Üveyslere Atılan İftiralar

Allahın ve Resulunun Selamı Bereketi Üzerinize Olsun Sevgili Kardeşlerimiz.. .🌹

Gün geçmiyor ki bizlere   Allah ve Resulunün rızasını kazanmaktan başka hiç bir derdi olmayan üveyslere çirkin yakıştırmalar ve iftiralar atılmasın.. Ama biliyoruz ki kişi bilmediğinden korkar.. Karanlıktan korkar .. hal böyleyken bize atılan iftiralardan değil atılan iftiralara verdiğimiz cevaplardan tanıyınız…

Ve en önemlisi bu iftiraları atan kalpleri ve gözleri mühürlenmiş çok çirkin amellere gömülmüş kişilerin asıl yüzlerini ve kişiliklerini size göstermektir..  Bizim kimse ile şahsi bir derdimiz yoktur.. ancak malesef öyle bir hale getirildiki kendimizi ifade edemez olduk.. ve bu iftiraları atanları Rabbimize havale ettikten sonra siz kıymetli kardeşlerimizede bu kişilerin asıl niyetlerini ve yüzlerini göstererek itibar etmemenizi sağlamaktır..

Sitemizde inşallah bize asılsız iftiralar atan misal NESLİHAN TAMER  isimli şahıs gibi kişilerin isimlerini ve attıkları iftiraları yayınlayıp.. perde arkasındaki konuşmalarını , iki yüzlülüklerini , riyakarlıklarını kısaca kirli oyunlarını sizlerle paylaşacağız..  Bunun amacı bize verdikleri zarar değil siz gerçeği , doğruyu ve güzeli arayan Rabbinin aşkını arayan kıymetli kardeşlerimize verdikleri zararın önüne geçilmesi içindir..

İletişim : bilgi@veyselkarane.com 

Zikir Destek Ekibi

ABDURRAHMAN ÜVEYS                         537 288 66 93
TUĞBA ÜVEYS                                           552 210 19 08
FERİDE ÜVEYS                                           539 586 55 07
HÜLYA ÜVEYS                                             553 882 56 75
NEŞE ÜVEYS                                               531 881 47 41
OKAN ÜVEYS                                              539 892 93 61
SİBEL ÜVEYS                                              553 921 81 42
UĞUR ÜVEYS                                              537 975 64 75
GÜLŞAH ÜVEYS                                         536 969 63 28
ORHAN ÜVEYS                                           506 648 99 78
DİLEK ÜVEYS                                              538 398 99 69
TAYFUN ÜVEYS                                          536 707 24 66
NECİBE ÜVEYS                                           538 892 06 58
DOĞAN ÜVEYS                                           539 941 36 78
NURCİHAN EBRAR ÜVEYS                    531 953 81 59

 

Bergüzar Üveysin Neslihan Tamer ve Avanelerine Cevabı

Adını Üveys zikri koydukları diye başlıyor Neslihan hanım, be hey gafil sen Karenli Üveysi Veysel Karani Hazretlerini bilmez misin?
Üveysler yalnız Allah-u Teala’nın rızası üzere hareket eder ve zikrimizde bu yöndedir senin dediğin kerameti ağzımıza almayız biliriz ki keramet başka lütuf başka, Üveysilerin yaşadıkları aslını bulma yolunda lütuflardır nasibi olan vakti gelince alır (Sen O’nu sıdk seda ile anarsın da O Yüceler Yücesi seni anmaz mı) bunu senin gibi keramet peşinde koşup kendi başına zikir artırıp haydi gönlümden koptu Cuma günü hayrına yoruma nokta koyanı üst zikire geçireceğim diyen cahil ne bile!
Uydurma dersin Kadiri ve Halveti Tarikati zikirlerinin başlangıcı dersin.
Senin nefsinle yaptığın gibi Üveysilikte başlangıç alt seviye üst seviye vb. kısım yoktur. Nasibi olan herkes eşittir ve daimi aynı zikir devam eder. Uydurma olsa hiç birbirine benzemeyen alakasız örneğin; çok revaçta olan Esma-ül Hüsna’dan zikirler katardı Muharrem hocamız ama var olan neyse o haritamız belli kimseden korkup nefsimizle zikir değiştirmeyiz ne haddimize zikir bizim değil, Veysel Karani Hazretlerinden bize kalandır. Senin gibi 12 Tarikatin ortak zikri diye ufacık sahte facebook hesabımızdan sağa sola sızarak çamur atarak kendimize mürid toplamaya çalışmayız sahte ve şarlatan mürşid Neslihan hanım, sitelerimiz, youtube, twitter, facebook sayfalarımız, instagram adreslerimiz mevcut, nasibi olan gelir bulur ki, akın akın geliyorlar. Kardeşlerimize destek olmamız lazım seninle uğraşacak vaktimiz yok bu sitede onun için açıldı, sen sahte hesaplarla facebookta yazdın çizdin iftiralar attın geldik cevap verdik işine gelmedi sildin, bundan sonra o platformlarda sana cevap vermeyeceğiz adalete çağırdık ortak platformda konuşalım dedik yok dedin. Adım attık bu yaptığından Rabbimiz razı olmaz nedir maksadın konuşalım çözelim dedik işim sizinle uğraşmak yılmayacağım dedin, nefsin sana yuları takmış sürüklüyor. Unutmadan; diyorsun ya 12 tarikatın ortak zikri, yahu etme eyleme 12 tarikatin işi gücü yok oturdular sana özel zikir mi hazırladılar 🙂 12 tarikatın hepsi de gel der, zikir burada dergah burada, sahi sen kimsin? Gerçek ismin nedir? Bir siten var mı? Youtube kanalı veya kitabın? Nedir senin hizmetin ne anlatıyorsun nereden anlatıyorsun? İlim dersin itikat dersin fitneden beri gelmezsin. Zikirde olanı türlü iftira ve çarpıtmalarla kendine nefsine hizmete çağırmak mı? Sahte facebook hesaplarıyla meclislerimize girip akıl karıştırmaya çalışıp ajanlık yapmak mı? Sağdan soldan birilerini toplayıp (mahalle kavgasına gider gibi) ittifak kurmaya çalışmak mı? Daha çok var fakat uzatmayalım bilenler bilir seni, Bu mu senin ilmin? Ve tüm bu yaptığın fitne fesatlıklar ayağına dolanmadı mı? Vah yazık sana ve azınlıkta olsa sana inanan Müslüman kardeşlerimize, ama Allah-u Teala onlara da er geç doğruyu bildirecektir inşallah.
Üveysilikte Kevser sıddıklık mührü gibi lütufları yalanlamak için gitmiş araştırma yapmışsın kendince birşeylere benzetmiş çarpıtmış atmış tutmuşsun da kim inanır  Kalbi kötü cahil kişi bir şeye muhalefet edecek ise illaki çarpıtır lakırdı edecek kaynak söz bulur, bunu pek çok örnekle anlayabiliriz ama ilk aklıma gelen sen şimdi buna da muhalefet edersin 
Haksızlığa baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar. (Hz. Ali (r.a))
Bin zulme uğrasan da, bir zulüm yapma. (Hz. Ali (r.a))
Anladın mı? Senin anlaman zor ama hep yaptığın şey olduğu için belki idrak edersin, üstteki iki kıymetli sözü alır birbirine örnek gösterir böyle iken böyle diyerek beğenmediğini çürütmeye çalışırsın utanmadan işin bu ilmin bu, Allah-u Teala sana hidayet versin inşallah boş işler peşindesin ziyandasın ve sende Rabbimizin izniyle yapıyorsun bunları elbette hayır da, şer de Rabbimizden nasıl ki iblis te var Melekler de, bu da böyle, ammaa sen Üveyslere imtihan bile olamazsın ancak sana bakar dua eder ve ibret alırız. Müslüman gruplaşmaz ötekileştirmez Üveysilik her dem herkese açıktır. Cemaat değiliz, grup değiliz, tarikat değiliz, hiç bir siyasi kimliğimiz ticari kimliğimiz yok. Rabbini bilme sevme bildiğini anlatma yolunda olanların herkesin dahil olabileceği marifet sofrasındayız.
Son söz madem Hz. Ali dedik onunla bitirelim.
Hiçbir acı, cehaletten daha fazla zahmet verici değildir. (Hz. Ali (r.a))

Emre Üveysin Neslihan Tamer ve Türevlerinin Üveyslere ve Muharrem Karabay İçin Attığı İftiralara , Çirkin İthamlara Cevabıdır

📛Neslihan Tamer’in Bize attığı iftiraların ve söylediği iddaaların cevapları ;📛

❗Neslihan tamer hiç ciddiye alınacak bir kişi değildir.İşi gücü biraz ordan biraz burdan laflar alıp ALAKASIZCA
laflarla hakikatı bozmaya çalışmaktır.İddaalarına daha doğrusu iftiralarına ilmi cevap istemekte defalarca verdiğimiz
halde bizi profilinden engelleyip yorumlarımızıda silmektedir.Daha sonra cevap veremediniz diye bizimle oyun
oynamaktadır.
Ateistlerde aynı teknikle Kuranı Kerimi ve Hadisleri boşa düşürmeye ve çelişkili göstermeye çalışmaktadırlar.
Biliyorki insanlar okumayı ve araştırmayı sevmiyor.Durum böyle oluncada Hak yolundaki baykuşlar boş durmuyor.

————————————–
⚠1.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Adını Üveys zikri koydukları zikirler Kadiri ve halveti tarikatlerinin başlangıc zikirleridir.
Kesinlikle kendine ait değildir.

✅Cevap : Bu kişi İddiasına ilk bu cümlelerle başlamaktadır.Gerçekten akıllı ve gerçeği görmeye çalışan bir insan direk bu cümleye
bakarak Kadiri ve Halveti tarikatlarının zikrine bakar baktığında görecektirki bizim zikrimizle bir alakası yoktur.

Kadiriler Vird olarak 21 istiğfar,100 La ilahe illallah,100 (yüz) Allah,100(yüz) selavat getirmekteler.

Halvetilerse 100 defa Estağfirullah,100 defa Lâ ilâhe illallah,1000 defa Allah her yüzde bir İlâhî ente maksdî ve rıdàke
matlûbî denilecek,100 defa salavat,100 defa Kulhuvallàhu ehad okumaktalar.Gün içindede bolca Allah zikrine devam edin demekteler.

Gördüğünüz gibi tarikatların günlük virdlerinin bizimle hiçbir alakası bulunmamakta yetmedi bu zikirlerin üstüne Arınma,Ölüm,Kabe ve Şeyhlerinin
rabıtaları,Günlük tarikat namazları,Şeyhlerine hatmi hacegan hediye,Çeşitli hizmet adı altında işler,Aidat,Ve daha başka zikirler
vs gibi uygulamalar yapmaktalar haftada birde topluca sesli olarak
zikretmekteler bu işlerin ve uygulamaların bizimle hiçbir benzerliği bulunmamaktadır.
—–
❌İddiadan bir kısım : Her tarikat ehli bilirki bu zikirleri okuyan kimseler güzel şeyler yaşarlar Allaha yakınlıkları çoğalır.
Neticede zikir okumak çok hayırlı ve önemli bir konudur, ama önemli olan yaşamak değil istikamettir.
Üveys zikri olarak tanıttıkları zikirlerin asıl sahibi olan tarikatlerde bile bunlar gibi zikriler abartmaz .
Üveysi çavuşları Zikirleri okuturken sadece Allah rızası yerine sizin bilinçaltınıza keramet vari şeyler sokuyor sizi
beklentiye hazır hale getiriyorlar.Buda maneviyatta hazır bekleyen şeytan ve sufli varlıklara fırsat oluyor ve size vizyonlar
göstermeye başlıyorlar.

✅Cevap : Burada her tarikatında bizim yaşadıklarımızı yaşadığını ve Allahımıza yaklaştığımızı onaylamakta ve yaşanılanların
doğal birşey olduğunu tarikatların aynılarını yaşayıp abartmayıp bizim abarttığımızı söylemekte daha sonrada kendisiyle
çelişip bu yaşanılanların bilinçaltından ve şeytandan geldiğini söylemektedir.Demek oluyorki ya aynı şeyleri yaşayıp abartmayan
tarikatçıların hepsininde sahtekar ve şeytandan geldiğini söylemekte ya zikir çekenleri Allahımızın korumayıp şeytana yem edeceğini
söylemekte yada aklı olanın anlayacağı gibi bize çamur atmakta 🙂
Tabiki çamur atmakta…
—-
❌İddiadan bir kısım : Üveys çavuşu olan Muharrem (Kücük deccal) her platformda tarikat ve maneviyat düşmanlığı yapıyor.
Madem tarikat ve maneviyata karşı ise tarikat zikirlerini neden kullanıyor sorulması gereken sorunun birincisi bu.
Çünkü kendisi bu konuda hiçbir manevi eğitim olmamış yaptığı şey sadece hırsızlık ve münafıklıktır.Tarikat düşmanlığının
temel sebebide itikadı bozuk fikirler taşıdığı için tarikattan kovulmasıdır.Yani hakkani bir düşmanlık değil tamamen nefsani
bir düşmanlıktır.

✅Cevap : Biz korkmadan Hak ne ise O’nu söyleriz.Bu iddayı atanlar gibi Tüm Sahtekarları ortaya çıkarmak için uğraşırız.
Çünkü Biz Bize dokunmayan yılan bin yaşasıncı değil.Komşusu açken tok yatan bizden değildir hadisine uyanlardanız.
Onlar ancak zanna uyar.Ve ancak iftira atarlar.Müslümanım diyip müslümanlığı yaşamayan insan Dilde olsada kalpte olmayacağı gibi
Allahımızın yolunda ilerliyorum diyipte hiç bu yolda lutuf (keşif ve mücahede) elde etmeyen insanda doğru yolda değildir.
Üstü istikamet diye kapatılmamalıdır.Eskiden Tarikat zamanında gizlilik esastı çünkü Marifet gizliydi.Şimdi Marifet Aşikar oldu.
Durum böyleyken Rabbimizin yolundaki lutufları söyleyerek yaşadıklarımızın zekatını vermiş ve diğer insanlarında gelmesine vesile
olmuş oluyoruz.Çünkü onlarca sahte tarikat var ve herbiri şeyhinin uçtuğunu kaçtığını çok ilerlediğini söylemekte ancak zandan öteye
gitmemektedir.Biz ise yaşayarak görürüz.Ve onlarca çamur batağının içinde bu güzel yolu bak ben yaşadım gördüm sende yaşa diye
bildiririz.Muharrem öğretmenimiz ise asla bir tarikata gitmemiş ve kovulmamıştır.Nefsani bir düşmanlık olsa Muharrem hocamızında
bir tarikatı olmalı kendine mürit toplamalı ve para alması lazımdı.Ancak bu yolda öyle bir amacımız yoktur.Asla kimsedende para istemeyiz.

————————————————–

⚠2.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Nefsini görme Nefsini görme meselesi rüyada nefsinin bir hayvan veya başka suretle gözükmesi mevzusudur.
Tasavvufi kaynakların tamamında örneğin Sofyalı Yusuf Baalinin, Dağıstanlı Hüsamettinin, Muzaffer Özakın, Münir Dermanın, daha
eskilere gidersek Muhammed Nakşibent ve İmam Rabbani gibi büyüklerin eserleri baştan başa bunları izahla doludur.Bu soruları
soran kişilerin bu büyük maneviyata sahip olmaları lazım.

