİN SURESİ 21. AYET ‘Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.’

DİYE BUYURMUŞ RABBİM. BEN ÜVEYSİM VE BU YOLDA KİMSEYE BİR KURUŞ PARA VERMEDİM. DEMEK Kİ YOL DOĞRU.

AMA TARİKATTEN CEMAATTEN YAKASINI ZOR KURTARIP BU ZİKRE BAŞLAYAN KARDEŞLERİMİZDEN DUYUYORUM Kİ CEPLERİNE RESMEN HORTUM DAYANMIŞ. DEMEK Kİ AYET KANITLI TARİKAT VE CEMAATLERDE BİR SORUN VAR.

PEKİ ‘’NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR’’ DİYE buyuran Şanlı Peygamber Efendimiz sav. Hadisi gereğince Rabbi bilme , Ona ulaşma yolunda olan kişileri kendi nefslerini gösterir Rabbim. Kendine gelen yolu kolaylaştırır. HANGİNİZ NEFSİNİZİ GÖRDÜNÜZ? HİÇ BİRİNİZ. DEMEK Kİ YOLUNUZ ALLAH’A GİTMİYOR Kİ NEFSİNİZ GÖSTERMİYOR. NEREYE GİDİYOR DİYE SORUCAK OLURSANIZ DAHA KENDİ NEFSİNİ BİLMEYEN ŞEYHLİK İDDİA EDEN SAHTEKAR HOCANIZA GİDİYOR.. ALLAH FATİHA DA YALNIZ KENDİSİNDEN YARDIM İSTEMEMİZİ İSTERKEN SİZİN ALLAHTAN BAŞKA YARDIM İSTEDİKLERİNİZE GİDİYOR.

SİZ KULA KULLUK DEĞİL ALLAH’A KULLUK YAPAN ÜVEYSLERİ DEĞİL DE ŞEYHİME KÖPEK OLUN , BAĞRINIZA BASIP GEÇSİN , PARA VERİN DİYE İNSANLARA HİTAP EDEN MÜRİDLERİ İFŞALAR MISIN? Niçin onları ifşalamıyorsunuz?

ŞANLI RESULULLAH SAV BİLE KENDİ ÖNÜNDE EĞİLMESİNE MÜSADE ETMEZKEN , BEN KURUMUŞ ET YİYEN KADININ OĞLUYUM SİZDEN BİR FARKIM YOK DERKEN , KENDİNİ HAŞA PEYGAMBERDEN ÜSTÜN GÖREN , KENDİSİNİN ÖNÜNDE EĞİLTTİRMEYİ GEÇTİM YERLERDE SÜRÜNDÜREN ŞEYHLERİ DE İFŞALAR MISIN. Niçin ifşalamıyorsun?

Niçin ifşalamıyorsunuz biliyor musunuz? ÇÜNKİ İNSAN KENDİNİ İFŞALAMAZ. CEHENNEMİN ANCAK MAHŞERDE GETİRELECEĞİ halde Kabirde yanmaz kefen satıp Milleti kandırdıklarını başkaları bilsin istemezler. Bilirler ise paraları kesilir..

GELİN ŞİMDİ İFTİRA VE ZANLARINIZA CEVAP VERELİM.

1.Sİ YAŞAYAN EVLİYA VE ÖLÜ EVLİYA DEMİŞSİN. Cahillik fışkıran yazışmalarını ilk cümlelerinde gözlerin önüne sermişsin. Yunus Emre Sultan sizlere çok güzel cevap vermiş.
Ne güzel söylemiş Yunus emre sultanımız.
“Bu dünya ol ahiretten içeri
Âşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez”

2.Sİ ZİKİR ÇEKMEK İÇİN ŞEYHE İHTİYAÇ YOKMUŞ , MANEVİ EĞİTİM zannınıza evliyaların diliyle cevap verelim.
‘’BEN OKUMADIM AKTAN , KARADAN. BANA ÖĞRETEN YARADAN’’ Diye Buyurmuştur ÜVEYS Ladikli Ahmet Ağa hz.

Ayrıca; “Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. BUNLARIN ŞEYHE İHTİYACI YOKTUR.
Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir,
Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.
Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.
Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar. Bu devlet kime yüz gösterir ki?
“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]
{ Feridüddin Attar (ks) }

3.SÜ O GÖRÜLEN DAHA DOĞRUSU GÖSTERİLEN HAYVANLAR NEFİSTİR. ‘’Nefsini bilen Rabbini bilir’’ Diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. Geçmişte Tarikatlar HAK tı Doğruydu. Nefsler bir hayvani sıfatta görülüyordu. AMA BU ZAMANDA Kİ TARİKATLER VE SİZLER YANLIŞSINIZ Kİ NEFSİNİZİ GÖRMÜYORSUNUZ. Görmemek ile kalmayıp Nefsini bilip , Rabbini bilen Üveysiler ile dalga geçme Haddinizi kendinizde görüyorsunuz!!

4.SÜ Kuran da Rabbimiz cennet ehlinden , sakinlerinden bahsetmiş. Bizler e sıddıklık mührü vuruluyor. BU ZİKRİ YAPAN HERKEZİN AYAĞINA SIDDIKLIK MÜHRÜ VURULUYOR. BU DA MI YALAN?? İşte bizler sıddık olduğumuz için inşallah son nefesimizi de o halde verirsek Allah Kuran da belirttiği üzere Sıddıkları cennete girdirir.

AMA BİR ŞEY İŞİNİZE GELMEMİŞ Kİ DEĞİNMEMİŞSİNİZ BİLE 😀

Bizler cenneti istediğimiz için yada cehennemden korktuğumuz için değil Yalnızca Allah rızası ve sevgisi için İbadet etmeye yani Aşık ibadeti yapmaya çalışıyoruz. Niyetimiz o. Ameller niyete göre buyruluyor.

‘’Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri. Onları İsteyenlere ver Rabbim, bana seni gerek seni’’ (YUNUS EMRE)

5.Sİ ‘’LA İLAH İLLALLAH DİYEN BENİM KALEME SIĞINIR’’ diye Buyuran Rabbimizin tevhid kalesine girer Üveysler. Kimler Şeytanın oyuncağı olmuş? 1 kuruş dahi para talep etmeyen Üveysiler mi ? DİNİ PARAYA DÖKMÜŞ , NEFSİNİ BİLMEYEN SİZ CAHİLLER Mİ?

6.SI KİMSE BU YOLA KÖTÜ DİYEMEZ ÇÜNKÜ Ben bu zikre başladıktan sonra Peygamber Efendimizi gördüm. Peygamber Efendimizin suretine kimse giremez. Hadi bu sizleri mutmain etmedi. Ben bu Zikre başladıktan sonra 3 gün ilerisini gösteren Kader rüyaları gördüm. Kuranda Rabbim geleceği kendisinden ve bilmesini dilemediklerinden başka kimse bilemez diyor. E o zaman bana 3 gün sonra gerçekleşecek Kader kaza Rüyamı kim gösterebilir. Tabi ki de SADECE ALEMLERİN RABBİ VE GAYBI BİLEN ALLAH..

7.Sİ ŞEYH DE ŞEYH , MÜRİD DE MÜRİD DİYE DİRETMENE İSE Tekrar Evliya sözü ile cevap veriyorum. “Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. BUNLARIN ŞEYHE İHTİYACI YOKTUR.
Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir,
Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.
Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.
Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar. Bu devlet kime yüz gösterir ki?
“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]
{ Feridüddin Attar (ks) }
8. Sİ BUNLAR SADECE İŞİN ZİKİR BOYUTUNA BAKIYORLAR DEMENE İSE Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalıştığını gözler önüne seriyor. Kuranı her gün önce Arapçasını , sonra mealini , sonra da mealinde Rabbimiz o ayette ne buyurmuş diye tefekkür edip düşünüyoruz. Marifet üzerine dersler tefekkürler yapılıyor. Kişi bu zikre başladıktan sonra hayatı Kuran ayetlerini yaşayarak geçmeye başlıyor.

ÜVEYSİLİK DOĞRU ÇÜNKİ Allah’ın ilk ayetini OKU diye indirdiği Kuranı okuyorlar. Anlamına bakıyorlar. Hayatına geçirmeye çalışıyorlar.