✅Cevap : Burada bizim gördüğümüz rüyaların ve yolumuzdaki bilgilerin Hak bilgiler olduğunu Büyüklerin yolundan geldiğini kendi
itiraf etmektedir.Gördüğünüz gibi böyle bi cahil kişi hiç umursanacak kişi değildir.Eskiden tarikatlarda 40 gün riyazet yapma gibi zorlu
yollarla nefsin hangi hayvan sıfata sahip olduğu öğrenilirdi.Ancak artık tarikat devri bittiği ve Marifet devri başladığı için
Rabbimiz bize kolaylıkla nefsimizi göstermekte ve terbiye imkanı sunmakta bu cahiller ise yıllarca gittiği ve savunduğu sahte
tarikatlarda asla ama asla nefsini öğrenememekte ve nefsini bilmeden Allah’a ulaşıyorum diye kendilerine kandırmaktalar.Bu
gidişle anca Sahte Şeyhlerine ulaşırlar.Peygamberimiz (sav) ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ buyurmuştur.Tasavvuf Rabbimizi bilme yoludur.Peygamberimizde (sav)
Rabbimizi bilmenin ve Rabbimizi bilme yolu olarak iddia edilen yolun eğer nefsimizi bildiriyorsa doğru olduğunu eğer nefsimizi
bilmiyorsak bulunduğumuz yol göstermiyorsa bu yolun yanlış bir yol olduğunu ve Rabbimizi bilemeyeceğimizi bu hadisiyle öğretmiştir.
Eski Hak tarikatlarda dahi ilk yol Nefsi bilmekle alınır.
Miskin Yunus neye durur,Ejderhalar yutar ölüm gibi birçok şiirlerinden ve sözlerindende anlaşılacağı gibi
Yunus Emre Hazretlerinin nefsi ilk başta Ejderha sıfatlıydı.
Bu kişiler kişinin kendi nefsinin hangi sıfatlı olduğunu bilmekle Nefsin tanımını bilmeyi cahilliklerinden dolayı karıştırmakta
nefsini biliyormusunuz ? dediğimizde evet biliyoruz nefs çok kötüdür demekle yetinip ilimsiz kalmaktalardır.
—-
❌İddiadan bir kısım : Önce idda ettikleri bu mühür nedir -Onlara göre Marifet makamında olan bir kimseye sadıklardan olduğunun
göstergesi olarak sol ayak parmağının ucunda bir darbe almaya benzer siyahlaşma olurmuş .
İşte manen sıddıkiyet mührü budur der.
—— Kaynak – Kenzül Havvas – filan ayeti filan gün filan kere yaptığında vucudunda
kına ,mühür ve yarılmaya benzer işaretler çıkar. Bilki maksadın ( cinnilerle irtibatın ) yakındır.
Köylerde anne ve babalarımız anlatırlar akşam vakti kül dökülen yerlere idrar edenlere cinler musallat olur.
Ve özellikle parmaklardaki tırmaklarda siyahlaşma musallat göstergesidir.

✅Cevap : Tevhid insanı sıddıklık makamına götürür.
(Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai]
(La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi]
(Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi]
(La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la]
(Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.) [Taberani]
(Cennetin bedeli Lâ ilâhe illallah’tır. Nimetin bedeli ise Elhamdülillah’tır.) [Deylemî]

Hz.Ebubekir Efendimiz’in ayağını yılan soktuğunda bu işaret Ebu Bekir Efendimizin sıddıklık işareti olmuştur.
Üveyslerde ise tırnaklarımıza bu mühürlerden vurulur.Bunların hepsi elestten gelen nasiptir.Burada bu kişi Kaynak olarak havası
vermiş filan ayeti filan kere yaptığınızda diye havas uygulamasını yaptığımızda cinlerin bize yaklaşacağını kına,mühür vs
olacağını söylemiştir.Havas kitabını araştırın.Sıddık işaretine benzer bi işaret geçmemektedir.
Diyelim ki Doğrudur bunu yapanlar düşünsün bizene bundan şeytani işlerden biz uzağız https://www.youtube.com/watch?v=8DX7PMjti1s
bu videomuzda olduğu gibi biz defalarca hergelen öğrenciye havası,Sayılı ayet dua esma vs çekmesinin doğru olmadığı iyice belletiriz.
Yalnızca Tövbe,Salavat ve Tevhid çekeriz.Sayılı ayet esma vs çeken bu yolda ilerleyemez.Durum böyleyken yeterince cevap olmuştur.
Bize ne veriyorsa Rabbim veriyor.Ne lutuf alıyorsak tevhidle,salavatla,tövbeyle ve elestteki nasible alakalıdır.
Eğer bu kişi tevhid,tövbe ve salavatın cinlerle insanı bir arada tuttuğunu ve Tevhidin insanlara cinleri musallat edeceğini
söylüyorsa gerçekten bu kişi çok büyük bir yanlıştadır.Çünkü Kuranı Kerimde ve Hadislerde defalarca Tevhid,Salavat ve Tövbe yapmamız
gerektiği buyrulmuştur.

(Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır.) [Müslim]
(Doğru olunuz, doğruluk gerçeği, gerçek de Cennet yolunu gösterir. Bir kimse doğruluktan ayrılmaz, doğruluğu düstur edinirse, Allah indinde o kimse sıddıklardan olur.) [Buhari]
(Besmele yazılı bir kâğıdı, çiğnenmesin diye hürmetle yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır. Ana babası kâfir de olsa, azapları hafifler.) [İ. Süyutî]

Bu Ayet ve Hadislerden haberi olmayan cahilmi cahil iftiracımı iftiracı gözünü para bürümüş bu kişi Sıddıklığa asla bir kulun
ulaşamayacağını ve zikrimizle Sıddıklık makamına erişilmeyeceğini söylemektedir.Halbuki bu hadisler doğru olmanın hatta ve hatta
yerde Besmele yazılı bir kağıdı kaldıranın dahi Sıddık olacağı Hatta kaldıranın anne ve babasının kafir dahi olsa azabının hafifleyeceğini
bize bildirmiş ve hadisin başında bir tarikata mensup olmalı yada eksiksiz bir halde olmalı gibi bir ifadede geçmemiştir.Peki durum
böyleyken Kuranı Kerimde Tîn Suresi 5. Ayette geçtiği gibi Aşağılan en Aşağısına atılan Rabbimin kendi Ruhundan üflediği Ruhu (Hicr 29)
Aşağılardan yerden kaldıran nasıl Sıddıklardan yazılmasın ? Gerçekten ama Gerçekten Kör olmak lazım Zikirlerin en efdali olan tevhid
Nefsi mahveder ve Ruhu yüceltir.
—-
❌İddiadan bir kısım : Kevser suyu ikram edelim mi ? , Muharreme göre marifet ehli kimselere Allah lütuf olarak kevser suyu verilirmiş.
Hatta bir sohbetinde şeytan buna demişki bu kevser suyunu istersen 10 bin dolara istediğine satabilirsin.
Ama bay evliya muharrem nefsine ve şeytana yenik düşüpte satmayacakmış.Kendisine bu suyu yapmayı Hazreti Hüseyin öğretmiş
iddasına göre oysa kimin öğrettiğini veya hangi argümanlardan çaldığını şimdi yazacağım
Kaynak : Batini Doktirinleri- Alamut Fedaileri
Hasan Sabbah ( Haşhaşi hasan) fedailerine yalancı cenneti vaad ettikten sonra
alamut kalesinin buz gibi sularından bir havuz terkip ettirdi.Havuzdaki menbaa suyun içerisinde çin devletinden getittirdiği
dmt tozunu ( bir tür uyuşturucu ) ekletiyor ve fedaileri o sudan içmelerini sağlıyordu.Bu suyun kendisine 12 imamlar vesilesi
ile Hz Hüseyinden manevi miras olarak geldiğini idda ediyordu.Suyu içen fedainin epifizik bezi genişlediği için türlü hayaller
göremeye ve hasan sabbaha tam bir itaat içerisinde olmalarını sağlıyordu.Bu suya İmam Gazali ”Akıl bulandıran şarap”
ismini vermiştir.

✅Cevap : Hasan Sabbah’ın kendine mürit etmek için cennet vaadettiği ve çeşitli yollara başvurduğu ortada bu yaptıkları aynı bu iftirayı
atan kişilerin sahte şeyhlerinin yaptıklarına benzemektediler.Çünkü sadece bir zanna uyarak bu kişilerin sahte şeyhleri kendilerine
uyulduğunda uyan kimsenin cennete gideceğini ve hatta cennete girmeden bırakılmayacağını söylemektedirler.Ve bunu ölünce görürsün
şeklinde insanları kandırmaktadırlar.Hasan sabbahta aynısını yapmış tek farkı bir kalede kızlar hayvanlar vs doldurup haşhaş ile
müritlerini uyuşturup orayı cennet olarak göstermiştir.Bunları yapsada Haşhaşiler ile ilgili hiçbir kaynakta Hz.Hüseyin
efendimizin gönderdiği Kevser ile Hasan Sabbahın bunu iddaa etmesi ve müritlerini bu yolla kandırması ile hiçbir bilgi yoktur.
Onlarca kaynak incelenmiş ve anlaşılmıştırki Bunu bu iddaayı yazan kişi yazmıştır.Sizde dilerseniz tüm kaynakları inceleyin ve görün.
(Pdf olarakta tüm kaynakları inceleyebilirsiniz.)Tek iş araştırmakta ve Kuranı Kerimimizin Oku emrine uymaktadır.Okumazsak bu gibi
Haşhaşiler yine haşhaşilerle bizi kandırırlar.AkıllarIca bize bu iftirayı atacak ve Bunu Hasan Sabbah üzerinden yapacaklar İmam Gazali
hazretleri ilede tamamlayacaklar araştırırsanız böyle ne bir söz nede bir uygulama göremezsiniz.Üstelik kendilerinin aldığı için
çok bildiği dmt denilen uyuşturucu bütün ülkelerde yasak ve çok nadiren bulunmaktadır.Ve böyle birşeyin imkanı yoktur.

Kevser suyu Allahımızın yolunda ilerleyen Marifet ehli olan her kula Rabbimiz tarafından verilen bir lutuftur.
Hadislerin ve Mübareklerin bildirdiği Kevser suyunu dahi inkar eden bir insanın imanı sizce ne halde olabilir ?

BİZE DİDAR GEREK

Bize didar gerek, dünya gerekmez,
Bize mânâ gerek, dâvâ gerekmez.

Bize Kadir gecesidir bu gece,
Ko seher olmasın, seher gerekmez.

Bize aşk şerbetinden sun a saki,
Bize uçmaklarda Kevser gerekmez.

Badyalarda dolu dolu içelim biz,
Biz esrik olmazız, humar gerekmez.

Yunus esriyiben düştü sokakta,
Çağırır Taptuk’una âr gerekmez.

Yunus Emre

Yunus Emre hazretleri bu şiirinde Kevser suyunun dünyada içileceğini Bize aşk şerbetinden sun a saki derken Kevser suyunun bizim
dediğimiz gibi Aşk şarabı olduğunu Bize uçmaklarda Kevser gerekmez diyerek zaten dünyada içtiğimizi Badyalarda dolu dolu içelim biz,
diyerek Allahımızın lutfuyla kevseri çoğaltabildiğimizi ve bolca içebildiğimizi Biz esrik olmazız, humar gerekmez diyerek
bu suyu içtiğimiz herhangi bir Alkolden uyuşturucudan vs olan bir sarhoşluk içerisinde olmadığımızı bildirmiştir.Bu yeterli bir
cevaptır zaten.

Marifette Allah tarafından yetki verilen Üveyslerin yine Marifette sır olarak bildirilenleri yaparak normal suyu dönüştürmesidir.
“Zikri yapan kişi için” ölüm hariç kaderde olan hastalıklarına şifadır.

Lâdikli Ahmet Ağa bizzat kendisi Hızır Aleyhisselam ile olan kıssasında kevser suyunun şifasını hayatında yaşamış, anlatmış ve şiirinde de bahsetmiştir.

Lâdikli Ahmed Ağa anlatıyor:

“-Şimdiki yahudilerin yerleştiği Gazze şehri civarında, İngilizlerle harp ederken mensup olduğum birlik İngilizler’ce pusuya düşürülmüş, birliğin tamamı makinalı tüfeklerle taranıp bir kısmı öldürülmüş bir kısmı da yaralanmıştı. Ben de vurularak çöle düştüm. Yanımdaki arkadaşlar da peş peşe vurularak üzerime düşerek şehid oldular. Bunların arasında sıcaktan kavrulan kumların üzerinde, son derece susuzluktan yanıyor, bir taraftan da yaralarım sızlıyordu. Artık Mevla’ma yönelmiş, O’na kavuşma anımı bekliyordum. Bulunduğumuz mevki; Esas birliğimize üç günlük yol, bu arada hiçbir canlı yok. Yardım ve kurtuluş ümidi kalmamıştı. Tam bu sıralarda; Nihayetsiz kerem sahibinin Kudret ve Vefa eli bize erişti…

Tam çaresizlik içerisinde, sıcak kumlar üzerinde susuzluktan kavrulan bedenim al kanlar içinde mecalsiz, yaralarım sızlarken, Güneş’in vurduğu yerden bir beyaz atlı belirdi, bize doğru geliyordu. Düşman zannı ile korkumdan kendimi ölüler arasında, ölmüş gibi göstererek yere yatmıştım.
Atlı bize yaklaştı ve bana..:
-Esselamüaleyküm..! Ahmet ne oldu yaralandın mı? Kalk bakalım..!
Diyerek ismimi söyleyince korkum kalmadı, başımı kaldırdım baktım..
-Kalkmaya mecalim yok.. dedim.
Attan inip yanıma geldi, beni sıkıştıran şehid arkadaşlarımı üzerimden birer birer çekti. Susuzluktan yanıyordum.
-*Sana su vereyim mi? Deyip, su dolu bir matara verdi.*
Susuzluktan yanan bağrıma, o Vefa elinin verdiği; hayat ve aşk bahşeden şifa suyunu içtim… kana kana..!
Mubarek Zat; Ellerini sızlayan yaralar üzerinde gezdirirken, sızılarım duruyor taze hayat buluyordum. İşte o su, beni başka bir aleme götürdü.
Bana ne oldu ise; Rahman’ın Vefa elinden içtiğim o hayat ve aşk bahşeden sudan sonra oldu.!

Burada Lâdikli Ahmet Ağa’nın şifa bulduğu su Kevser suyudur.

————————————————–

⚠3.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Marifet makamına gelmiş bir kişi Allahın zaatını güzel bir hanım-erkek olarak görür.
Onunla istediği gibi ünsiyet kurar konuşur.Yani dünya gözü ile Allahın zaatı ile bir ilişkiden bahsederler.

Kaynak
havvas 2. cilt 125 sayffada Cin davetleri (hüddam daveti mevzusunda ) filan ayeti filan sayıda okumaya
başladığında cinni taifeden bir cin size müsahhar olur. O kadar güzeldir ki onu reddetmeniz çok zordur.Bu gelen
cinni varlık size güzel bir kız ve yakışıklı bir erkek suretindedir.
—Kaynak
kaynak – Şemsül Maarif – 1. cilt ;
filan kasemi filan sayıda okuduğunda o güne bakan şems yıldızının hüddamından bir hüddam size güzel bir hanım veya
erkek kılığında hizmet eder
—kaynak
Usul bast fi matbuu , Kenzül Esrar , Havvası Hamse gibi büyü ve cinni içerikli
gizli ilimler kitaplarının tamamında bu gibi durumlardan bahsedilir. Yani size üveysilik adı altında sunulan argümanların
büyük coğunlu bu menşeidedir.