SİZLER VE SÖYLEDİKLERİNİZ YANLIŞ ÇÜNKİ Sizler insanlara Kuranın anlamına baktırtmıyorsunuz. Anlayamazsın diyorsunuz. (ANLAMİCAKSAM ALLAH NİYE KURANI BÜTÜN İNSANLIĞA İNDİRDİ??) Allah ın ilk ayeti olan OKU emrine karşılık OKUMA diyorsunuz ve Allah’ın emrinden döndürüyorsunuz insanları.. Döndürmek ile kalmayıp gel sen bunu anlarsın diyip kendi kitaplarınızı satıyorsunuz. SİZLER DİNİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ DA DEDİĞİ GİBİ MADDİ KAZANÇ SEKTÖRÜNE ÇEVİRMİŞSİNİZ!!

9.SU KADIN ERKEK DİYE LAF ATMANA YİNE BİR EVLİYADAN VE BİR AYETTEN CEVAP VERELİM:
Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde.
Hakk’ın yarattığı her şey, yerli yerinde.
Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok.
Noksanlık da, eksiklik de; senin görüşlerinde.

(HACI BEKTAŞI VELİ)

Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir. (Tövbe 71)

Tasavvuf yolunun ortasında, zahire uymayan şeyler görünüyor ise de, bunlar da zahire uydurulur. Zahirle bâtın birleştirilir. Yolun sonuna varanların bâtını, İslamiyet’in zahirine hep uygun olur. Âlimler ile bu büyükler arasında yalnız bir ayrılık vardır ki, âlimler düşünerek ve ilme yolu ile bilirler. Bu büyükler ise, keşf ederek, tadını alarak bulurlar. (İMAMI RABBANİ MEKTUBAT)

10.SU KİŞİ ZİKREDİNCE NURU OLUR NURDA ŞEYTANI ÇEKER , MANEVİ ŞEYHİN KALKANINA GİRMEYİNCE BAŞINA KÖTÜ ŞEY GELİR SÖZÜNE CEVAP verecek olursak ise de Rabbim bir kutsi sözünde ‘’LA İLAHE İLLALLAH DİYEN BENİM KALEME SIĞINIR’’ Diyor. ALLAH’IN KALESİNDE OLANLARA NE PİS İFTİRALAR ATMIŞSIN. ALLAH’IN KALESİNİN İÇİNE GİRİP DE CİN BANA MI MUSALLAT OLUCAK?

SON YAZDIĞINA , MÜRŞİTSİZ OLMAZ DEDİĞİNE İSE DE YİNE VE YİNE BİR EVLİYA’NIN SÖZÜYLE CEVAP VERİYORUM. BAK BAKALIM ŞEYHSİZ MÜRİTSİZ NASIL OLUYORMUŞ ÜVEYSLER.
“Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. Bunların şeyhe ihtiyacı yoktur.
Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir,
Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.
Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.
Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar. Bu devlet kime yüz gösterir ki?
“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]
{ Feridüddin Attar (ks) }

_________

İHVANLAR İSİMLİ GRUBA CEVAPLAR – 3 –

 

Bismillahirrahmanirrahim

Tasavvuf,Allah ve Resulünü bilmek tanımak için yapılan gayret ve çalışmadır.Bu gayretden kasıt ise öncelikle nefsi tezkiye ederek yakınlaşmaktır.Bu da ancak nefsi bilerek mümkündür.Tasavvufdan bahseden birinin insanda hayvani nefsin olduğundan bi haber olması ne kadar ilimsiz ve cahil olduğunun kanıtıdır.Nefs mutmain olana kadar hayvan sıfatındadır.Hayvani olan nefsin kötü huylarından dolayı da nefs yırtıcı olan hayvanlar ile gösterilir ki bu Emmare asi olan nefsin sembolüdür.Nefsini bilen Rabbini bilir hadisi ile net biliyoruz ki sadece nefsi gösteren yol doğrudur.

Şeytan rahmet,lütuf,hidayet mazharı olan latif gibi nurların kılığına giremez.Tüm peygamber veliler için de bu böledir.Zira şeytan kahr mazharıdır.Hak ile batılın ayrılması için zıddında görünemez.Şeytan Peygamber efendimiz (s.a.v) kılığına ve dahi evliyanın ve nurların kılığınada giremeyeceğini tasavvuf yolunun öncülerinden Abdülkadir Geylani de tasdik etmektedir.
Sırrül Esrar-Abdülkadir Geylani

Şeri kurallar Kuranda Yüce Allah tarafından açık ve net bir şekilde bildirilmiştir.Bu hükümler sahih hadisler ilede açıklanmıştır.Bunun için kişinin birinden şeriat kuralı öğrenmesine hacet yoktur.Eski gerçek tarikat ve şeyhlerin olduğu dönemde bu gerekliydi ancak o zaman bilgiye ulaşmak mümkün değildi.
Aklı olan her insan okur,öğrenir,hayatına sokar…
İslam dini zor değil aksine kolay bir dindir.Zorlaştıran insanlardır..Çıkarlarına böylesi uygundur çünkü!!

Hidayeti veren Allah’tır.Kuluna hidayet verecekse de bir kula soracak değil herhalde.Kime dilerse ona verir.Şu kişi hidayete eremez bu yaşayamaz demek ilahlık iddiası ve şirkden başka bir şey değildir.Hidayet Hakkı yalnız Allah’ındır…

Tevhid ile kişi Rabbin kalesine girer.Ve ona hiçbirşey zarar veremez.İnsanı Allah’ın değil de nefsi olan sözüm ona mürşid denen bir acizin koruyacağına inanan kişi esasen iblisin etkisindedir.Kurandaki müşrik tanımına da birebir uymaktadır.
Bu şekilde korkacaksanız yalnız benden korkun ayeti de ayaklar altına alınmaktadır.
Zümer 36
Allah, kuluna kâfi değil midir? Durmuşlar da seni O´ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.
Ayetler de sabittir.
Kimin şaşırdığı gayet açıktır..

Kuran’da bir çok ayetde müşrikler ve münafıklar anılmıştır.Münafıklığın en belirgin vasfı ise;
Fatihayı hergün defalarca okuyup, YALNIZ SANA KULLUK EDER,YALNIZ SENDEN YARDIM DİİLERİZ ayetini çiğneyerek birilerinden medet uman mürşidsiz olmaz diyen müşrik ve münafıklardır.
Birinin birine mürşid olması için nefsin tüm makamlarını geçmiş olması gerekir.Velevki öyle biri var diyelim o kişi kimseye ben mürşidim,veliyim,şeyhim demez.Zira diyen halen nefsin perdesini aralayamamıştır ve halen benlik davasındadır.

Zikir siteye kendileri yazdı diyen zihniyet belliki ne Kuranı ne de peygamberi tanımamaktadır.Tevbe edin kabul edeyim diyen, Şübhesiz ki Allah ve melekleri o peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin diyen bir beşer değil Yüce Allah’tır.
Ayetler 1400 yıl önce Allah tarafından yazılmıştır bir kul tarafından değil.
Bir kez açıp Kuran’ı okuyan ve tabiki aklı olan herkes görebilir.Hatta yapılacak zikir dahi ayette mevcuttur.Bakara-198. Ayetde Allah’ı yolunuzu gerçekten kaybetmişken size doğru yolu gösteren bir ilah olarak anın emri ile ve efendimizin ben ve benden önceki velilerin ortak zikri La ilahe illallah’tır sözü açık bir şekilde önümüzdedir.
Ey akıl sahipleri halen düşünmez misiniz?

Muharrem Karabay ise sadece Marifette Rabbinin öğrettiklerini hiçbir karşılık beklemeden insanlara anlatan biridir.Dini ticaret malzemesi yapan acizler gibi ne vakfa ne de müride ihtiyacı yoktur..

 

VEEE BUNU BİZ SÖYLEMİYORUZ..  BİZİMLE HİÇ BİR DİYALOĞU BULUNMAYAN BİR DERGİ EDİTÖRÜ  SÖYLÜYOR.. 

İŞTE BUNLARIN VE EFENDİLERİNİN GERÇEK YÜZLERİ..

Kendini mürşid ve müceddid zan eden bir cami imamı olan Mahmud Efendi’nin uzun yıllardır akıl sağlığının yerinde olmadığına dair yemin etsem, başım ağrımaz.

İslamcı basında uzun süreler köşe verilmiş ve yazarlık da yapmış, müslümanların arasında marka olmuş, hepinizin mutlaka ismini duyup bildiği bir uzman psikoloğun, yine İslamcı bir gazetenin tanınmış bir yazarı olan arkadaşına söylediği söz aynen şu şekildedir.