✅Cevap : Bu kişinin oldukça Cahil olduğu Sohbetlerimizi dinlemeden kendi uydurmalarını yaptığı ve hakikatları çarptırdığı
oldukça ortada Zikre giren Kişi Marifet makamındadır.Marifet makamında olan Allahımızın Cemalini görmez.Üstelik bu kişinin
sapıttığı gibi Zatınıda göremez.Allahımızın Zatını bu dünyada asla ama asla kimse göremez.Hz.Musa as görmek istedi dağ bir nurla
patladı Hz.Musa as bayıldı.Bu kişi lafları çarpıtıyor üstelik Hanım erkek vs diyor ve hatta ünsiyet ilişki kurar vs diyerek çok büyük
günaha giriyor ve sapıtıyor.Tamamen bize iftira atıyor.Yine saçma sapan Kaynak Kenzül havas vs diyerek uydurmalar yapmakta alın
elinize bir Kenzül havas kitabı pdf olarakta bakabilirsiniz açın 125.sayfayı varmı böyle birşey görün.Sizin okumaktan ve araştırmaktan
geri kaldığınız için böyle yapmakta ve hakikattan uzak etmektedir.Üstelik defalarca dediğimiz gibi kendiyle çelişiyor.Biz Üveysler
asla filan ayeti filan kere okumaz sayılı ayet esma vs okumayız.Üstelik her Üveysi sıkı sıkı tembihleriz.Youtubedeki Neden
Sayılı,Ayet,Dua Esma vs çekmemeliyiz Sohbetimizi dinleyin ve görün bu konudaki hassasiyetimizi bizler yalnız Tevhid,Tövbe,Salavat
ile yol alırız.Bu kadar.Hüddam vs diyerek olayı çarpıtmaktadır.Kimse Tevhid ile hüddam elde edemez.Eğer öyle olsaydı.Tüm Müslümanların
hüddamı olurdu.Ama özel olarak sayılı ayetler büyüler vs yapan kişiler için birşey diyemez.Biz bunlardan uzağız.

Allahımızın Cemali Marifet makamında yıllarca sadık olarak durulduğunda ve mertebelerde atlandığında Evliyalardan Ders alma bittiği
Şebi aruz başlayıp Peygamberimizden (sav) ders alma başladığı zaman o dersleride bitirdiğimizde Rabbimizin Cemalini görür ve Hakikat
makamına geliriz.Şeb-i Aruz, Allah’a gelin olmadır. Vahdet-i Vücut, birle bir olma, vuslat gibi çeşitli isimler vermişler evliyalar, anlaşılmasın diye.
Ama yaşayan biliyor. O yüzden sitenizde YAŞA VE GÖR deniliyor.Anlatılmaz Yaşanır.Allahımızın Cemalini görmeyi şöyle düşünün
bütün yaratılmışlar Rabbimizin Cemalinin bir aynasıdır.Hz.Yakup As Hz.Yusuf As’a sen Rabbimin gösteren bir aynasın,Sen
Rabbimin Cemalinin yansımasısın diyerek Aşık olmuştur.Züleyha hazretleride öyle Aşık olmuştur.İşte üveyslerin şebi aruzu bittiğinde
Kendi Görünümlerinde Rabbimizin Cemal sıfatının çok yüksek tecellisini görür ve kendilerini olduğu halden binlerce kat daha yakışıklı
ve nurlu görürler.Bir ile bir olunmuş olunur.Ve Rabbimizin Cemal sıfatının yansıması böyleyken kendi nasıldır ? diyerek aşık olurlar.
İşte Cemali görmek böyledir.

Mübareklerin Yaşadıklarından kanıtlar ;

Okunur dilde destanın,
Açılır bağ ve bostanın.
Sen baktığın gülistanın,
Gülleri solmaz Allahım.

Aşkın bahrına dalmayan,
Canını feda kılmayan,
Senin cemalin görmeyen,
Meydana gelmez Allahım.

Zar olur aşıkın işi,
Durmaz akar gözü yaşı.
Senden ayrı düşen kişi,
Didarın görmez Allahım.

Aşık Yunus seni ister,
Lütf eyle cemalin göster.
Cemalin gören aşıklar,
Ebedi ölmez Allahım.

Yunus Emre Hazretlerimiz Aşık kulların Rabbimizin Cemalini bu dünyada görebileceğini ama bu yolda Canını Rabbimize feda etmeyenin
yani nefsani arzulardan vazgeçmeyenin göremeyeceğini Rabbimin Cemalini görmeyeninde Veli diye Meydana gelmeyeceğini söylemiştir.
Rabbimizin Cemalini bu dünyada görenlerin artık Ölümsüzlüğe gerçek hakikata ulaştığını Artık bedenen ölsede hep var olacağını
söylemiştir.

Ağlar idim seher vaktinde nida geldi
“Cemalimi göstereyim.”deyip vaad eyledi
Aklımı alıp, şaşkın kılıp aşkını saldı
Lamekân’da Hakk’tan dersler aldım ben işte.

Ahmet Yesevi Hazretleri

Her yana-ya çalındık çok adları takındık,
Dört tekbiri bir kıldık ta kâmete erince.

Çün kâmet alıp durduk divânına el bağlı,
Veçhini ayân gördük bu hayrete erince.

Niyazi Mısri Hazretleri bu şiirinde Ayan Beyan Rabbimizin Cemalini gördüğünü bildirmektedir.

Hak’dan bize haber viren erenler
Gönülde iste var Hakk’ı dediler
Hakk’ın cemâlini ayan görenler
Gönülde iste var Hakk’ı dediler

Gönül ili Hakk’ın gizli eli’dir
Andan haber viren gerçek velidir
Gaybî Hakk’a giden gönül yoludur
Gönülde iste bul Hakk’ı dediler

Sunullah Gaybî Hzleride Hakkın Cemalini Ayan beyan görüleceğini söylemiştir.

Eroğlu tevhîdi ünler
“Erhâmü’r-râhimîn” söyler
Hakk’ın cemâlin seyr eyler
Bu tevhîdin hürmetine

Eroğlu Nuri Hzleride Tevhid ile Hakkın Cemalini Ayan beyan görüleceğini ve seyredileceğini söylemiştir.

Böyle birçok mübarek bu güzellikten bahsetmiştir.Şimdi bu mübareklerin yaşadıklarını inkar eden bu mübarekleri kafirlikle suçlayan
nasıl iman sahibi olabilir ?

————————————————–

⚠4.Kısımdaki İftiraları ;

❌İddiadan bir kısım : Putperst argümanları maneviyat olarak kullanıyorlar.Özellikle zümrüdü anka kuşu ve zerdüşt dinine ait
Avesta kitabında bu argümanları bulmak ve görmek mümkündür
.

Ehli sünnet İmamlarına göre
İmam Gazali : Bir kişi dünyada Allah ile görüştüğünü idda ederse ya delidir ya cahildir yada Kafirdir der.
İmam Maturidi : ( ehli sünnetin imamlarındandır ) Allahın zaatını bir kulun görmesi bir tarafa sıfat ve isimlerinin zuhurununun
hakikatini gördüğünü idda etmesi tamamen küfürdür.Cünkü Allahın zaatı gibi isim ve sıfatlarıda ebedidir.der.
Yani bu iddada olan kişiler ehli sünnete göre ”KAFİR ”hükmündedir. Tövbeye davet edilir veya ruhsal tedavisi yapılması lazımdır.
Muharrem bazı sohbetinde Allahın zaatının kendisine Kendi nefsi olarak geldiğini ve konuştuğunu idda ediyor.Bu itikad Hululiye
Hristiyanlığına ait bir itikadttır.Araştırınız bulursunuz.

✅Cevap : Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden
yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda,
tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…
Feridüddin-i Attar Feridüddin-i Attar hazretleri çok büyük bir mübarektir.Ve Mantukut Tayr Kuşların dili adlı kitabından Ankakuşunu
oldukça geniş anlatmaktadır.

Sevgili dolu bir kalp Anka kuşu gibidir.Hiçbir kafese hapsedilmez. – Mevlana Hz.

Bir yaşanmış olayda Hacı Bayramı Veli ve Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin hangi mübareğin daha büyük olduğunu deneyen bir Mürid için
Hacı Bektaşi Veli Hazretleri ;
Hacı Bayram-ı Veli Haretleri bir anka kuşuna benzer. Anka kuşu ise daima bulutlardan yukarda uçar. Rızkını bulutlardan yukarıda arar.
Bulutlardan yukarıda olan dağa konar, aşağı inmez.
[Dünyanın pis kokusunu duymayayım, diye avlanırken; ya bulutlardan yüksek olan dağın başında avlanır yer, ya da bulutlardan yüksekte
uçanları yer. (Turna da en yüksekte uçar.) O ve onun gibi daha yükseğe çıkan kuşları avlar.
Bazen de Anka kuşunun bağırması yerden duyulur. Anka kuşu koklasın diye, elma kabuğunu yakarlar. Anka kuşu onun kokusunu sever.
Oraya gelir. yine bulutlardan yukarı da onun kokusunu alır. O kadar hassas bir kuştur. Yemesine, içmesine, hava almasına,
teneffüs etmesine o kadar dikkatlidir. Bir insan; hiç bir yer ve cemâate gelmezse, yemesine, içmesine, giyimine çok titiz,
çok itinâlı olursa “Anka kuşu gibidir” derler.] Biz de leş kargası gibiyiz. Leş kargası her bulduğunu, her leşi yediği gibi,
bizde yiyoruz, dedi. Bunu duyan adam: “Tamam Hacı Beyram-ı Veli büyüktür” dedi

Böyle birçok mübarek Tasavvufta AnkaKuşundan bahsetmiştir.Anka kuşunu sevenlere ve ondan bahsedenlere kafir diyip bu mübareklerede
kafir diyenin hali sizce nedir ?

İmam Gazali : Bir kişi dünyada Allah ile görüştüğünü idda ederse ya delidir ya cahildir yada Kafirdir der. demişler
ancak bu söz asla İmam Gazali hazretlerine ait değildir.Kendileri bu mübareğe yalan söz isnat etmektedirler.

Çünkü Dervişler Veliler ve Peygamberler ilham olarak ve Vahiy olarak Allahımızla görüşmekteler.Bu sözü bu mübareğin söylemesi
imkansızdır.Dilerseniz araştırın ve görün.

“Kulum beni zikrettiğinde,ben onunla beraberim.Kulum beni gizlice içinden zikrederse ben de onu özel olarak zatımla zikrederim.
O beni bir topluluk içinde zikrederse bende onu daha hayırlı bir topluluk içinde (meleklerin arasında) zikrederim .” buyurmaktadır.
(Buhâri)

Demekki Rabbimizle beraber olmak görüşmek için zikretmek yetiyormuş hadis ortada

İmam Maturidi : Allahın zaatını bir kulun görmesi bir tarafa sıfat ve isimlerinin zuhurununun hakikatini gördüğünü idda etmesi
tamamen küfürdür.Cünkü Allahın zaatı gibi isim ve sıfatlarıda ebedidir.der.

İmam Maturudi Hazretlerine bu iftirayı atmış bu yalan sözü isnad etmişlerdir.Allahın zatının görülmeyeceğini zaten bizde açıkladık
ancak kendileri o mübareğin ağzının sıfat ve isimlerin zuhurunun hakikatinin görülmesi küfürdür demektedir.
Demekki kainattaki her varlık ve her insan küfür içerisindedir.Çünkü İçi sıkılan ve Hasta olan insan ‘Ed-Dar’ isminin zuhurunu,
Hastalığına şifa bulan insan ‘Ya Şafi’ isminin zuhurunu,Çevredeki çiçek böcek ve insanın yüzü gibi güzellikleri gören insan
‘Ya Cemil’ isminin zuhurunu,Milyarca olduğu halde herbirinin farklı özelliğe sahip olduğu insanlar ‘Ya Musavvir’ isminin zuhurunu,
Hergün kendisine verilen rızkı yiyen insan ‘Ya Rezzak’ isminin zuhurunu görmektedir.Bunun gibi kainatta heryerde Rabbimizin
isimlerinin zuhuru ve hakikati bulunmakta bu mübareğin bu sözü söylemesi imkaansızdır.Üzerine atılan iftiradır.
Rabbimizin dostlarıyla uğraşanların Vay Haline !!!
BÖYLECE ANLIYORUZKİ BU KİŞİ GERÇEKTEN MANEVİ OLARAK ÇOK ZOR DURUMDA ALLAHIMIZ HİDAYET VERSİN.BİZE İFTİRA ATTIĞI YETMEZMİŞ GİBİ
ÇOK BÜYÜK MÜBAREKLEREDE YALAN İSNAD EDİYOR VE KAFİR DİYOR.GERÇEKTEN ÇOK YAZIK DİYECEK BİRŞEY BULAMIYORUZ…

Aslı Üveysin Neslihan Tamer ve Avanelerinin İftiralarına Cevabı

Kimin kuklası, kimin oyuncağısın zahirde bilmiyorum ama batında iblisin kuklası olmuşsun haberin yok. Sen kime hizmet ediyorsun acaba? Bu sözlerin hiç biri sana ait değil, bunu sende adın gibi biliyorsun. Üveysliği kötülemeyi kendine iş edinmişsin. İtikadı bozuk olan asıl sizlersiniz. Biz kimseyi zorla almıyor. Sen gel, sen gelme demiyoruz. “Allah dilemese dalında yaprak kıpırdamaz.”En’am suresi 59.ayet. Bu ayeti iyi okuyup tefekkür etmelisiniz. Hayatımızda hiçbir şey hiçbir olay yok ki, Kuran’da yeri olmasın. Kaynaklar bulmuş, araştırmalar yapmış, anlatılanları kendinizce yorumlayıp, insanlara empoze etmeye çalışıyorsun. Peki, Müslümansanız madem, neden bir kez olsun Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim’i açıp bakmıyorsunuz. Niye ayetlerle desteklemiyorsunuz savunduğunuz saçmalıkları? Bizlerin yaşadıklarına verilen ilimlere karşı uydurduğunuz sözde araştırmalar ile elde ettiğinizi sandığınız bilgilerinizin doğruluğuna ne kadar güveniyorsunuz. Doğru olanlarıda kendinizce yorumlar katarak kendinizce başka anlamlar yükleyerek doğruluğundan uzaklaştırıp, insanlara bunları dayatmak size ne sağlıyor? Ne kazancınız var? Rabbin katında daha mı kıymetli olacağınızı sanıyorsunuz? Yazık, çok yanılıyorsunuz, çok yazık.

Allah’ın zatını kimse göremez, bizde Allah’ın zatını göreceksiniz diye iddia etmiyoruz. Allah’ın o kulun imanı ve itikadı ve yaptığı ameller ve ibadetler ölçüsünde o kul üzerinde Allah’ın isim ve esmalarının tecelli etmesidir. Allah’ın kuluna bak seni sevdim, kendinden çok başkalarını kurtarmak için gayretini sevdim demesidir. Marifet yoksunu kimselerin bunlarını anlamasını zaten beklemiyoruz. Allah dilediğine dilediği kadar ilminden verir. Karşı tezleri sürdüğünüz her şeyin içinde kemdiniz battığınız için deli saçmasından başka bir şey yapmıyorsunuz. İnsanları imanından, ibadetlerinden geri durdurmak, onları doğru yoldan sapıttırmak için yaptıklarınızda elinize ne geçecek. Ne elde edeceksiniz? Üveyslik çıkarmaya çalışıp, akıllarını cezbettiğiniz kişileri kendi tarafınıza çekerek ne yapma planındasınız? Hiç mi Kuran okumazsınız. Veyl o kimselere diyor, Rabbimiz Kuran’da. Tamda sizi anlatıyor, gafletten uyanıp, görmekten acizsiniz. Siz ve taptıklarınız, Cehenneme girecek olanlardan başkasını saptıramaz. Saffat Suresi 161-163 ayetler.
Hiçbir şey anlamamışsınız. Düşünmediğiniz için ne anlayacaksınız ki zaten. Muharrem Öğretmenimiz ve bizlerin tarikat düşmanlığı yaptığı yoktur. Geçmişteki tarikatlara haktır ve gerçektir. Geçmişteki şeyhlerin, bize manada öğretmen olarak verilen Allah Dostlarının ayağının bastığı toprağı öperiz biz.  Asla itiraz ve düşmanlık ile alakası yok bizim söylediklerimizin. Sizin Kuran’ı Kerim’i hiç okumadığınız nasıl da belli oluyor. Fatiha suresinde “yalnız sana ibadet eder ve yanız senden yardım isteriz” diyoruz. Günde kırk küsur kere. Fatiha’sız namaz olmaz, Fatiha’sız dualar hediyeler yerine ulaşmaz. Allah ile aramızda kimse yok. Bunu anlamaktan ve idrak etmeyi bırak zaten uzaksınız da idrak etmeye çalışmaktan bile uzaksınız. Sorun Rabbinize. Hak mı batılmı? Bir sorun Allah aşkına. Rabbimiz size göstersin. Kim doğru kim yanlıştadır? Kuran’ı bir kere olsun anlamak için okumamışsınız. Kuran neden Arapça indirildi? Okunsun, anlaşılsın, hayatlarımıza sokalım, onunla amel edelim diye. Ama sizler önünüzde Rabbimizden indirilmiş tek rehber kitabımız Kuran’ımız dururken karşıt tezde araştırmalar yapmış ve bunları kendilerinizce yorumlar katarak ortaya sürmeye çalışıyorsunuz. Araştıracaksanız Kuran’ı okuyun, araştırın. Elmalılı Hamdi Yazır’ın “Hak dini Kuran dili” tefsiri ile İsmail Hakkı Bursevi Hazretlerinin “Ruhul Beyan” tefsirini okuyun. Oradan açıklamalar yapın madem. Onların bir tanesinin içinde sizin savunduğunuz saçmalıkları bulabilir misiniz? Hayır. Okumuyorsunuz ki. İnternete yazıyorsunuz, iki dakikada bilgi karşımızda. Her yazılana da inanıyorsunuz birde yetmezmiş gibi kendi kıt zekânızla yorum katıyorsunuz. Nerede Kuran? Nerede Peygamber Efendimizin(sav) hadisleri? Hadi bir tanesinden örnek verin. Veremezsiniz. Okumadığınız için araştırmadığınız için veremezsiniz. Araştırsanız bile düşünmekten tefekkür etmekten uzak yaşıyorsunuz. Ne kadar az ve kıt düşünüyorsunuz. Asıl rehberinizden haberiniz yok.

En’am 148. Ayette Rabbim buyuruyor: “ İlim denilecek bir şeyiniz var mı çıkarıp veresiniz?” yok. Olmadığı gibi Allah’ın ilmini de karşısınız. İlk başta Kuran okumayarak kaybediyorsunuz.

“Nefsini bilen Rabbini bilir” diyor Şanlı peygamber Efendim(sav). Yaptığınız, dağıttığınız zikirler ile nefsinizi gördünüz mü? Gösterdi mi Rabbim size nefsinizin hangi hayvan sıfatında olduğunu? İyi ki görmemişsiniz. Çünkü görseydiniz korkardınız. Abdülkadir Geylani Hazretleri “Sırrul Esrar” eserinde nefsin bir hayvan sıfatında gösterileceği ve özellikleri kısa da olsa yazılıdır. Araştırmalarınızda niçin tüm tarikatların kurucusu Abdülkadir Geylani hazretlerinin hiçbir açıklaması yoktur.

Âlim ya da arif olabilmek için kaç cilt eser okumak, hangi okulları okumak, ne tür ilimlerde bilgili ve güvenilir kaynak olmak gereklidir? Yüzlerce binlerce kitap okuyup, kopyala yapıştır yapmak insana ne kazandırabilir ki? İnsan ilk önce en büyük rehberini Kuran’ı okumalı, anlamaya çalışmalı ve hayatına sokmalıdır. Sizlerin karşıt tezlerinizde görüyoruzki, Kuran’a ve sünnetlere dayalı hiçbir açıklama yapılmamış. Aksine mümkün olduğunca kaçınılmıştır. Kuran ne diyor diyePeygamberim (sav) ne yapardı diye bir kere araştırıp okumamış olduğunuz halde araştır ve gör diye insanlara neyi yutturmaya çalışıyorsunuz? Kuran kesin bilgidir. Kuran ilimdir. Kuran yol gösterici en güzel kaynaktır. Kuran insana Rabbini, Peygamberini tanıtır öğretir. İslam’ın nasıl bir din olması gerektiği öğretir. Kulların kime iman etmesini, kimden yardım dilemesini apaçık ayetlerle anlatılmasına nasıl oluyor da kayıtsız ve itibarsız kalabiliyorsunuz?

Bakara Suresi’nin 2. ayetinde , “Kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır”. Rabbimizin Kuran’da her konuya açıklama getirip, bildirmiştir.

Bu Kuran düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin (çeşitli biçimlerde açıklaması) ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111. Ayet)
Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89. Ayet)

 

KURAN’I KERİM, SÜNNETLER ve HADİSLER EN BÜYÜK EMANETİMİZDİR.Ona sahip çıkanlar müminlerdir.

 

Kuran’a kuvvetle bağlıdırlar. Tüm hareketlerini Kuran’a göre düzenlerler. Kuran’a göre yanlış olduğunu gördükleri bir tavırdan hemen vazgeçerler.

A’raf, 170. Ayet;  Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz.

 Maide Suresi 49. Ayet; Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah’ın hükmünden yüz çevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır.

Bakara Suresi 121. Ayet;  Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.

Hucurat Suresi 15. Ayet; Mü’minler ancak o kimselerdir ki Allaha ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücahede etmektedirler işte onlardır ki sâdıklardır.

Müminler şeytanın etkisine girmezler. Onun adımlarına ayak uydurmazlar. Kuran ve Rabbimizin emirlerinin dışına çıkmaz, Rabbinden uzak olmaktan korkarlar. Ne cennet sevinci ne de cehennem korkusu değildir ibadetlerinde aşk ile yaparlar. Rabbinden uzak kalmalarını sağlayacak her türlü vesvese ve şüpheden uzak durmaya çalışır. Yanlızca O’na ibadet eder ve Yanlızca Ondan yardım dilerler. Rabbine sığınırlar.

Araf Suresi 201. Ayet; Allah’tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese iliştiği zaman, durup düşünürler de derhal kendi basiretlerine sahip olurlar.

Hicr Suresi 39. Ayet; İblis şöyle dedi: “Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

Hicr Suresi 42. Ayet: “Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur.”

Nahl Suresi 99. Ayet; Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.

 

Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kimlerdir?

 “İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.” (Bakara Suresi 159. Ayet)

 

Allah, kendilerine kitap verilenlerden, «Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz» diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alışveriş ne kadar da kötüdür. (Al-i İmran Suresi 187. Ayet)

 

Yüce kitabımız Kuran’ı Kerim’e sahip çıkmamak ise münafıklıktır.

Peki, münafık nedir? Gelin yine sizin görmezden geldiğiniz, açıp okumaktan ve üzerinde düşünmekten aciz olduğunuz Kuran’ ı Kerim’imizden ayetler ile size açıklayalım:

Bakara Suresi 8.-9. Ayetler; “Onlar, Allah’ı ve mü’minleri aldatmağa uğraşırlar; fakat kendilerinden başkalarını aldatamazlar da farkında olmazlar.”

Enfal Suresi 30. Ayet; Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar.

“Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylerinize, putlarınıza da yuh olsun! Siz, akıllanmaz mısınız?” Enbiyâ Suresi 67. Ayet

Kafirun Suresi 6. Ayet; “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”

 

Bizler sizin taptıklarınıza ibadet etmeyiz. Bizler tevhid ehliyiz Hamd olsun Rabbimize doğru yoluna ulaştırdı. Ne kadar şükretsek ne kadar hamd etsek azdır. Ama sizin gibi inkârcılar ile mücadele dinimiz için farzdır. Birçok insanın vebaline girip, kendinizi cehenneme götürdüğünüz gibi, masum insanları da kendinize yakıt etmekten vazgeçin artık. Müslümanların arasına nifak sokmayın. Fitne çıkarmayın artık.Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür.Bakara Suresi 191.  Ayet.Dönün özünüze. Rabbinize. Dönün İslam’ın asıl yaşanması gereken İslam’ın kardeşi kardeşe düşürmek değil, sevgi dini olduğunu anlatın kendinize. Ve dahi çevrenize. Kişi sevdiği ile beraberdir hadisi gereğince kim bizim sevdiğimiz. Rabbimiz. O’nu anmaktan ve insanlara O’nun sevgisini, merhametini, affediciliğini, cömertliğini, gani oluşunu hiçbir karşılık beklemeden anlatmaktan başka ne yapıyoruz ki biz. Nedir bu kininiz öfkeniz? Nedir çekememezliğiniz? Nedir?

Anlamıyorsanız, gelin konuşun. Çıkın artık ortaya. Saklanmanın gizli gizli iftira atmaların sebebini ortaya koyun. Cesaretiniz var ise çıkın ortaya. Er meydanı. Yiğitseniz, çıkın da görelim…

Ama Allah’tan kaçamazsınız. Saklandığınız deliklerinizde dahi bulur sizi Rabbimiz.

Bundan böyle yeryüzünde istediğiniz gibi dolaşın; şunu da bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz ve Allah Herhalde kâfirleri rezil edecek! (Tevbe Suresi 2. Ayet)

Fitne çıkaran, kendine bir çeki düzen versin. Allah adına, Peygamber adına, İslam adına ne büyük kötülük yaptığının farkında olsun.

Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin! Hadisi şerif.

Ashabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Allahü Teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine affedecektir. Bu fitnelere karışan Ashabıma dil uzatan Cehenneme girecektir.  (Müslim)

Fatma Zehra Üveysin Neslihan Tamer ve Avanelerinin Hakaret ve İthamlarına Cevabıdır

Üveys zikri yani Veysel karane zikri zaten bu güne kadar varolan tüm tarikatların sultanlarının geçtiği zikirdir. Bizler de en başından beri bunu hep söyleriz. Allahı andığımız zikirde, benim senin sözkonusu olamaz zaten. Allah da zikride hepimizin. Üveyslere yaşatılan lütuflar göz boyamak üzere değil kalbi selim olarak Rabbini zikreden her kuluna , O sonsuz rahmeti ve merhametiyle verdiği güzelliklerdir. Zaten bu güzellikleri yaşayanlar bu yolda devam ettiğinde ,Rabbimin verdiklerini değil , doğrudan kendisini arzularlar. Kişi lütuf için gelmişse zaten kalbini en iyi Rabbim bileceği için bişey bulamadan geri dönecektir. Süfli varlıklrar Rabbini dosdoğru anan kuluna yaklaşamazlar.
Eskide var olan tarikatları hepsi haktı. Muharrem hocamız onları her zaman baş tacı eder. Bu devirde tarikat olmadığı hakikat devri olduğu zaten o koca sultanlar tarafından da belirtilmiş zamanında.
Şeyh Necmeddin-i Kübra (r.h.) der ki: “Şeyh diye adlandırılan
ve tarikat yolunda yürüyoruz diye iddia edenler, 70 ma-
kamdan geçip gönül âlemlerini açıp, gayba erenler, şeyhler ve
bunların ruhlarından icazet alırlar ve tarikatta (uygulamada)
doğru olursa, şeyhlik makamına oturmaları uygundur.”
Hace Ahmet Yesevi buyuruyor: “Hakikatle yürüyorum deyip
iddia edenler; 70 makamı geçmeden 70.000 perdeyi açmadan
ve Hazreti Peygamber (s.a.v.) ’in gördüklerini görmeden
bir kimse “Ben Hakk’a ulaşıyorum.” diye iddiada bulunsa iddiası
yalan; kendisi yalancı ve Allah’a düşman olur.”
Devam ediyor: “Ahir zamanda bizden sonra öyle şeyhler
zuhur edecek ki; şeytan onlardan ders alacak ve onlar şeytanın
işini yapacaklar. Halkla dost olup halk ne isterse onu yapacaklar.
Müridlerine yol gösterip onları Allah’a ulaştıramayacaklar.
Dış görünüşlerini süsleyip müridden daha çok “hırs”
sahibi olacaklar. Küfür ve imanı farklı görmeyecekler ve Âlimleri
sevmeyecekler. (Ama) mürid (öğrencisi) şeyhine bir şey
(dünyalık) vermezse, o şeyh zorla alacak. Eğer o aldığı nesneyi,
ihtiyacı olana veya yoksula vermezse ve kendine, ailesine harcarsa
it ölüsü yemiş gibi olur. Yedikleri ve aldıkları ile kıldığı
namaz, tuttuğu oruç Allah katında makbul olmaz ve yediği her
lokma için Cehennemde 3000 yıl azap görür. Bizden sonra böyle
bir bidatçıya kim Pir – Şeyh derse ve hizmet etse “Kâfir ve
Mel’un” olur. Vay o kişilere ki; böyle şeyhlere el uzatıp mürid
olurlar!”
Sözlerine de ayetle devam ediyor:
İbrahim Suresi -7. Ayet:
“Kendilerini azaba atarlar, şüphesiz azabım şiddetlidir.”
“Ey derviş! Şeyhlik davasında bulunan kimsenin 40 yıl bir
Mürşid-i Kâmilin hizmetinde bulunmuş, çile çekip nefsini öldürmüş,
icazetini (diplomasını ) almış olması gerekir. (Aksi takdirde)
onun mürid edinmesi ve “hediye” alması haram ve
batıldır. Şeriata aykırı iş yapan kişi “Dinden Çıkar”, tarikata
aykırı iş yapan merdud olur, reddedilir. Ve kim tevbe etmeden
dünyadan göçüp giderse cehennemde azap görür. Bundan Allah’a
sığınırız.”
1845 (Miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim
Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor:
“Artık tarikatlar kaldırılıp tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır.
Herkes Allah ve Resulünü, Peygamberimiz Hazreti Muhammed
(s.a.v.) Efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve
yaşayacaklardır.”
*Ulvî olan ruh, bu karanlık cesetle birleşince yedi perde ile aslî hâlinden perdelenmiştir. Bu perdelerden her birine nefsin dereceleri veya makamları denir.
Tam yedi perdeli hâli “Nefs-i emmâre”dir. Bir perdenin kalkmasıyla “Levvâme”, iki perdenin kalkmasıyla “Mülhime”, üç perdenin kalkmasıyla “Mutmainne” gibi isimler alır. Daha sonra “Râziye”, “Mardiyye”, “Sâfiye” gibi dereceler gelir.
Birinci nefisten yedinci nefse doğru gelindikçe ve her perde kalktıkça; cismâniyet, zulmâniyet, kesafet azalırken, derece derece ruhâniyet, nûrâniyet ve letâfet artar, ruha mânevî âlemden ışıklar sızar. Tam perdeli hâlinde ise hiç ışık sızmaz. Perde
İşte kişinin kalbi de yedi kalın perde ile örtülüdür. Bütün perdelerin kalkması hâlinde ise tamamen nur kesilir. Bu makam, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin makamıdır.
Altı derecenin ismi Kur’an-ı kerim’de açık olarak zikrediliyorsa da, “Nefs-i sâfiye” Âyet-i kerîme’lerin işaretlerinden anlaşılmaktadır.
Her nefsin bir âlemi, bir seyri, bir hâli, bir vâridi, bir yeri, bir müşâhedesi, bir ismi, bir nuru vardır.

1. Nefs-i Emmâre:
İnsanı zorla kötülüğe sürükleyen nefistir.
İnsânî ruh, hayvânî ruhun şehvânî arzularına boyun eğerek ona itaat eder, bütün hallerinde ona muvafakat edip hükmü altına girerse, onun bu hâline “Nefs-i emmâre” denir.
Nefs-i emmâre hâlindeki insanın kalbi, cisme âit nimetlerle şehvetlere dalar, hâlini değiştirir. Mevlâ’dan uzaklaşır. Daha önce âmir iken, memur durumuna düşer. Eğer kalp, bu mertebede uzun müddet beklerse, onun artık gayb âlemine yönelmeye gücü de kalmaz. Zira gayb ayna gibidir. Toz ve pastan arınmış oldukça, insan onda şekilleri net ve berrak olarak görür. Uzun zaman parlatılmazsa, pas onun cevherini büsbütün kaplar. Parlatmak da körlüğünü gidermez. Böylece aynalık özelliğini kaybetmiş olur.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar:
“Şüphesiz ki her şeye cilâ verecek bir âlet vardır, kalbin cilâsı ise zikrullahtır.” (C. Sağir)
Kalp, gayb âlemine yönelerek mâsiyetlerden kaçarsa, zikirle-fikirle perdeler açılmaya gayret edilirse, pas ve bulanıklıklar tamamen silinir. Eşyanın hakikatlerine, ince mânâlara ve ilâhî tecellîlere istidat kazanmış olur. İndiği makamlara tekrar yükselir.
Nitekim Allah-u Teâlâ bir Hadîs-i kudsî’de:
“Yere göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.” buyurmuştur. (K. Hafâ: 2256)
Mümin kulun kalbine sığmaktan maksat, “Kalbine tecellî eder.” demektir. Yoksa “Allah kulların kalbine girer.” demek değildir.
Birinci makamda insânî ruh, şehvânî nefse yenilip kötülüğü emredici olduğundan emmâre adını almıştı.
Âyet-i kerime’de:
“Nefis olanca şiddetiyle kötülüğü emreder.” buyuruluyor. (Yusuf: 53)
“Ancak Rabbimin merhamet edip koruduğu hariç.” (Yusuf: 53)
Allah-u Teâlâ rahmet edip hidayetini eriştirdiği vakit, Rahmânî kuvvet nefsânî kuvvete galip gelir, onun emrini hükümsüz kılar ve gücünü kırar. Böylece nefis ilâhî emre uyar, kendi emrini terkeder, kötülükten uzak kalır.
“Şüphesiz ki Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir.” (Yusuf: 53)
.
“En şiddetli düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir.” buyuruluyor. (Beyhakî)
2. Nefs-i Levvâme:
İnsânî ruh, emmâre iken işlediği günahlardan ve kötülüklerden pişmanlık duyar ve kendisini kınamaya başlarsa, onun bu hâline “Nefs-i levvâme” denir.
İkinci makama yükselen sâlikin artık kalbindeki yedi perdeden birisi kalkmıştır. İbâdetlerini yapar, yasaklardan kaçınmaya, emr-i ilâhi’yi yerine getirmeye çalışır. Buna rağmen yine günah işler, fakat hemen arkasından da pişman olup tevbe eder.
Bu gibi kimseler için de iyi vaadler vardır:
“Onlar ki günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar işleyebilirler. Şüphesiz ki Rabbinin mağfireti geniştir.” (Necm: 32)
“Onlardan kimi nefsine zulmedendir.” buyuruyor. (Fâtır: 32)
Nefs-i levvâme’de bulunan bir kimse takvâ ehlinden sayılır. Bu makamın en yüksek derecesi ihlâstır.
“Kendisini alabildiğine kınayan nefse yemin ederim ki!” buyuruyor. (Kıyâmet: 2)

3. Nefs-i Mülhime:
İbâdet, zikir ve riyâzetlerin artması, nefisle şiddetli bir mücâdeleye girişilmesi neticesinde kalp üzerindeki perdelerden birisi daha kalkarsa, nefsin üçüncü makamına çıkılmış olur ki, bu makama “Nefs-i mülhime” denir.
Allah-u Teâlâ’nın insânî ruha isyan ve itaatını vasıtasız olarak ilham etmesinden dolayı bu dereceye “Mülhime” ismi verilmiştir.
Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:
“Hidayeti kabul edenlere gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve onlara takvâ yollarını ilham etmiştir.” (Muhammed: 17)
Ruh terakki edip kuvvet buldukça nefse hâkim olmak ister. Birçok mücâhede ve mücâdeleden sonra, bu mertebede nefis ıslah olmuştur. Artık vücutta hâkimiyet ruhun eline geçmiştir.
Müminle kâfir iki ordunun mütemadiyen birbirleriyle çarpıştıkları gibi, vücutta da aynı şekilde ruhun ve nefsin yeri vardır ve bunlar zaman zaman iki ordu gibi çarpışırlar.
“Her bir nefse ve onu düzenleyene, sonra da ona isyanını ve itaatını ilham edene yemin ederim ki, nefsini temizleyen kurtulmuştur.” (Şems: 7-8-9)

4. Nefs-i Mutmainne:
Şirkten, şüpheden, isyan ve hatadan temizlenmiş, Mevlâ’nın hitâbıyla ıstıraplardan kurtulup huzura kavuşmuş nefis demektir. Kalp üzerindeki dördüncü perdenin kalkmasıyla, ruh mutmainne makamına yükselir.
Nitekim Allah-u Teâlâ bu dereceye yükselmiş nefse:
“Ey mutmainne olan nefs!” kelâmı ile hitap etmiştir. (Fecr: 27)

“Onları hidayete erdirecek ve hallerini düzeltecektir.” (Muhammed: 5)

5. Nefs-i Râziye:
Allah-u Teâlâ’nın bütün imtihan ve ibtilâlarına sadâkat göstermiş, gelmiş ve gelecek her şeye râzı olmuş, bütün gayret ve arzusu Mevlâ’nın hoşnutluğunu kazanmak olan nefsin haline “Nefs-i râziye” denir.
“Dön Rabbine! Sen O’ndan râzı, O senden râzı olarak.” (Fecr: 28)

6. Nefs-i Mardiyye:
Bu makama yükselen nefisten Hazret-i Allah râzı olduğu için “Nefs-i Mardiyye” adını almıştır. Râzı olunmuş nefis demektir.

7. Nefs-i Sâfiye:
Bu makamda nefis artık sâfileşmiş, süzülmüş, vücudun en kötü yeri iken en iyi yeri olmuş, yani taş iken elmas olmuştur.
“Her ilim sahibinin üstünde daha üstün bir bilen vardır.” buyuruluyor. (Yusuf: 76)

Allah-u Teâlâ nefsi ile cihad yapan kullarına yardımda bulunacağına dair Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
“Bizim uğrumuzda bizim için mücahede edenlere elbette yollarımızı gösteririz.
Şüphesiz ki Allah ihsan erbabı ile beraberdir.” (Ankebut: 69)
Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyuruluyor:
“Bana bir karış yaklaşan kimseye ben bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşan kimseye ben bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben de koşarak gelirim.” (Buhârî – Müslim)

“Kim inanır, nefsini ıslah ederse, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” buyuruluyor. (En’am: 48)
“Nefsini tertemiz yapıp arındıran felah bulmuş, kurtulmuştur, onu kirletip örten kişi elbette ziyana uğramıştır.” buyuruluyor. (Şems: 9-10)
“Allah’ın hidayet edip doğru yola sevk ettiği kimse doğru yolu bulmuştur. Kimi de sapıtırsa, işte onlar mahvolanlardır.” (A’raf: 178)
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola hidayet ettikten sonra, kalplerimizi saptırıp döndürme.” (Âl-i imran: 8)
Bu yukardaki bilgiler ışığında bir insan eğer içinde varolan nefs denen mahlukatın cismen hangi sıfatta olduğunu görmemiş bilmemişse, zaten bu mertebelere ulaşabilme yoluna yakınında değil demektir.

*Havas ve ilmi ledün ile uğraşanların büyük bölümünün niyeti zaten Rabbini bulmak sevmek değildir. Maksat bir takım manevi güçler elde edeceklerini sanmalarıdır. Ve maalesef u sebeple çokça gafil bu tuzaklara düşmüş kendi elleriyle süfli varlıklara esir olmuşlardır. Allah u teala benim ilmimi yalnız dilediğime veririm der. Yani ilmi leduna bir yerden okuyarak ulaşılamaz. Ancak Rabbinden dileyebilirsin. O da nasibinde varsa dilerse verir. Süfli varlıkların , ONLARI KENDİLERİNE UŞAK ETMEK İSTEYEN İNSANLARA karşı kurdukları tuzaklar vardır elbette. Kişi niyetini yanlış tutmuşsa, bu tuzaklara düşmesi de gayet normaldir. Ve bunun için yapılan uygulamalar, okunan dualar da da zaten ya ayetlere kelimeler eklenmiş çıkarılmıştır, yada Süryanice gibi farklı dillerden oluşturulmuş okumalar yapılarak kendilerine musallat ederler o varlıkları.
Peki bu varlıklara aldatmak maksadıyla bile olsa insana yaşamadığı halleri yaşıyormuş gibi hissettirme iznini ve gücünü veren Allah, tamamen saf niyetle, kendisine yönelen, Fatihanın 4. Ayetine sarılan ve Yalnız Rabbine kulluk edip, Ondan yardım dileyen, kuran ve sünnetler dışındaki islama yerleştirilmiş tüm bidatlardan kendini arındıran , sadece Rabbini sevme ve bilme niyetinde olan kuluna, o süfli varlıkların asla erişemeyeceği lütuflar veremeyecek kadar aciz yada merhametsizmi. Saf niyetle Rabbine yönelen ve karşılığında rabbinin verdiği lütufları başka varlıklardan dır diye iftira atanlar , Allah ın kudretinin , rahmetinin, merhametinin büyüklüğünden tamamen bihaber gafillerdir.
Kalbi selim olarak saf niyetle sabah akşam , tövbe edip , salavat ile Resulünü ve sevgili kulları anan, tevhid ile rabbin kalesine sığınan, kuranı ve sünnetleri kendine tek rehber edinmiş bir kula hangi süfli varlık erişebilirki. Yanına yaklaşamazlar.
Cüneyd-i Bağdadî (k.s) der ki: “Allahu Teâlâ, kullarının kalbine, onların kendisine yakın olduğu ölçüde yakın olur; öyleyse kalbinin neye yakın olduğuna bak!”
“İyi bilin ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar korkmayacaklar,mahzun da olmayacaklar.” Yunus – 62
*[En üstün derece hakka’l-yakîn yani Cenâb-Hakk’ı gözle görür gibi tanıma ve müşahede etme de-|ecesidir. Bu makamda seçkin kullara dünyada birtakım nânevî parıltılar ve işaretler olur. Bu, müşahede nuru-ıun, arifin bütün varlığına sirayet etmesidir. Öyle ki, o nurdan arifin ruhu, kalbi, nefsi ve hatta kalıbı dahi payı-alır. Bu bahsedilen durum, vuslat (Hakk’a ulaşma) derecelerinin en yükseğidir.
Müminlerin emîri Hz. Ali’ye (r.a), “Ey müminlerin emî-ri, sen gördüğün rabbe mi ibadet ediyorsun, görmediğin Rabbe mi?” diye sorduklarında Hz. Ali (r.a), “Ben gördüğüm rabbime ibadet ediyorum, fakat bu görme başın görmesi değil kalbin görmesidir” demiştir.
Ca’fer es-Sâdık’a (r.a), “Yüce Allah’ı gördün mü?” diye sorulunca hazret, “Ben görmediğim rabbe ibadet etmem!” cevabını vermiştir. Kendisine, “O’nu nasıl gördün; halbuki, gözler O’na ulaşamaz” diye sorduklarında ise şu cevabı vermiştir: “O’nu gözler baş gözü ile göremez, fakat imanın hakikatine ulaşarak kalpler O’nu görür. O, zahirdeki duyu organları ile bilinmez, insanlar ile kıyas edilmez.”
Arifler, yüce rablerini dünyada yakîn ve basîret gözüyle görürler (tecellilerini müşahede ederler); âhirette ise baş gözüyle görürler.] ( ihya-i Ulumiddin 4. Bölüm)
**Veçhini ayân gördük bu hayrete erince. NİYAZİ MISRİ HZ

İman sahibi o kimsedir ki, bir kişiye baktığı zaman baş gözünü kullanır. İç âlemine de kalbi ile bakar ve Mevlâ’yı sır gözü ile görür.
19.meclis)ABDULKADİR GEYLANİ HZ
*Mevlana hz.nin oğlu Sultan Veled
S.104…Veli de gözünü açtığı vakitte daima Tanrı’yı temaşa eder(izler,seyreder)
S.84.Vilâyet ve fakr ise, bunların hepsinden başkadır. Hakikatte vâsıl olmuş olan kâmil velilerin vilâyeti, Tanrı’nın Cemâlini görmektir. Kim bunu göremezse, artık geri kalan şeyler, onun nazarında bir hiçtir, oyuncak kabilindendir. Bu makama vâsıl olan velinin alâmeti, budur.

Hz Ömer r.a.sunlari buyuruyor insaallah: Benim kalbim Rabbimi görmüştür.” (Marifetname-s.905)

Nefisler âleminde, Mevla’yı temaşa kılasın ve kendi ruhunu, vücudunun ikliminin sultanı bilip, kadr ve kıymetine vâkıf olup, nefsi tanıma mertebesini bulasın; kendi âleminde sultan olasın. Bundan sonra üçüncü kitaptan kalblerin evirip çeviricisi Allah’ın acaip ilhamlarını, garip tasarruflarını, zat ve sıfatının kalblere yakınlığı, en büyük âlem olan gönülde kesin bilgiyle bilip, masivadan (Allah’dan başkalarından) âzat olup, her şeyi unutup, her şeyi çekip çevirici bir onu buldukta; vahdet, âlemine erip, o tek ve yegâne Allah’ın birliğini basiretinle katiyetle görüp, Allah’ı tanıma devletine eresin.( marifetname (1170 H./1756 M.)

ahmed yesevi hz.leri Hakk yoluna irenler Hakk didarın görmüşler demiş

***abdülkadir geylani risaletün gavsiyede Allahı gördüğünü ve konuştuğunu açık açık yazmış.

Ağlar idim seher vaktinde nida geldi
“Cemalimi göstereyim.”deyip vaad eyledi
Aklımı alıp, şaşkın kılıp aşkını saldı
Lamekân’da Hakk’tan dersler aldım ben işte.
(Ahmet Yesevi Hz)

Allah u Teala esmalarını varlığa dökmeyi diledi. Ve insanda varlığa döktü. Her birimiz Onun sıfatlarının varlığa dökülmüş halleriyiz ancak tecelli etmesi için bizde emanet olan zerresinin yüceltilmesi gerekir. İşte nefs nurani nefse dönüştüğünde görülen cemali , aslında içimizde varolan sıfatının aynadaki yansımasıdır. Bizdeki sıfatının tecellisidir görülen. Bu konuyu Muhyiddin İbni Arabi hz Fususul Hikemde şu şekilde açıklar:
Zat’tan gelen bağış ve hediyeler ancak ilahi tecelli yoluyla gelir ve Zatî tecelli, ancak kendisine tecelli olunanın istidadı suretinde olur, bunun dışında Zatî tecellinin olması sözkonusu değildir. Kendisine tecelli olunan kişi, Hakk’ın aynasında kendi suretinden başkasını görmez; ve Hakk’ı görmez. Ve kendi suretini ancak Hakk’ın aynasında gördüğünü bilse bile, tıpkı zahirdeki ayna için sözkonusu olduğu gibi, O’nu görmesi mümkün değildir. Aynaya baktığında, ve onda suretleri gördüğünde, kendi suretini ve başka suretleri onun vasıtasıyla gördüğünü bilsen bile, aynanın kendisini göremezsin. İmdi, Allahu Teala bu durumu, kendi Zatî tecellisi için bir misal olarak sundu, öyle ki kendisine tecelli olunan O’nu bilsin diye. Ve görüm [rü’yet] ve tecelliye bundan daha yakın olabilecek bir misal yoktur. Aynada kendine baktığında, aynanın kendisini görmeye çalış, hiç kuşkusuz onu hiçbir zaman göremezsin. Bu “aynadaki suret” misalini anlayan bazı kimseler, görülen suretin, görenin gözüyle ayna arasında olduğunu düşündüler. Bu onların ilim olarak varabildikleri şeyin son noktasıdır. Ve iş, bizim söylediğimiz gibidir ve biz bunu Fütühat-ı Mekkiye’de açıklamıştık. Ve sen bunu deneyimlediğinde, yaratılmış olan için daha bir üstü olmayan amacı deneyimlemiş olursun. Böyle olduğundan dolayı, bu derecelerden daha yükseğine ilerlemeye tamah etme ve kendini yorma! Bundan ötesi hiç bir zaman olmuş değildir ve bundan sonrası katıksız yokluktur. İmdi, O, nefsini görebilmen için sana bir aynadır; ve sen de – hiçbir şekilde O’nun kendisinden başka bir şey olmayan– İsimlerinin hükümlerinin zuhurunu müşahedesinde O’na bir aynasın. Ve böylece, iş karışık ve içinden çıkılmaz hale gelir. İçimizden bazıları, bu konudaki bilgisizliklerini kabullenerek, “İdrakı idrak etme konusundaki acz, idrakın kendisidir” dediler. Ve aramızda bilenler ve böyle söylemeyenler vardır; ve bu, sözün en iyisidir. Bilgi, bu kimselere acz değil, sessizliği vermiştir. Ve bu, Allah’a ilişkin en yüce bilgidir ve bu bilgi ancak Hatem-i Enbiya ve Hatem-i Evliya için sözkonusudur.

Allah u Teala kendisine yönelen, bilmek ve sevmek isteyen kuluna her zaman istediğini verir. Kulum bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim der. O halde dünyayı değil Rabbini dileyen kuluna neden sırt çevirsin. Bizim Rabbimiz merhameti, rahmeti sonsuzdur. Bilinmek ve sevilmek istediği için yarattı bizleri. O halde tamamen bu niyetle Ona koşan kulunu elbette yüceltecek, tevhid kalesine sığınan kulunu koruması altına alacak ve yakinine ulaştıracaktır.

Enam-104 “Gerçekten Rabbinizden size birçok deliller geldi, artık kim gözünü açara, onları görürse kendi lehine, kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekçiniz değilim.”

Yunus-43 “43-İçlerinden sana bakanlar da var; ama basiretleri de yokken sen mi hidayet edeceksin?”
Yusuf-108 “ De ki: “İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah’a davet ederim, ben ve bana uyanlar; Allah’ı tenzih ederim ve ben ortak koşanlardan değilim.”
Kaf -8 “ Bunlar , Hakka yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.”

Zeliha Üveysin Neslihan Tamer ve Avanelerine Cevabıdır

Rabbimin izniyle uveys zikrinin kadri ve halveti tarikatından olduğunu söyleyen Neslihan Tamer kendi aklınca araştırma yapmaya çalışmış

Birinci akılsız akıl nefsle hareket eder alıntı yaptıgın konular senin ne kadarda cahil olduğunun ispatıdır tarikatla bizim aramızdaki fark biz herşeyi Allahtan isteriz Araya aracı koymayız bu  bir bu zikir alıntıdır demen onların zikirleri esma ve tevhidle başlar bizler kapıya gelmeden direk odalara giremeyiz peki diyorsunki bu zikirleri okuyan kişi guzel şeyler yaşar Allaha yakınlıkları çogalır farkında mısın kelimelerinle çelişki içersindesin böyle söyleyen bir insan nasıl olurda kendi sordugu sorunun içinde bogulur her zikire baktıgın zaman mutlaka tevhidi gorursun tevhid Allahı birlemektir kurana baktıgın zaman zaten bunların cevabını alırsın yaşamadan o istikamete asla varamazsın gelelim bizler zikri Ahmet Mehmet için değil rabbim için yapıyoruz bu zikri yaparken bir şeyler görmek için başlamadık bu bir ikincisi yaşamadıgın bir şeyi sadece alıntılarla nasıl cevap verebilirsin …birde bir insanı kötü şeylerle yargıladıgın zaman biricik rasul açıpta kalbine baktın mı buyuruyor ya kırdıgın kalbi Allah seviyorsa? Manevi eğitime gelince marifet nedir Allahtan ilim alma halidir sen rabbe teslim olduğunda herşeyi Rabden istedikten sonra akılla degilde kalple hareket edersen o ilmi almaya başlarsın bakıpta gormediklerini gorursun kabının genişligince idrak edersin sıddıklık nedir samimiyettir dogruluktur bir nevi söz vermektir bu işaret.

Hepimiz doğduğumuzda müslüman olarak dogarız tertemiz eleste sen bizim Rabbimizsin dedigimizde rabbe söz veririz şu pencereden baktığımızda sıddıklık neydi samimiyet bir nevi eleste verdiğin sen benim Rabbimsin dediğin sözün şimdiki halidir sözüne sadık olduğunun işaretidir yunus atamız ilim ilim bilmektir .ilim kendini bilmektir.sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. Kendini bilmeyen daha nefsini ne ile mücadele edecegini bilmeyen kişi neyin doğruluğunu güdebilirki…nefsin eşyanın hakikatini soracagına sen kendine donup yani kalbine dönüp Rabbimin huzurunda ben nasılım diye sor ilk önce elifi sevgiyi ogren aklınla nefsinle değil kalbinle cevap ver RABBİM herşeyi gören ve bilendir

Gelelim bir diğer konuya biricik rasulumuzu halk ve sahabeleri neden seviyordu çünkü sahabeler biricik rasulde Allah aşkını goruyorlardı Sevgilide Allahı görmek peki muharrem hocaya baktığımızda bizde hiç bir çıkarı olmayan Allah aşkını görüyoruz o hiç bir zaman üstünüm demediki biz onda Allah ve rasul aşkını yaşadığı için seviyoruz yasin suresinin mealinde rabbim elçiler gondermişti onları yalanlamışlardı ve Allahu Teala iki peygamber gondermişti dini anlatmak için halk yine yalanlamıştı sonra şehrin ilersinden biti gelip uyun o elçilere sizden ucret istemeyenlere diye seslenmişti rabbim o adama haydi gir cennete dediginde ne olurdu onlarda bilseydi peki niye bunu yazdım bende tarikat geçmişi olan biriyim ve ne olduğunu da iyi biliyorum sadece araştırmak yetmez yaşayıp görmek gerekir yaşamadıgın bir şeyi araştırsan ne olurki ben yaşadım ve farkı anladım birincisi kula kulluk ediyorsun ikincisi Allaha kulluk ediyorsun fark bu yaşamadan nasıl ogreneceksin mesela kitapta okudun onun ne olduğunu anca yaşayarak ogrenirsin yasin suresinde o elçi nediyor para istemeyene uyun gelelim üveys zikrine gayesi Allah olan bir insan insanlarda kurtulsun diye gecesini gunduzune katan bir insanı tanımadan nasıl yargılayabilirsin Mevlana hz ne güzelde söylemiş bizi bilen bilir bilmeyende kendi bilir ..

Sevim Üveysimizin Neslihan Tamer ve Avanelerine Cevabı

Neslihan Tamer isimli şahsın   çirkin itham, tavır ve usluplarına karşılık Sevim Üveysimizin Cevabı

Uveysi cavusları zikirleri okuturken sadece Allah rizasi yerine sizin bilincaltiniza kerametvari şeyler sokuyor sizi beklentiye hazir hale getiriyorlar?

Veysel Karane zikriyle öyle guzel huzura kavusuruz ki, dısaridan gelen saldirilar bizleri hic etkilemez, rabbimin izniyle.
Bu zikirle Allaha ulasma yolunda sevgi -kardeslik icinde diger uveyslerle ve ogretmenlerimizin rehberliginde ilerleriz.
Zikirle birlikte Allahi resulu ve sevdiklerini, sultanlari o kadar cok severiz ki , onlarda bizi cok severler ve sevdiklerini lutuflarla gosterirler.
Bütün amacımız Allah rizasidir. O nun rızasini kazanmak icin zikri yapar ve yayariz. Rabbimizde O nun yolunda , O nun rizasi icin nefsimizle ve cevremizde ki insanlarin nefsiyle savastigimiz icin bize lutuflarini sunar, elhamdulillah.

Uveys çavuşu olan Muharrem her platformda tarikat ve maneviyat dusmanligi yapiyor.Madem tarikat ve maneviyata karsi ise tarikat zikirlerini neden kullaniyor?

Biz uveysler tevhid ehliyiz. Gelmis gecmis 124.000 peygamber tevhid inancini yaymak , Allahin bir ve tek oldugunu ogretmek icin gelmislerdir.
Bizlerde ayni peygamberlerimiz gibi tevhidi bayrak yaptik. Fatiha suresinin 4. Ayetini sancak yaptik. Bu ayette
” yalniz sana ibadet eder yalniz senden yardim dileriz” der.
Tum uveysler bu ayeti hayatlarina koymustur. Yolumuz aracisiz Allaha ulasma yoludur. Seyh, cemaat, efendi, abi vb hic bir nefs sahibi kisi yoktur , arada. Sadece Allaha ibadet eder, yalniz da Allahtan yardim isteriz .
Kula kulluk yapmayiz. Allaha kul , peygamberimize ummet olmaktir, butun amacimiz.
Oysa tarikatlarda aracı vardir.
Gunumuzde ise SAHTE ARACILAR vardir. Sahte seyhler kendi cikarlari yolunda insanlardan himmet parasi toplayan, bunlari kendi lux yaşantısi icin kullanan ,sizleri Allaha ulastıracam deyip insanlari yoldan saptiran , cennette arsa satan sahte seyhler..
Kendilerini marifet makamina gelmiş gösteren bazi cahil dalkavuklari mevcut.Bu dalkavuklarin bir kısmi itiraz eden kisileri afaroz….
Birileri bisey sordugunda ya faceden
Ya da whatsapptan guruplardan attirir, hesabini bloke ettirir…

Ey peygamber kafirlere munafiklara karşi cihat et. Onlara sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir. Orasi ne kotu bir yerdir.
Tevbe suresi 73.ayet.

Bizleri dogru yolumuzdan cevirmek isteyenlere karsi bu ayet cok guzel ornektir.

Bir baska ayette :
Allaha verdikleri sozden dondukleri ve yalan soyledikleri icin Allah kendisiyle karsilasacaklari gune kadar , onlarin kalplerine bir nifak soktu.
Tevbe suresi 77.ayet.

Zikrimizi yapip , aldiklari cesitli ilahi lutuflardan sonra , nefsine uyarak bizlere sırtlarini donerler, ya da düşmanlik edip kotü soz soyleyip giderler.

Nurşat Üveysimizin Neslihan Tamere Cevabı

Bu yazıyı aslında yazma gereksinimi bile duymadım ilk başta. Zira, bu kadın ve bunun gibiler, kendilerine öylesine aşıklar ki, bu nedenle Allah aşkının ne demek olduğunu anlamayı  bırakın, Allah’a kulluk ne demektir, onu dahi anlamazlar.

Anlayamadıkları için Allah’a kul olma yolunda çabalayan insanları karalamakla uğraşırlar.

Yunus Emre Atamızın dediği gibi, “ömrünü zulmete salmış marifet yoksuludur” bunlar!

Ve Allah yolundan kim alıkoymak ister? Varın gerisini siz düşünün kardeşlerim.

Allah ıslah etsin..

Lâkin bir çok Kardeşimin bunun gibi deccal yardımcıları yüzünden kafası karışmaması için, dilimin döndüğünce Rabbimin izin verdiği ölçüde anlatmak boynumun borcudur. Kulluk vazifemdir.

Çünkü zamanında bende, ve bir çok kardeşimde, bu ve bunun gibi kendini hacı hoca zanneden, şeyh ilan edenlerin sözlerine baktık.

Onları dinlemekten Kalp sesimizi duyamadık!

Onların dediğini yapmaktan, kur-an ne diyor bakmadık!

Onları sevmek mecburiyetinden, Allah ve Peygamber sevgisini tadamadık!

Onlara diz çökmekten, secde etmenin güzelliğine varamadık!

Aklımıza takılan soruları sormak istediğimizde “edep ya hu” sözleriyle karşılaştık!

Ekmek alacak parayı dahi zor bulurken,

Cebimizdeki parayı onlara yedirmek zorunda bırakıldık!

Onlara köle olmaktan Allah’a kul olmayı unuttuk.

Onların da amacı bu değil mi zaten?

Allah diye diye kendilerine çekmek değil mi maksatları?

 

1845 (Miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim

Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor:

“Artık tarikatlar kaldırılıp tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır.

Herkes Allah ve Resulünü, Resûlullah’ımız Hazreti Muhammed (s.a.v) efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.”(39)

Cerîde-i SûfiyyeDrg., Hasan Kazim

Bu zikr-i biz üveyslerin sahiplendiğini söylemiş, ve kendi tarikatlarınınbaşlangıç zikri olduğunu belirtmiş. Vay ki ne vay.. Hemde başlangıçta veriyorlarmış!

Asıl maksadını nasılda ele veriyor farkında mısınız?

Yani filanca kişi gidecek bu zikr-i onların belirlediği sayıda yapacak daha sonra, güya bir üst kademeye ver bir üst zikre geçirilecek! Siz nasıldailâh kesilmişsinizsaf insanların başına.

Tagutları yıkmaya geldik, hem dee Musa As’ın asasıyla!!! Tevhidin sopasıyla!

Be hey gafil! Madem sen çok ilim irfan ve itikat sahibisinde, “Kulun bırak bir şeylere sahip olabilmesini, sadece bir hiç olduğunu bilmiyor musun?

Sen daha nefsine sahip çıkamamışken nasıl olurda bir başkasının manevi mertebesini bilmeden üst zikir vermeye kalkışırsın? Akıl hastanesinde yatan çoğu tarikat mağduru insanlar sizin eseriniz değil mi Zaten!!

Üstlerin bunu niçin öğretmemişler sana?? E doğru “ilim denilen bir şeyleri yok ki zaten çıkarıp versinler” (Enam 148)

 

Bu zikir (ÜveysiZikr-i) Allahın kuluna bahşettiği bir lütfudur, zira bundan evvel bu yol kapalıydı, Daha doğrusu gizliydi.

Baba oğluna dahi söyleyemiyordu.

Üveys Ladikli Ahmet Ağa bunun en yakın örneğidir.

Ama gelin görün ki, zamane sultanlarının da belirttiği gibi maskeli şeyhler çoğaldığı için Rabbim bu kutlu kapıyı Muharrem kulu vesilesi ile nasibi olan kullarına açtı, açmaya da devam ediyor hamd olsun..

Bu durum “Zamane Tagutlarını” telaşlandırdığı için, kendilerine tapanlara emir verip, karalama kampanyası başlattılar.

Ama ne yazık ki başarılı olamadılar olamayacaklarda Allah’ımızın izni ile..

Bir düşünün kardeşlerim, Rabbimiz kendine giden yolu karalayana izin verir mi?

Bu dünya da buna izin verse dahi, mahşerde ne olacak bu tagutların hâli?

TevbeSalâvat ve Tevhidin zararı yalnız ve ancak ŞEYTANADIR!

Maksatlarını buradan anlayınız!

Kul Fatiha’nındördüncü ayetinde olduğu gibi yalnız  Allah’a ibadet etmeli ve Yalnız Allah’tan dilemelidir.

“Önceden dilsizdi iman edilen, Şimdi ahir zamanda dillendi insanı imanından eden” (Tagutlar)

Ne de güzel söylüyor kur-an “Hâlâ düşünmeyecek misiniz?”

 

İsra Suresi:
56- Müşriklere de ki: “Allah dışında ilah olduklarını sandığınız putları imdada çağırınız bakalım. Onlar, başınızdaki belayı ne giderebilirler ve ne de başka birine aktarabilirler. ”

Mümin Suresi:
60- Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”

Ahkaf Suresi
5- ALLAH’ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir? Kıyamet Günü insanlar haşrolununca, onlar kendilerine yalvarıp yakaranlara düşman olurlar ve kendilerine yapılmış olan ibadetleri reddederler.

Hac Suresi:
73- Ey insanlar! İşte size bir örnek veriliyor, onu dinleyin şimdi. Sizin ALLAH’TAN başka yalvarıp yakardığınız bütün o düzmece varlıklar, hepsi bir araya gelseler dahi, asla bir sinek bile yaratamazlar. Hatta bir sinek, onlardan birşey kapacak olsa, onu bile geri alamazlar. İsteyen ( yani puta tapanda) aciz ve güçsüz, istenen (put veya putlaştırılan şahsiyet) de ne kadar güçsüz.

Bakara Suresi:
186- Resulüm( Ey Peygamber)! Kullarım sana BENİ sorunca haber ver ki, BEN onlara çok yakınım. BENDEN isteyenin, duâ ettiğinde duâsını kabul ederim. Öyleyse onlar da benim dâvetime uysunlar ve BANA iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.
Zümer Suresi:
36- ALLAH, kuluna yetmez mi?

Muharrem Hocamız ne bir şeyhlik iddiasında ne de baş olma sevdasında..

O her birimize bir baba, ışığı yakıp yolu gösteren, insanların huzura kavuşmaları için, Rabbini “aracısız” tanıyabilmeleriiçin,Kula kulluğu ortadan kaldırabilmek için canını dişine takan bir garip Üveysidir.

 

Abdülhak-ı Dehlevi hazretleriMişkat tercümesinde buyuruyor ki:

(Peygamberler ve Evliya öldükten sonra, bunlardan yardım istemeye, meşayıh-ı ızam ve fıkıh âlimleri caizdir dedi. Keşf ve kemal sahipleri, bunun doğru olduğunu bildirdi. Bunlardan çoğu ruhlardan feyz alarak yükseldiler. Böyle yükselenlere (Üveysi) dediler.

ÜVEYSÎ OLMAK ÖYLE YÜKSEK BİR MERTEBEDİR Kİ, O DERECEYE ULAŞMAK PEK ENDER OLUR.

(SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVASİ HZ)

”ŞERİAT VE TARİKAT EHLİ MARİFET EHLİNİN YAŞADIKLARINI YAŞAYAMAZ”.

(AHMET YESEVİ HZ)

  1. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden sabayi, veyselkarani’ninmenkabelerini manzum olarak anlattığı menakıbnamesinde, üveysilerinhızır tarafından nasıl irşad edildiklerini şu mısralarıyla ifade ediyor:

üveysiler denir bir taife vardır

bular şeyh u mürşid olmazlar iy yar

bulara hazret-i hakk’dandırirşad

mürid-i hakk, murad ile olur şad

demişdir bazı kamil şeyh u üstad

bunlara hazret-i hızritdiirşad

 

“Şunu bil ki, üveysiler denilen bir zümre vardır. Bunların şeyhe ihtiyacı yoktur.

Zira başka bir aracıya hacet kalmadan nübüvvet bunları kendi kucağında terbiye etmiştir, Tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o zahiren Peygamberler Efendisini görmemişti.

Ama onun tarafından terbiye ve irşat edilmişti. (Risalet ocağında) nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatle dost olmuştu.

Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar.

Bu devlet kime yüz gösterir ki?

“Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lütufdur.” [MAİDE 5.54]

{ Feridüddin Attar (ks) }

 

Neslihan Tamer adlı deccal yardımcısı şahıs, iftiralarının bir bölümünde, biz üveyslerin yaşamış olduğulütufları anlattığımız için bu lütufların diğer kardeşlerimizin bilinç altı olarak yaşadığınısöylüyor.

Peki bulütuflardan bir haber yaşayıp, kendiliğinden Rabbimizin o kardeşimize ihsanıyla zikre başlayıp, lütuflara gark olduktan sonra, araştırmaya başlaması ve sitemiz aracılığı illeÜVEYSLERE ulaşması; kendisinin bu yoldan bir haber yaşarken bizlerle aynı zikri yıllardır kendince yapıp aynı lütufları yaşaması bilinç altı mı yoksa Allahın bir lütfumubuyrun siz karar verin!

Ve yine bu yolda verilen lütufları şeytanın bir oyunu olarak anlatmış, biz uveysleri değil, Tevbeyi salavat-ı ve Tevhidi Dolayısı ile Allah’ı karalama yoluna girmişlerdir!

Dedik ya, Tevbe salavat ve Tevhid ancak şeytanı rahatsız eder!

Bundan önce secdeden bir haber yaşayan insanı şeytan nasıl olurda doğru yola sokar!

Bir çok kardeşimizin (Tarikatten gelen) huzuru üveysilik ‘le bulduklarını, namazlarını dahi huşu içinde kıldıklarını lütfen biliniz.

Ve hatırlayalım Peygamber efendimiz sav hadis-i şerifini: “Namaz ancak kalp huzuruyla kılınır”

Şeyhini efendisini düşünerek değil, kalben Rabbine yönelmekle kılınan namaz , namaz olur.

Karalamanın altında yatan asıl nedeni aklı başında olan her insan anlar!

Dedik ya, Tagutlar panik halindedirler!

 

Tevhid ile nefsini bilen ve nefsini ehlîleştirmeyeçalışandır Üveys.

Bu ve buna benzer Tağut ve taguta esir olmuş kimselerin nefislerini bırakın görüp bilmeyi, zaten esirdirler.

Bizler batıni ilmi zümer/42 de olduğu gibi Allahın bizlere öğretmen olarak vermiş olduğu sultanların ruhlarından alırız.Yukarıda da belirtildiği gibi.

Zahiri ilmi ise , Kur-an başta olmak üzere, ehli sünnet alimlerinin kitaplarından alırız!

 

Biz tarikat düşmanı değil Tağut düşmanıyız, tarikat düşmanı olan bir insan zamane tarikat şeyhlerinden yani Has Şeyhlerin ruhlarından nasıl olurda ilim almayı yeğler? Nasıl olurda onları kötüler?

Kaldı mı o sultanlar gibisi? Hepsi Allah diye diye kendine ulaştırma sevdasında değil mi?

Ve,  çoğu tarikat adı altında insanların duygularını sömürenlerin elinden kurtulupta, üveysi zikri ile tanışan ve en başta huzuru yakalayan kardeşlerimiz varken,, nasıl olurda biz o tarikatlere hak diyebiliriz.

Biz bunlara göz yumarsak, Rabbimiz yarın bize hesap gününde bunu soramayacak mı?

Bizim ruhumuz doyuyor elhamdülillah, sen doyarken neden aç olan kuluma yardım etmedin demeyecek mi?

O hâlde nerede kaldı Peygamberimize ümmet olmaya çalışmak? O demiyor mu amellerin en büyüğü açları doyurmaktır diye?

Açlık olarak sadece karın açlığı mı geliyor aklınıza? Baksanıza bir etrafa herkes sevgiye olan açlıktancellat kesilmiş durumda!

İşte elif işte hak yol.. İşte bu yüzdendir verilen lütufları paylaşmamız. Paylaşalım ki, herkes bilsin Allah’ın kendisi ile arasına aracı sokmayanlara yalnız tevhid-i bayrak, ve Fatiha 4. Ayeti sancak yapanlara verdiği lütufları…

Sıddıklık mührü ve daha bir çok ilâhi armağanlarıncinlerin yaptığını saçma sapan TEVHİD ehliyle alakası olmayan kaynaklarla anlatmaya çalışmışlar, Lakin başarılı olamamışlar ve Allah’ın izni ile  olamayacaklarda!

Sıddık adı üstünde be hey gafil!  Tevhid-i hayatına sokmuş bir insana cinli nasıl gelipte mührü vurabilir?

Allah’ın boyasına bak! (Vaftiz de ne ki!) Kim Allah’tan daha güzel boya vurabilir? İşte biz O’na ibadet edenleriz! (Bakara suresi/138)

Allah rızasını isteyen bir kula, Rabbi neler vermez?

Sen ve senin gibiler Allah’ı tesbih edip yüceltmek yerine, kendi nefsinizi ve efendilerinizi yucelttiginiz için, Alllah’ın rızasını istemekten O’na kul olmaya çalışmaktan hep uzak kaldığınız içindir lutuflara gark olamayışınız! Ve bu yüzdendir Hak yolu karalayışınız.

 

Tevhid kalesine sığınan sadık olan bir kula şeytan nasıl musallat Olur? Ancak türlüsözler fısıldayarak Hak  yoldan saptırmaya çalışır. Tıpkı sen ve senin gibilerinin yaptığı gibi…

İblis dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!. Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.15/Hicr-39-40

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah’ı anarlar ve hemen gerçeği görürler.7/Araf-201

Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah’ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.58/Mücadele-19

 

Ayetler ortada, aklı olan düşünsün.. Yazık gerçekten çok yazık siz ve sizin gibilere üzülmekten başka bir şey gelmiyor elden.  Sen ve senin gibiler Bu verilen ilâhi lütufları ömrü hayatında hiç yasayip görmediğin için ve insanların uyanıp gerçeği görecekleri için telaşe kapıldıgınız için karalamanız çok normal.

“ Allah bize yeter o ne güzel vekildir”  Size de tagutlarinizyeter.

Beynini ve  kalbini satışa çıkarmış olan bu şahıs, biz üveyslere verilen lutufları, havas kitaplarından örnekler göstererek bu lütufları cinni varlıkların gösterdiğini iddia etmektedir.

Öncelikle şunu belirteyim, bizler havas ilmi, ledün ilmi vb. ilimler peşinde koşanlar değiliz.Ve bu ilimler öğrenmeye çalışmakla elde edilecek ilimler değildir.

Zira sadece,Rabbinin rızasını sevgisini isteyene ilimoluk oluk akıyor..

Vermiş olduğu örnekler, havas ilmi adı altında muska, büyü cazı vb.. işlerle uğraşanların karşılaştığı sonuçlardır. Uveyslikle uzaktan yakından alakası yoktur.

Kısaca keramet sahibi olmak isteyenlerin sapmış oldukları yollardır.

Kulun en büyük kerameti, Rabbine kulluk vazifesini yapabilmesi, her an razı olduğu kullardan olmayı dilemesidir.Bu istekte dahi kulun iradesi yoktur, Allah’ın dilemesiyledir. (Allah dilemeden yaprak kıpırdamaz)

Ihlasla gel bize çok meta ütersin. (Yunus Emre)

Ayrıca bahsedildiği gibi marifet makamında değil, hakikat makamında Rabbin cemali görülmektedir.

Abdülkadir Geylani hazretlerinin söylemiş olduğu gibi, Marifet yoluna giren bir insan, tıfıl Mana çocuğudur.

Marifet yolu geçilmedikçe, hakikatte yol alınamaz.

Ve yine beynini nefsinin eline vermiş olan bu şahsın belirttiği gibi, Allah’ın ZATI görülemez.

Bir çok sultanlar rüya yolu ile Allahın ZATINI değil, sadece cemalini, resmini görmüşlerdir.

Kendileri de bunu bizzat belirtmişlerdir.

Ben Allah’ın ZATINI gördüm diyenin akıl fonksiyonları zaten yerinde değildir.

Sahabenin büyüklerinden Hazreti Ömer (r.a.) rüyasında Cenab-ı Allah’ı görmüşlerdir.
İmam-ı Azam Hazretleri. Cenab-ı Allah’ı doksan dokuz kere rüyasında görmüş. Yüzüncü defa da görürsem kıyamet gününde bu ümmetin kurtulması için, ne yapmaları lazım geldiğini soracağım demiştir. Ondan sonra Allah’ı rüyasında görünce Cenab-ı Hakk ona:
-“Her akşam sabah şu evradı getiren benim azabımdan ve ıkabımdan kurtulur” buyurmuşlardır.
imam Ahmed bin Hambel Hazretleri de Rabbini rüyada görmüş ve sormuşlar:
-Yâ Rabbi sana yaklaşmanın yolu nedir? Cenab-ı Allah: -“Kur’ân-ı kerim okumaktır” buyurmuşlar.

İmamı Azam Ebu Hanife’nin rüyada Allah’ın görülebileceği, İmam Maturidi Hazretlerinin de görülemeyeceği şeklinde izahatı vardır. Peygamber Efendimizin (asm) de Allah Teala’yı rüyasında gördüğü hadislerde belirtilmektedir. (Akaid, Ömer Nesefi; Taftâzânî,Şerhu’l-Akaid, s, 134)

Alimlerin çoğuna göre rüyada Allah’ı görmek mümkündür. Tabii Allah kendi zatıyla değil sıfatlarının ve isimlerinin tecellisiyle görünür.

Tirmizî’nin naklettiği rivayetlerde “Rabbimi en güzel surette gördüm.” manasına gelen ifadeye yer verilmiştir.(bk. Tirmizî, tefsir, 39).

Üveyslikyolunun Hak yol olduğunu belirtebilmek adına sadece Yaşayın ve Görün deriz. Dileyen yapar dilemeyen yapmaz. Daha doğrusu nasibi olan zaten yapar.

Biz insanları uyandırmak için baş koyduk bu yola. Ne olur kula değil Allah’a kul olunuz.

Yardım isteyecekseniz Kendi nefsine hapsolmuş, nefsini dahi bilmeyen insanlardan değil,

Sadece Allah’tan dileyiniz.

Zira bu ve bunun gibiler, ilimden bir haber, kula kul olmayı ilim ve irfan haline getirip, insanlara bunu pazarlamaya kalkıp, Daha da ileriye giderek, kendilerine tâbi olunmadığı müddetçe kurtuluşa eremeyeceklerini insanlara telkin edip, kendi nefsilerince hazırlanan kur-an’la uzaktan yakından alakası olmayan kitapları da satma cürretinde bulunup, ahriteni, heva ve hevesine değişenlerdir.

Zamane Sultanlarının Tarikatlerinden esinlenip, kendilerini de has tarikat ehli gibi göstermektediler.

Adı üstünde kardeşlerim, Avcı Neslihan.. İhlas avcısı bunlar, İman avcısı.. Aman agâh olun.

 

 

Dolunay Üveysin Neslihan Tamer ve Türevlerine Cevabı

ALLAHIN VE RESULUNUN SELAM VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN CANIM KARDEŞLERİM

Canım kardeşlerim bizler Allahı ve Resulu sevme yolu üzerindeyiz.Bu yol öyle huzur veren sevgiyi dil ile değil kalben ögrendiğimiz öyle kutlu bir yol ki hal böyle olunca ALLAHI VE RESULU SEVMEYE başlayınca artık onun kullarınıda sevmeye başlarsınız onlar için karşılık beklemeden gayret etmeye başlarsınız bizlerde bu güzel sofrada yemek yerken isteriz ki hep beraber yiyelim bizler iyiden güzelden yana ne yaşadıysak sizlerde yaşayın eger tek başımıza yaşayalım dersek ozaman BENLİK duygusuyla iblisin işini yapmış oluruz.Ancak biliyorsunuzki meyve veren ağaç taşlanır.

Bu yol üzere bir çok iftiralar atılıyor kişiler araştırıp kaynak bulduklarını zannederken aslında yanılgıya düşüyolar neden mi çünkü bizlerin en büyük kaynagı bize bırakılan KURANI KERİM ,HADİS VE SÜNNETLERDİR bizler kuranı kerimi anlamak için okuduğumuzda o bize en büyük kaynak olucak kuran bizim üzerimizde yaşatılıyor her daim ama insanlar bunu göremiyor çünkü körler nefslerinin tuzağına düşüp yok olmaya başlamışlar .Bu yolda olupta lutuf yaşamayan hiçbir kardeşimiz yok bizler lutuf için ibadet etmiyoruz ancak yaşanılanlarıda inkar edicek değiliz ve her bir yaşanan lutuf kuranda ayetiyle mevcut ama görmek isteyene açar sırlarını kuranı-kerim  yeterki siz anlamak için gayret edin.RABBİM DİLEDİĞİNE DİLEDİĞİNİ VERENDİR ,O DİLEMEZSE YAPRAK DAHİ KIPIRDAMAZ bu ayetlerden de anlaşılıyorki bu yolda yaşanan lutufları dilerse RABBİM gerçekleştirir ona zormu vardır sorarım sizlere.

Yaşanan lutuflar için iblis ve başka sufli varlıklar tarafından yaşatılıyor denmiş.

(KAYNAK HADİSİ ŞERİF) Peygamber efendimiz sav. buyuruyorki hiçbir cinli ve iblis benim kılıgıma giremez ve Allahın sevgili kularının kılıgına giremez.Bizlere bu yolda manevi ögretmenlerimenler verir hiçbir tarikat ve cemaate verilmemiştir. ZÜMER SURESİ 42.ayet geregi *ALLAH CANLARI ÖLÜMLERİ SIRASINDA ALIR .ÖLMEYENLERİDE UYKULARI SIRASINDA ALIR.işte uykuda alınan ruhunuz geceleri ders almaya gider önce meleklerden sonra evliyalardan sonra peygamber efendimiz sav.den şimdi bu yolda herkese Rabbim  manevi ögretmenini vermiştir ama rüyada ama tecellide şimdi soruyorum hadis şerifte hiçbir cinli iblis onların kılıgına giremezken bu yaşananlar nasıl oluyor ispat yapıyorum derken kişi aslında hadise karşı geliyor bunun cevabını versin bakalım zati muhterem yolumuza taş atan kişiler.

Bizler bu yolda RABBİMİN izniyle neslerimizi gördük bir hayvan sıfatıyla hemen kaynagımız olan KURANDAN  AYETLE cevap verelim ENAM 47.AYET DEKİ HİÇ KENDİNİ GÖRDÜNMÜ.işte bize sıkıntı veren nefsimizi bizlere gösteriyor.Şanlı RESUL BUYURUYOR NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR.Şimdi bu hadis niye söylenmiş demekki kişinin nefsini bilmeden doğru yolu bulması mümkün değil .

NESLİHAN TAMER ADLI KİŞİ ÜVEYSLİK YOLUNDA İSPAT YAPICAM DİYE HADİS VE KURANI ÇİĞNİYOR HABERİ YOK.

Sıddıklık Mühürü konusuna gelince buda RABBİMİN vermiş oldugu lutuflardan sıddık demek sadık demektir elif gibi dimdik olup kuranın emir ve yasaklarına uymak demektir.

Rabbim kulum demiş mühürü vurmuş kim itiraz edebilirki.Neslihan tamer adlı şahsa göre bu kına gibi işaretleri cinliler vuruyomuş.

CEVAP VERELİM HEMEN AYETLE BAKARA SURESİ 138.AYET (ALLAHINA BOYASINA BAK ,(VAFTİZDE NEDİR) KİM ALLAHTAN DAHA GÜZEL BOYA VURABİLİRKİ.)kim vurabilir boyayı işareti kuluna tabiki RABBİM kuran ayeti herşeyi açıklamış başka söze gerek varmı.

KEVSER SUYU HAKKINDA OLMADIK İTHAMLARDA YAZILARDA BULUNMUŞ NESLİHAN TAMER ŞAHSI ÖNCELİKLE İNSAN BİRİ İÇİN KONUŞUYOSA ASLINDA KENDİ HALİNİ ORTAYA DÖKÜYORDUR SENDE NE VARSA SEN NASILSAN BAŞKASINIDA  ÖYLE GÖRÜRSÜN ÇÜNKÜ BİLMEDEN YAŞAMADAN ÖN YARGI İLE BAKMAKTAN BAŞKA BİŞEY DEĞİL ONUN YAZDIKLARI.KEVSER SUYU RABBİM TARAFINDAN BİZ ÜVEYSLERE VERİLEN HEDİYEDİR .BİZ BUNUN İSPATINI CANLI OLARAK YAPARIZ SAĞDAN SOLDAN BULUNAN YAZILARLA DEĞİL MUSLUKTAN AKAN YADA HAZIR SU HİÇ FARKETMEZ OKUNDUĞUNDA MOLEKÜLÜ DEĞİŞİYOR VE HERKES FARKLI TAT ALMAYA BAŞLIYOR VE ŞİFA OLUYOR KİŞİYE DÜŞÜNSENİZE AYNI SUDAN HERKES FARKLI BİR TAT ALIYOR BU RABBİM KATINDAN VERİLEN LUTUF DEĞİLDE NEDİR.HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLURMU DİYOR KURANI KERİM BİZLERE OLMAZ TABİ BİZ KEVSER SUYUNUN İSPATINI SİZLERE CANLI CANLI YAPMAYA HAZIRIZ.

VE AYRICA KEVSER SURESİNDE NEDİYOR BİZ MUHAKKAK BİZ SANA KEVSERİ VERDİK DİYOR VERİCEZ DEMİYORKİ AGAH OLALIM CANIM KARDEŞLERİM.ama kime veriyor RABBİ bilene ve birleyene.

Diger bir konu sabah akşam bizler Rabbimizi TEVHİTile  andığımızda marifet diliyle seni seviyorum Rabbim dediğimizde kuran ayetlerinde dediği gibi sabahın aydınlığında gecenin karanlıgında onu tesbih ettiğimizde kurana ve sünnetlere uyduğumuzda ,hayırda yarıştığımızda peygamber efendimiz sav aldığı dersler bittiğinde  kişi marifeti tamamladığında rabbi ona (ZATIN KENDİSİ DEĞİL CEMALİ ) CEMALİNİ gösterir.Kişiye kendisi olarak görünür daha farklı daha güzel.Bu durumuda şöyle açıklayalım Mevlana Hz. buyuruyorki beni gören RABBİ görmüş gibidir .Neden bu cümleyi kullandı MEVLANA HZ.şimdi mevlana hz.cinlendimi bende bunların açıklamasını bekliyorum çünkü o ŞEBİ ARUZU tamamladığında rabbi ona cemalini kendisi olarak gösterdi.

Evet  herşey KURANI KERİM kaynaklıdır marifet yolu üzerinde ,bizler için tarikattan ne farkları var demişler bizde şeyhlik yoktu,bizler bu yolda sadece levhalık yapabiliriz kimsenin kimseden farkı yoktur hepimiz aynı trenin yolcularıyız . Bizler FATİHANIN 4.AYETİNİ SANCAK ,TEVHİDİ BAYRAK EDİNDİK tüm sır burdadır işte onun için YAŞA VE GÖR denir  ama bu kelimeyede laf edenler oldu ARAŞTIR GÖR demişler peki soruyorum bir baş ağrısının nasıl olduğunuzu istediğiniz kadar araştırın tarif edebilirmisiniz ancak yaşayıp gördüğünüzde idrak edebilirsiniz.O yüzden sende gel yaşa gör SEVGİ ve AŞKI gör ,paylaşmayı gör,kuranı kerimi okumayı anlamayı gör ve Rabbinin sana verdiği güzellikleri YAŞA VE GÖR.KAYNAK İSTENİYORSA TEK KAYNAK KURANI KERİMDİR ANLAMAK İÇİN OKURSANIZ  ORDA TESBİHATI BULUCAKSINIZ.

Üveyslere İftira Atan NESLİHAN TAMER Kimdir ?

Onlarca profili olan bu şahsın tüm hesaplarını ifşa edicez

İftira Avcısı NESLİHAN TAMER profil fotosudur

Biz üveyslere her fırsatta çirkin iftiralar atmayı kendine meslek edinmiş olan NESLİHAN TAMER isimli şahsın bizi karalamak için hazırladığı asılsız iddialara cevabımızı bu platformdan sizinle paylaşacağız.. çünkü kendisi ile bu asılsız çirkin iftiralarına defalarca facebook üzerinden ve diğer platformlardan cevap verilmiş olsa da kendisi her defasında verdiğimiz cevapları silmekte ve bizi cevap veremez pozisyonuna düşürerek kirli emellerine ve eylemlerine devam etmiştir..  Defalarca söyledik ve izah ettik eğer davanda haklı isen ve dürüstsen silme sana olan cevaplarımızı .. Namert olma Mertçe çık karşımıza iftira atıp kaçanlardan olma mertçe tebliğ edip konuşanlardan ol ancak nafile .. Hiç bir zaman karşımıza çıkma cesaretini gösterememiş her daim arkamızdan konuşup iftira atmakla kendini mutlu etmeye çalışmıştır.

NESLİHAN TAMER …  onlarca farklı isimlerden hesaplardan kendine facebook hesabı açmış olan etrafındaki  para ile Allahın ilmini satan şarlatan üfürükçülerin lafı ile üç beş satır yazı paylaşabilen , paylaştığı yazıyı sorduğunda zerre bir fikri olmayan..  cahil ve işi gücü olmayan cahilin tekidir.. Kendisi etrafındaki şarlatanlar tarafından tabiri caizse gaz verilip maşa olarak kullanılmaktadır.. Neslihan Tamer isimli şahsa kendi akıllarınca yetki ve makam vermişlerdir 🙂 ve bizim aklı evvel Neslihan Tamer kişiside buna inanıp aklınca bu konuda bize saldırarak manevi kariyer planlamaktadır 🙂  Kafasına göre facebook platformunda bugün cuma hadi içimden geldi ilk yorum yazan 5 kişiye üst zikir vericem diyebilecek kadarda kendini şeyhleştirmiştir 🙂

Kendisini daha iyi tanıyabilmek için bizim kendini üst akıl sanan Neslihan Tameri zeka testine tabi tuttuk ancak sonucun bukadar düşük olacağını hakikaten bizde beklemiyorduk 🙂

Çünkü okadar nefsi ve hırsları ile hareket ediyorki.. gözünde adeta bir perde olduğunu şahsen görmüş olduk.. ve düşündük bukadar kör birisinin onun niyetini anlamak maksadı ile konuşturduğumuz ve niyetini kirli emellerini öğrendiğimiz zavallı şahıs bizleri farketmediğine göre.. bizim anlattığımız marifet ve üveysilik gerçeğini anlaması idrak etmesi hakikaten imkansız.. 🙂

Neslihan tamer her fırsatta kadın ve erkeğin aynı sohbet platformunda olmayacağını savunduğu halde… bize karşı zehrini zerk etmek niyeti ile planlar yaparken.. saatlerce kendi tarafında olduğunu sandığı erkekler ile gayet rahat ve arsız bir uslup ile sohbet etmiş planlar yapmıştır.. Hazırladığı planlara karşı bu çok abartılı ve ağır bir iftira olmazmı dediğimizde savaşta herşey mübahtır sen böyle söyle diyerek bizi aklınca ikna etmiş telkin etmiştir 🙂  Be Neslihan Tamer isimli zavallı kardeşim hain planlar yaparken namahrem kavramı değişiyormu senin kitabında 🙂

Gerçi bunların her biri ayrı münafık ve iki yüzlü.. ismini ve bilgilerini diğer makalemizde yayınlayacağımız diğer bir kişide … bizden bayan bir üveysimize yazışmalarında aynen şunları söylüyor. bu yazışmaları ekran fotoları ile yayınlayacağız önümüzdeki günlerde.. 🙂  bayan kardeşimiz diyorki.. sohbetlerinize gelip sizinle birebir konuşmayı çok isityorum. özel konuşamazmız.. bu beyfendide çok müslümanya 🙂 diyorki falanca gün sohbet var ancak sohbet kalabalık ve haremlik selamlık olacak.. o kalabalıkta olmaz ama sohbet dağıldıktan sonra oturur biryerde sohbet ederiz diyor 🙂 şimdi soruyorum size … bu münafıkların bu iki yüzlü sahtekarların söylediklerine nekadar itibar edebilirsiniz… BİZ ÜVEYSLER YA GÖRÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ OLURUZ .. YADA OLDUĞUMUZ GİBİ GÖRÜNÜRÜZ..  kimseyi olmadığımız bir hal ile etkilemeye çalışmayız.. özetle … BİZİM İÇİN KUL NE DER DEĞİL… ALLAH VE HABİBİ NE DER ? Diye düşünür ve bu hal üzerinde yürürüz…

HER HANGİ BİR PLATFORMDA ADIMIZA YAPILAN KARALAMA KAMPANYALARINA HAKARETLERE VE İFTİRALARA SİTEMİZDEN CEVAP VERECEĞİZ..  ÜVEYSLER HAKKINDA OKUDUĞUNUZ YAHUT DUYDUĞUNUZ ASILSIZ İFTİRALARI VE SUÇLAMALARI TARAFIMIZA SORMAKTAN , BİLGİ ALMAKTAN VE BİLDİRMEKTEN LÜTFEN ÇEKİNMEYİNİZ..