“Hocam! Bu Mahmud Efendi benim hastamdı. Bana getirirlerdi. On beş gün sonra kontrole getirirlerdi de beni yeni gördüğünü zan ederdi. On beş gün önce tanıştığı kişiyi bile hatırlayamaz bir haldeydi.”

Bu bilgiyi, Mahmud Efendi cemaatine müntesip olan ve içeriden/merkezden haber alan insanlara da teyit ettirdim. Pek çok psikoloğa/uzmana götürülmüş. Pek çok müntesip de, “Ona bilerek yanlış ilaç verdiler. Ona kastettiler.” diyerek kendilerini kandırıyorlar.

Ortada tartışılmayacak gerçekler var:

– Mahmud Efendi de, ondan önceki Ali Haydar Efendi de zahiri alimdiler. Tasavvufta hiçbir icazetleri yoktu. Mürşid değildiler.

– İkisi de kendilerinde bir hüner olmadığını, Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) ile manevi bağlarının olmadığını bildikleri halde, kendilerine rabıta yapılmasına müsaade ettiler. Ve akıl almaz veballere girdiler. İmam-ı Rabbani hazretleri, böyleleri için “tarikat eşkiyası” diyor.

– Ali Haydar Efendi, 25 sene korkusundan evinden dışarı çıkamamış ve memleketin dinsizleştirildiği bir dönemde en temel alimlik mes’uliyetlerini bile korkusundan yerine getirememiş bir zavallıydı. Gerçek mürşid-i kamilin ve talebelerinin akıl almaz mücadeleleri ile ortalık biraz yumuşadı, küfrün şiddeti kırıldı da evinden çıkabildi. İlk olarak da mürşidlik iddia etti. İkaz edildi, dinlemedi. Bozuldu, rezil edildi, dinlemedi.

– Ondan sonra da Mahmud Efendi bu tiyatroyu devam ettirdi. O da ikaz edildi, dinlemedi. Bağlılarının yanında mahcup edildi, “Ben mürşid değilim. kendi camiinde islam’a hizmet eden bir hocaefendiyim. Mürşidlik, beni sevenlerin bana yakıştırması.” yalanını söyleyerek sıyrıldı ve yine de mürşidlik iddia etmeye devam etti. Kendine rabıta yaptırmaya devam etti. Nihayet Jet Fadıl gibi adı vurguncuya çıkmış birinin maddi desteği ile bir otelde kendini 15. hicri asrın müceddidi seçtirdi. Ve aynı organizasyon Jet Fadıl’ın reklamına da çevrildi.

Hal bu ki, mürşidler/müceddiler hiçbir zaman seçimle belirlenmediler. Bu bir ilkti. Daha önce hiç kimse böyle pervasızca bir sahtekarlığa yeltenmedi. Bir de onu seçen 350’ye yakın kişin çoğu muteber isimler değildi. Pek çoğu geçtik mutasavvıf olmayı ehli sünnet bile değildi. Samimiyetle Mahmud Efendi’ye bağlanmış pek çok kardeşimiz, onu seçmeye gelen pek çok sözde alime reddiyeler yapmışlardı daha önceleri. Daha da ilginci, gelip onu müceddid ilan edecek bu sözde alimlere, o toplantıda Arapça sunum yapılıp Mahmud Efendi tanıtıldı. Yani oraya gelenlerin pek çoğu Mahmud Efendi’yi müceddid olup olmadığı hususunda ölçebilecek yeterliliği geçtik, Mahmud Efendi’yi doğru düzgün tanımıyorlardı bile…

Hep söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz ve ispat da edeceğiz:
İslam dininin on iki hak tarikatı, bütün hak kolları ile beraber sonlandı. Bitti.

Dünyanın uzatmaları oynadığı şu günümüzde, kıyamet sabahına kadar tasarruf üveysilik ile kendisinde kalacaktır. Ahir zamanda bu şekilde bir istisnai uygulama olacaktır. Yaşayan ve mürşidlik ya da müceddidlik ilan eden, kendisine rabıta yaptıran her kim varsa, yalan söylüyordur, aldanıyordur, aldatıyordur.

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir